![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
4 mevsimlik kadın YİNE kazandı! Magazin 'gündemimize' bomba gibi düşen bir diğer hadise ise Hülya Avşar'ın kocası Kaya Çilingiroğlu tarafından ele güne karşı, bir adet daha, boynuzlanması idi. Şimdi burda hadisenin önemi, herkesin önünde cereyan etmesi... Zira Hülya Avşar'ın sistematik bir boynuzlanma kurbanı olduğu, Sağır Sultan'ın dahi bilgileri dahilinde. Ama son model çekirdek ailenin saadeti, ahir zamanlarda, genişletilmiş ailenin ayakta kalma sırrıyla aynı formülü paylaşıyor: 'Kol kırılır yen içinde kalır.' (Dayaklar yenir, ihanetler sineye çekilir; yeter ki, cümle âlemin önünde olmasın bunlar Yarabbim, anlamında.) Evet, 'değerli eş' yüzlerce kişinin önünde Biricik Suden'le yiyişmiş, basiret sahibi medyamız bu doğal sarışını Milli Yuvayıkıcı ilan etmiş, şahsiyetli koca karısını yüceltmenin yolunu 'öbür kadını' aşağılamakta bulmuş (çok aşağılık bir yöntem, aynen Kaya Bey'e yakışan) herkes soluğunu tutmuş Türkiye'nin En Güzel, En Başarılı Kadını'nın ne yapacağını beklemişti. Türkiye'nin En Güzel Kadını hem buna (bu titre yani), hem de Türkiye'nin En Akıllı Kadını olduğuna yürekten inanıyordu. Yakın zamanlarda Aksiyon Dergisi'ndeki röportajında kendini Atatürk ve Turgut Özal'la aynı ligde gördüğünü ilan etmiş, zekâsı, kültürü, harikulade kişiliği üstüne atıp tutmuştu. Türkiye'nin En Güzel ve En Akıllı Kadını olduğuna dair saçma sapan bir kendin pişir kendin ye iddiaya esir düşmüş bulunan Hülya Avşar, aklını 'konuşturdu'. Magazin kalemlerinin 'İşte kadınlık bu! İşte akıl bu!' tezahüratları arasında, önce zaman kazandı. Kocası maçtaydı. Profesyonel bir Beşiktaş seyircisi olan eş (Kaya Bey'in ne işle iştigal ettiği meçhul), maçtan dönsündü, kendisiyle görüşülecekti. Bu arada çelik sinirlerle, alameti farikası olan imitasyon neşeden taviz verilmedi. Aslında Hülya Avşar herkesten çok Süleyman Demirel'i andırıyordu. Koca, ilk iş Öbür Kadın hakkında çirkin çirkin konuştu. Yakışırdı! 16-17 yaşından beri bu âlemdeydi. Her ne kadar artık literatürde 'Mustafa Koç'un Best Friend'i' olarak geçse de, golf oynayan, stil sahibi, Prof. çocuğu olarak ambalajlansa da, Kaya Çilingiroğlu daha 19 yaşında bir gazeteciyi döverek komaya sokmuştu. Hafızaları sonsuz bir kısa devre halinde olsa gerek, bu çiftin yalakalığını üstlenmiş bulunan magazincilerin, tarihi hakikati aklından çıkarmamasında fayda vardı. Çekirdek aile oturdu konuştu. Kızlarının mutluluğu, Hülya Avşar'ın prestiji: market değeri filan felan için olsa gerek, evliliğin devamı karara bağlandı. Bu kutsal kararın ardından rahatlamış bir Hülya Avşar çıkıp Biricik Suden'e hakaretler yağdırdı. Ortada böööle bitakım kadın tipleri vardı. Bunlar evli erkeklerin saadetlerine bir nevi vampir gibi musallattı. Kötü emellerine, özellikle yaz mevsiminde kavuşuyorlar, karıları otel açılışına filan mı gittiler, erkeklerini baştan çıkarıyor, sonra da avuçlarını yalıyorlardı. Zira Hülya Avşar ve diğer değerli eşler Kürkçü Dükkânı'ydılar. Nitekim Kaya Çilingiroğlu, bir-iki yaz önce de Bodrum'da bir barmaidle basılmış, sonra aynen Dükkânı'na dönmüştü. Başka bir kadın hakkında tüm bu çirkin konuşmaları yaparken Hülya Avşar, Tanju Çolak'la adam evliyken yaşadığı iki yıllık şiddetli aşkı unutuyor olsa gerekti. Bir dönem İbrahim Tatlıses'le aşk yaşamıştı. O zamanlarda, İbrahim Tatlıses'in Kürkçü Dükkânı şimdilerde dükkânı kapama ya da büyütme arzusunu dile getirmiş bulunan Derya Tuna'ydı. Ayrıca Hülya Avşar'la evli bulunan, yani ona karşı bir taahhüdü var ise yerine getirmesi gereken taraf Kaya Çilingiroğlu idi; Biricik Suden değil. Yani bayramlık ağzını açması şartsa Hülya Avşar'ın, bunun muhatabı maçtan dönmüş bulunan kocası olmalıydı. 'Diğer Kadın'dan ziyade. Hülya Avşar tribünlere oynuyordu. Yaz Bekârı kocaları ayartan tüm o adi kadınlara işte ağızlarının payını böyle verirdi. Onun resim koleksiyonu vardı. O, tenis oynuyordu. Daha birkaç hafta önce Çevik Bir'le maçı vardı. O, Mustafa ve Caroline Koç'un aile dostuydu. O, 'aydınlarla' oturup yemek yemezdi. Onlar da kimdi? O, tiyatro 'yapmıştı'. Bu kış da bir müzikal 'yapacaktı'. O, el attığı her işten alnının akıyla çıkmıştı. Bu evlilikten de çıkacak ya da çıkmayacaktı. Hani 'kadın pedi' reklamında split (bölünmüş) bir Hülya Avşar izliyoruz. Maçtan dönüp diğer Hülya Avşar'lara bağırıyor: "Kızlar! YİNE kazandık," diye. Şu Hülya Avşar'ları bir adet Hülya Avşar'a indirse, indirebilse o kadar rahat edecek ki Hülya Avşar. Önce KENDİNİ bulacak. Kendini bulunca da, tüm bu manasız, tribünlere, kazanılan maçlara, hiç de değmediğini anlayacak. Bunun bir oyun değil, bir hayat olduğunu. Kendi hayatı olduğunu, üstelik.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||