Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Ağustos 2000

Sabaha doğru 03.02'de

hdevrim@hurriyet.com.tr
Bugüne kadar gazete sayfalarında rastladığınız belki hiçbir yazıyı bu kadar benimsemediniz; böylesine hüzünle ve coşkuyla, kararlılıkla ve heyecanla, ama içinizde duyarak okumadınız.
17 Ağustos Etkinlikleri Çalışma Grubu'nun bildirisinden söz ediyorum.
Hangi gazeteyi okursanız okuyun, hepsinde yer aldı bu bildiri; üç sütuna tam boy resmî ilan havasında; dünkü Radikal'in 10'uncu sayfasında, sol taraftaydı.
Üstünde "Uyuma Türkiye, Ben Uyumuyorum" yazılı bir amblem yer aldığı halde, resmî ilanları andıran bu metin gözünüzden kaçmış da olabilir.
Okuyun!

   - 45 saniyede, 45 yılda öğrenemeyeceğimiz kadar çok şey öğrendik;

   - O gece anladık, insanları depremin değil vahşi betonlaşmanın öldürdüğünü;

   - Cinayeti "daha çok kâr" anlayışının, rüşvetin, sorumsuzca atılan imzaların işlediğini o gece öğrendik, diye başlayan ve:

   - Deprem riski hâlâ beton bir kılıç gibi sallanıyor tepemizde, diye devam eden.

   - Yurttaş olmanın, yardıma koşmanın, hesap sormanın sırrına erdik. 17 Ağustos gecesi keşfettiğimiz o yurttaşlık bilincini, o sivil enerjiyi, şimdi hesap sormak, her şeyi yeniden kurmak, yaraları sarmak ve yeni depremlerden korunmak için seferber etmek zorundayız.
*   *   *

Çok büyük bir acıyı dile getirse de, birlikteliğini daha çok hissetmeye başlayan Türkiye'nin sesidir bu; son yıllarda zaman zaman duyup heyecanlandığımız. Sabahın üçünde televizyonların, kolay ağlayan yaşlıları çok üzeceğini bile bile, elemli ayine katılmaya hazırız. Bize göre içinde ümit ışıkları da var.

Anket
"Türkiye'nin en güvenilir kurumu hangisidir?" sualine verilen cevap hiç değişmiyor:

   - Türk Silahlı Kuvvetleri! (Kısa ifadesiyle Ordu.)
Bu değişmez "eğilim kaidesi"nin üstüne abideleştirilmek istenen düşünceler, yorumlar oturtuluyor. Yanlış! O yönde doğru bilgi edinmek için suali değiştirmek lazım:

   - Ordu'nun siyasete karışmasına taraftar mısınız?
Farklı cevap alırsınız.

Dil Yâresi
Cinsel terimler konusuna Prof. Hüsrev Hatemi Bey dostumla devam ediyoruz.
O diyor ki:
"Bilim adamı dediğiniz kişinin dilimize saygısı mizah sevgisinden geri kalıyor. Ölülere leş denmez. Leşcinsel, leş gibi bir deyim. 'Nekrofili' kelimesi 'seksüel' ile bitmediğine göre ölüsever, denebilir; cinsel 'seksüel' karşılığıdır, 'fili' ise sever demektir. İtcinsel de mizahî bir deyiştir; 'zoofili' yerine kiksever dersek hayvanları koruma dernekleri üyelerini sakınmış oluruz.
"Kik, eski Türkçe'de 'hayvan' demektir. Mazoşist, bir kişi adı olan Masoch'tan geliyor; değiştirilmemesi gerekir. Sade'-ın adından sadist gibi.

Bizim sirkin aslanları
Televole yıldızlarından Sibel Can, evrakta sahtecilikle suçlanan kocası Sulhi Aksüt'ün "cezaevinde aslan gibi yattığını" söyleyerek bizi ferahlattı.
Reha Muhtar'a öfkelenerek, nikâhsız birlikte yaşadığı Derya Tuna'ya ekranda yüksek sesle "Boş ol!" diye böğüren İbrahim Tatlıses, ertesi gün alçak sesle "Amerikalı Derya Tuna, aslanlar gibi evine gelecek" müjdesini verdi.
Deplasmanda Denizlispor'u Hagi'nin frikik golüyle 1-0 yenmeyi becerebilen Galatasaray takımı, Radikal spor servisince "Aslan spora değil skora bakıyor" diye ayıplandı.
Bunlar son günlerde görüp işittiklerimiz. Aslında bizim sirkin aslanları elbette saydıklarımdan ibaret değil.
Dokuzuncu'nun yeğeni Yahya Murat Demirel var mesela. Dönerayak amcasının da yüreğini kaldırdı ve adamcağıza "Sonu kötü olur!" kabilinden densizlikler ettirdi amma, hamdolsun askerlik görevini "aslanlar gibi" tamamladıktan, bir saldırıyı hafif sıyrıkla atlattıktan, Ankara'dan özel uçakla gönderilen iki karpuzu afiyetle mideye indirdikten ve peşindeki bankazedeleri şaşırtmak için üç dört kere özel uçak ve özel helikopter değiştirdikten sonra, her neredeyse evine avdet etti.
Hülya Avşar'ı unutmayın. Eşinin yokluğunda "biriciklenmeye" yeltelenen kocası Kaya Çilingiroğlu'na ağzının payını aslanlar gibi verdi; hem de Rumelihisarı konserinde, cümle âlemin gözü önünde.
Ankara geri kalır mı, furyadan o da payını aldı. Devlet yönetiminde hukukun üstünlüğü ilkesine aslanlar gibi karşı çıkarak, "Ya at imzanı ferahlat bizi, ya da devlet krizi!" diye kükreyenler oradaydı.

Alıntı
Metin Toker anlatıyor:
"Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, ben bu devletin başıyım, dedi. Varılmış bir kararı ben nasıl bozarım? Ayrıca, liderlerin doğruyu söylemediklerini nasıl açıklarım?"
"O zaman ona saygı hudutlarını aşmaya iten bir sinirlilikle, aşırı hırçın şekilde saldıran Demirel'di. Bugün aynı işi, aynı şekilde Ecevit deniyor" (Milliyet, 15 ağustos).


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.