Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Ağustos 2000

Sezer kararnameyi ne yapacak?

ismet.berkan@radikal.com.tr
Yaz günlerinin habersizliğinin etkisinde kalan Türk basını, manşetlerini doldurmak için çareyi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in muhtemel davranışlarıyla ilgili papatya falı açmakta buldu.
Konu da, devlet memurlarının disiplin kurulu kararı ve bakan onayıyla memurluktan atılmasını kolaylaştıran yasa gücünde kararname. Ben dahil bu konuda görüş serdetmeyen siyaset yazarı kalmadı gibi bir şey. Herkes kendi meşrebine göre Cumhurbaşkanı Sezer'e bir davranış yakıştırıyor. Kimimiz 'Kesin imzalar, Sezer laik devletten yana' diyor, kimimiz 'Hayatta imzalamaz, çünkü bugüne kadar hukuku savunageldi' diyor.
Tabii bu iki cümleden oluşan spekülasyon kısa zamanda tükenmeye mahkûm.
O yüzden yaratıcılık devreye giriyor, bazı teknik gerçekler bile çarpıtılıp mesela 'Kararnameyi imzalamaktan başka seçeneği yok' denebiliyor.
Kimse kendini Cumhurbaşkanı'nın yerine koyma yetkisine sahip olmadığına göre, tahmin oyunu oynamaktansa siyasi analiz yapmak en doğrusu.
Siyasi analiz denince de ilk akla gelen, hükümetle Cumhurbaşkanı arasında, hatta giderek 'derin devlet'le Cumhurbaşkanı arasında ciddi bir çekişme olduğu sonucuna varılabilir. Başbakanlık tarafından son haftalarda üst üste yapılmakta olan kararname savunmalarını böyle yorumlayan arkadaşlarımız var.
Başbakanlık tarafından yapılan savunma açıklamalarının bizatihi kendisi zaten kararnamenin hukuken ne kadar savunulamaz olduğunun kanıtı gibi görülebilir belki ama sırf bu savunma açıklamalarına bakarak 'Çatışma var' demek bana ileri bir yorummuş gibi geliyor.
Henüz su yüzüne çıkmış bir çatışma yok ama çatışmanın kokuları geliyor.
Şu aşamada Ahmet Necdet Sezer konuşmadığı ve yazılı açıklama da yapmadığı için tam olarak ne düşündüğünü bilemiyoruz ama Başbakan Bülent Ecevit'in konuyla ilgili açıklamasında sarf ettiği cümleler, Cumhurbaşkanı'nın kararnameyi imzalamak istemediği sonucuna varmamızı kolaylaştırıyor. Sezer'in geçmişiyle çelişmek istemediği anlaşılıyor.
Biliyorsunuz kararnameler veto edilmez. Ya imzalanır ya imzalanmaz. Kararname Köşk'e 22 Temmuz'da ulaştı. Bu sabah
17. güne girilmiş olacak. Ancak bugüne kadar kararnamenin imzalanmamış olması bundan sonra imzalanmayacağı anlamına gelmeyecektir. Yetki kanununda öngörülen altı aylık sürenin sonuna kadar herhangi bir gün Sezer imzasını atabilir. Öte yandan hükümet Cumhurbaşkanı işi sürüncemede bırakacak olursa kararnameyi geri çekebilir. Bu da henüz gerçekleşmiş değil, hatta Başbakan Ecevit hükümetin böyle bir düşüncesinin olmadığını da söyledi.
Kısacası kararname meselesi büyük bir hızla bir sorun olma yolunda ilerliyor. Hükümet kararnameyi hazırlayan taraf olarak kendini bu metni savunmak zorunda hissediyor ama gerçekte kararnamenin imzalanmaması Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay'ın arasına soğukluk girmesine neden olabilir, çünkü hepimiz biliyoruz ki gerçekte kararnameyi askerler talep etti.
Aslında tek başına böyle bir kararnamenin hazırlanmış olması bile
devlet memurlarının statüsü konusunda bir tartışma başlatılmasını gerektirirdi. Ama biz memurların özlük hakları ve çalışma koşulları konusunda tartışmak yerine onlara 'Ben seni suçlayıp işten atayım, sen git sonra mahkemelerde suçsuz olduğunu ispatlamaya uğraş' diyerek hukukun temel prensiplerini ters yüz etmeyi tercih ediyoruz.
Bu kafayla gittikçe daha çok çatışmalar ve krizler yaşarız.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.