![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Üslup sahibi bir 'vicey'TGRT'de ekrana gelen Öykü Serter, Amerikan kültür ve edebiyatından sonra ikinci üniversite eğitimini Latin edebiyatı üzerine yapan, program metinlerini kendi hazırlayan farklı bir sunucu GÖKSAN GÖKTAŞİSTANBUL - Evvela şunu söyleyelim. Öykü Serter 'sizin bildiğiniz vicey'lerden değil. Kendisi en başta 'cümle kurabilme' yeteneğiyle diğerlerinden ayrılıyor. Bununla da yetinmiyor, Türkçe'nin derinliklerine dalıyor. Dil üzerine kafa yoruyor. Bazen 'Osmanlıca'ya göz kırpıyor. İcra ettiği sunuculuk mesleğini de kendi bulduğu tabirle 'sunar kişi' olarak tanımlıyor. İzleyicilerine 'izlek' diyor. Email'i 'ismayıl' olarak Türkçe'ye adapte ediyor. 'Harbi' tarafı daha ağır basıyor bazen. Dozajında kullandığı argoyla 'delikanlı hatun' imajı çiziyor. Uzun lafın kısası kendisi 'üslup' sahibi, meslektaşlarından hayli farklı ve de güzel bir arkadaş. Son beş haftadır TGRT ekranlarında hafta içi 15.30-17.30 saatleri arasında 'Öykü'den Sonra' programını sunan Öykü Serter, Show TV'de yayımlanan 'yabancı müzik' programı '5'te 5'le adından söz ettirmişti. Serter'in bir mahareti de program metinlerini kendisinin yazması... Zaten kendisine transfer teklif edilmesi de bu vesileyle oluyor. TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal, Öykü Serter'in yazdığı metinleri beğeniyor ve aynı dili kullanarak özel haberler yapmasını istiyor. Bir süre özel habere takılan Öykü ardından canlı yayın tecrübesi kazanmak için Öyküden Sonra'ya geçiyor... Nereden geliyor bu üslup, bu dil.... Ben Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Ebebiyatı mezunuyum. Şu anda da İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı'nda okuyorum. Dolayısıyla dile karşı özel bir ilgim var. Türkçe üzerinde kafa yormayı, derinliklerine dalmayı, hatta kelimeler türetmeyi de seviyorum. Babamın bana armağan ettiği bir 'Osmanlıca-Türkçe' sözlük var. Boş vakitlerimde açıyorum. Benim hoşuma giden, insanların da bir yerlerden kulak aşinası olduğu kelimeleri not ediyorum bir yerlere. Mesela hayal kurmak yerine 'tahayyül etmek' çok daha hoş geliyor kulağıma. Murathan Mungan'ın son kitabını okuyorum. Onun da bulduğu çok hoş sözcükler var. 'Fütursuz bir kendiliğindencilik' diyor mesela. 'Eksiklemek' diyor... Çok hoş. Bu tip şeyler benim ilgimi çekiyor... Sizin de bulduğunuz kelimeler var. İzleyiciye 'izlek' diyorsunuz... O benim '5'te 5' programında kullandığım bir kelimeydi. İzlemek kökenine inip ne bulabilirim diye düşündüm. 'İzlek' patika anlamına geliyor. Herkesin kullandığı yoldan ziyade, Proust'un da söylediği gibi 'az bilinen yolu tercih edelim mümkünse' diyerek bir patikaya sapalım istedim. Biraz felsefi bir durum yani... Açılırsak boğulabiliriz... TGRT'de önce özel haberler yaptınız. Haber metni yazmakla, müzik programı metni yazmak arasında ne gibi farklar var. Hangisi daha zor sizce?.. Tabii ki haber metni yazmak daha zor. Görüntüye göre yazıyorsunuz çünkü. Zamanı tutturmanız gerekiyor. Ben iki dakika süren metin yazmışım. İçerden bu '50 saniyeye inecek' diyorlar. Hayda, kısalt bakalım kısaltabilirsen. O yüzden müzik programı metni yazmak bence daha zevkli ve kolay. Meslektaşlarınız hakkında ne düşünüyorsunuz. Sözümüz meclisten dışarı: Halk arasında 'Vicey beyinli' gibi tabirler kullanılmaya başlandı... Ne yazık ki çoğu arkadaşta cümle kuramama gibi bir durum var. 'Klip olayına giriyoruz' falan gibi bir kestirmecilik. Cümlenin sonunu getirememe durumu. Bence her 'vicey' kendi bacağından asılır. Kaldı ki ben kendime 'vicey' demiyorum. Sunucuyum. Hatta kendi bulduğum tabirle 'sunar kişi'yim. Batı'da vicey'lik çok saygın bir iş. Hepsi inanılmaz müzik bilgisine sahip.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||