Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Ağustos 2000

Barış içinde birlikte...

Cumartesi akşamı saat on bir sıralarında ne yapıyordunuz? Ben size İstanbul halkından yaklaşık beş bin kişinin o sıralarda ne yaptığını memnuniyetle söyleyebilirim. Memnuniyetle, çünkü ben de onlardan biriydim. Biz hepimiz, güzel bir akşamda Açıkhava'da oturmuş, Kardeş Türküler'in konserine katılmakla meşguldük. Söyledikleri türküler hangi dilden olursa olsun... Sonuçta hepsi aynı yerleri, aynı tarihi, iklimi paylaşmış türkülerdi çünkü. Kardeş halkların kardeş türküleri...
Açıkhava'da her cinsten iyi konserler dinledim, icracılar ile seyircilerin birçok kez birbirine denk düştüğüne rastladım. Ama hiç Kardeş Türküler'in konser gecesindeki gibi bir seyirci görmedim. Onları tanıyorlardı, peşinen seviyorlardı, belli ki Kalan Müzik'ten çıkan iki kasetlerini de ('Kardeş Türküler', 'Kardeş Türküler Doğu') defalarca dinlemişlerdi. Her parçanın anonsunu, ya da ilk notalarını alkışla karşıladılar, tempo tutup oynadılar, "Bir daha!" faslından hemen önce halkların kardeşliği konusundaki temennilerini yüksek sesle dile getirdiler. Yorulan ekibin bir taneden fazla 'bir daha' yapmayacağı
ışıklar yanmasıyla anlaşılınca da, kalkıp evlerine gittiler. O gece kimsenin o mekânı yüreği bir nebze dağlanmadan terk ettiğini sanmıyorum. Ama çok da eğlendik ve mutlu olduk. Evet, hiç böyle bir seyirci görmemiştim. Ama sahnedeki müzisyenlerin benzerine de pek pek rastlamadım. Anlatmaya 'muazzam' gibisinden sıfatlarla başlayabilirim. Onlara karşı duygularımı, hayranlıktan da öte şükranla ifade edebilirim belki (Ayrıca, kaliteli konserlerden oluşan programında Ertaş, Oğur, Ortaçgil'e yer veren Most Production'a da teşekkür borçluyuz). Kendine Kardeş Türküler adını veren Boğaziçi Üniversitesi kökenli grup, müziği kurcalamaya ilk kez Anadolu türküleriyle başlamadı. Oraya başka yerlerden geldiler, gelince de uçsuz bucaksız bir hazineye çattıklarını fark ettiler. Araştırmaya, öğrenmeye, çalıp söylemeye koyuldular. Her elden (ikinci kasette, Doğu ve Güneydoğu'dan) muhtelif dillerde türküler çağırdılar: Türkçe, Kurmanci, Ermenice, Sorani türküler. Gürcü, Makedon şarkıları, Çingene şarkıları, Laz halk şarkıları, Arapça, Zazaki türküler. Bu yıl birçok 'ilk'i gerçekleştirdiler. İlk açıkhava konserleri, cumartesi akşamki konserdi. İlk kliplerini
'Kara üzüm habbesi'ne çektiler. 'İnsanlara, kendilerine ve kimliklerini doğru bir biçimde anlatmak' için, klibi iki dilli yaptılar: Türkçe ve Kürtçe. Hiçbir TV kanalı klibi yayınlamadı.
Müziklerinin insan üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu tarif etmek neredeyse imkânsız, dinlemek şart. Sadece kaset bile yeterli değil. Tam vurgun olmak için, Kardeş Türküler'i bir konserde görmek ve dinlemek gerekiyor. Anlatamayacağımı biliyordum zaten. Otantikten öte, hakiki bir şey yapıyorlar, yer yer değiştiriyorlar ama bozmuyorlar. Türkülerin moda olması onları hiç ilgilendirmiyor. Siz en iyisi, daha önce dinlemedinizse, işe Kardeş Türküler kasetlerinden başlayın.
Olur a, belki sonra da bir konsere denk gelirsiniz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.