![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Ara malı üretiminde hızlanma var Yılın ilk altı ayındaki sanayi üretimi gelişmelerini değerlendirmeyi sürdürüyorum. Çıkan kısmın özeti şöyle: İlk altı ayda, sanayi üretiminde, 1999'un aynı dönemiyle karşılaştırıldığında, yüzde 3.4'lük artış gerçekleşti. ilk bakışta, bu rakamlara dayanarak bir canlanma olduğunu söylemek zor. Ancak, bu kanı daha ayrıntılı bir incelemede değişiyor. Rafine edilmiş petrol ürünleri sanayiinde yaratılan katma değerin, toplam sanayi katma değeri içinde önemli bir ağırlığı var. Öyle anlaşılıyor ki, bu sektördeki büyük üretim azalmasının arkasındaki nedenler, diğer sektörlerdeki üretim gelişmelerine damgalarını vuran nedenlerden çok farklı. Dolayısıyla, mevcut ekonomik programla bir bağlantı kurabilmek amacıyla, bu sektör dışında kalan üretim artışına bakmak gerekiyor. Bu durumda, üretim artışı yüzde 8'e ulaşıyor ve bu da iç talebin canlı olduğunun bir göstergesi.Başka göstergeler de var. Ana metal sanayii ile plastik ve kauçuk ürünleri imalatı sanayii üretimlerinde ilk altı ayda yüksek üretim artışları gerçekleşmiş. ilkinde üretim yüzde 10.9, ikincisinde ise yüzde 21.4 oranında artıyor. Her iki sektörün ortak özelliği, genellikle ara malı üreten sektör olmaları. Diğer sanayi kollarına girdi sağlama açısından bir diğer önemli sektör de metalik olmayan diğer mineraller sektörü. Bu sektörün ilk altı aylık üretiminde azalma var. Ancak, haziran üretimi, 1999'un aynı dönemine göre önemli miktarda artmış durumda. Bu artışlar, şu anda zaten hızla büyümekte olan makine imalat ve otomotiv sektörlerinde bu büyümenin önümüzdeki dönemde de süreceğinin göstergesi. Tabii ki, salt bu göstergeden yola çıkıp bu yargıya varmak, sadece çok kısa vade için doğru olur. Öte yandan, anketlerdeki iyimser hava Haziran ayında da sürdü. Yine TCMB'nin İktisadi Yönelim Anketi'ne bakıyoruz. Sanayi dalındaki genel gidişat sorusunu 'daha iyi' biçiminde yanıtlayan özel sektör firmalarının toplam içindeki payı 'daha kötü' şelinde yanıtlayanların çok üzerinde. Sanayi üretimindeki dalgalanmalarla iyimser-kötümser farkındaki gelişmeler arasında yakın bir ilişki var. En son 1999 temmuzunda kötümserler ağır basıyordu ve aradaki fark -3.1'di. Bu fark, mayıs ayına kadar sürekli iyimserler lehine değişti; Ağustos 1999'da 2.7 oldu ve sonra sürekli artarak Nisan 2000'de 41.7'ye ulaştı. Son iki ayda ise bu rakamlarda bir miktar düşme yaşandı: 39.7 ve 32.3. Ancak, bu düşme, kötümser oranındaki artıştan kaynaklanmıyor. Kötümserlerin oranında bir değişme yok, iyimserler azalırken, 'aynı' diye yanıtlayanların sayısı artıyor. Önemli olan eğilimin ne olduğu, anlık iniş çıkışları fazla önemsememek gerekiyor. Bu nedenle, ilk altı aylık gelişmeler, aylık gelişmelere kıyasla daha önemli. Bunu unutmadan, yine de tekstil sektöründe yılın ilk beş ayındaki hızlı üretim artışının ardından, haziran ayındaki cılız performansın altını çizelim. Umarız, geçicidir ve bir eğilim değişikliği sinyali değildir. Sonuç şu: İç talep canlı. İç talepteki canlılığın asıl önemi sanıldığı gibi enflasyon açısından değil. Kronik enflasyonlu ülkelerde, enflasyondaki düşmeyi geciktiren çok daha başka unsurlar var. Bunları çok tartıştık, şimdilik geçelim. Talepteki canlılığa dikkatlerimizi yoğunlaştırmamız gereği, bu canlılığın cari işlemler dengesine olan olumsuz etkisinden kaynaklanıyor. Unutmayalım ki programın zayıf halkasını döviz dengesindeki bozulma oluşturuyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||