Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Ağustos 2000

Şimdi gençler eleştiriyor

ERDAL DOĞAN
İSTANBUL - Edebiyat ortamında, bir dergi çıkarmaktan daha zordur,
o dergiyi yaşatmak. Yanınıza büyük bir kurumun desteğini de almamışsanız, derginin uzun süre yaşama şansı, çıkan her sayıyla birlikte giderek azalır. İşte böyle bir ortamda 50. sayısını okurlara ulaştırdı Edebiyat ve Eleştiri dergisi. Üstelik bu sayısında yıllarca yazılarını okuduğumuz eleştirmenlerin eleştiri anlayışlarının tek tek irdelendiğini ve aynı zamanda eleştirildiğini görüyoruz. İlginçtir bu incelemeleri yapanlarsa henüz edebiyat fakültelerinde okuyan gençler. Zoru başarmak yolunda sıkı bir mesai harcayan derginin yayın yönetmenlerinden Ahmet Yıldız'la yayın serüvenlerini ve bu özel sayıyı konuştuk.
Edebiyat ve Eleştiri dergisinin 50 sayılık serüvenini kısaca nasıl değerlendiriyorsunuz?
Serüven olduğu doğru ve heyecanlı bir tespit. Ama doğrusu, bu serüveni şimdi nasıl yaşadığımızı açıklamak çok zor. Çünkü, dergi çıkarmak, onun mutfağında olmak aynı zamanda hızla yaprakları koparılan bir takvime benzemek gibi bir şey. Her sayı bir sonraki sayıyı çağırdığı gibi, kendi zamanının içine bizim zamanımızı hapsediyor. Ama yine de bu hız tanımının dışında bir şeyler söylemek istersek, 90'lı yılların politik bulanıklığı içerisinde birkaç kişi yolumuzu aramak istiyorduk ve 'Edebiyat ve Eleştiri' dergisini çıkarmaya başladık.
Edebiyatımızın Ankaralı bir dergisi Edebiyat ve Eleştiri. İstanbul'dan da dergiye yazılar geliyor sanırım.
Şarkıcı Mazhar Alanson, bir söyleşisinde Ankara'da yaşamayı tercih etmesinin nedenini, bu kentin sterilize olmasıyla açıklıyordu. Sanırım edebiyat açısından da bu geçerli. İstanbul'da yaşayan birçok ünlü yazardan Ankara'ya ve Ankara'daki edebiyat ortamına tırnak içinde temizlik sorunsalı temelinde gıpta ettiklerini açıklayan telefonlar alıyoruz. Ankara, bu ülkenin kuruluşunda da tertemizdi. O temiz insanlar hâlâ var. Ama medyanın dağıtım ve tanıtım olanaklarına uzak olmak bizim için handikap elbette. Ama edebiyatın kentleri ve ülkeleri aşan bir gücü var. Bu da bizim için yeterli.
Son sayınız; eleştirmenlerin incelendiği bir sayı bu. Üstelik ünlü eleştirmenlerimiz üstüne yalnızca genç isimlerin yazdığını görüyoruz, neden?
Türkiye edebiyatında yaşlı bir-iki eleştirmen dışında bizim için kayda değer bir şey yok.
Kim bu yaşlı bir iki eleştirmen?
Fethi Naci, şimdilerde yazmayan Selahattin Hilav ve pek de yaşlı olmayan Semih Gümüş ve Feridun Andaç. Bu sayıda yazan gençlere gelince; genç eleştirmenler sistemin dışında, düşüncelerini ve eleştirilerini serbest, kurumsal yapıdan, hiçbir alacak-verecek hesabı içinde olmadan yazabiliyorlar. Bu, bizim dergi için su ve hava gibi yaşamsal bir şeydir. Bilkent Üniversitesi'nde sayın Talat Halman ve Süha Oğuzalp'in başkanlığında çalışmalar yapan Türk edebiyatı yüksek lisans öğrencilerinin bakış açıları bizimle uyum içerisindeydi. Gençlerin bu enerjileri, dergimizin istençlerine ve arayış içersinde geçen yıllarına
uyum sağladı. Burada, katkıda bulunanların hepsine teşekkür ediyoruz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.