Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Ağustos 2000

Yüzüğün efendisi

Uzay, insanoğlunun önündeki en büyük, en ilginç ve bilinmezlerle dolu keşif alanı olarak önemini giderek artıracak belli ki... Gözlerimiz, çoktandır o sonsuz karanlığın değişik noktalarına dikilmiş durumda ve bir yandan da türümüzle ilgili gelecek tasarımları üretip duruyoruz. 'Gelecek yok-No future!' diyenlerin sayısı da hayli fazla, sigorta reklamında olduğu gibi 'Gelecek de bir gün gelecek...' diyenlerin de. Ve bilimin uzayda attığı her 'küçük' adımın sanattaki karşılığı neredeyse ışık hızıyla 'uçuş'a denk geliyor.
Yönetmenliğini Don Bluth ve Gary Goldman'ın üstlendiği 'Dünya'dan Sonra' 3028 yılına götürüyor bizi. Girişinden itibaren karamsar bir gelecek tablosu çizen ama sonunda 'uzayda çiçekler açtırarak' mutlu sonla kucaklaşan bu animasyon örneği, Asimov türü bilimkurgunun beyazperde karşılıklarından biri niteliğinde. Yani içerik itibarıyla oldukça yüzeysel... Kuşkusuz yine de 'parlak' bir yüzeysellik söz konusu olan. Espri olarak 'Yıldız Savaşları' serisinin izinden gidilmiş. Matt Damon, Drew Barrymore, Bill Pulmann gibi ünlü
oyuncuların seslendirme yapması, Türkiye'de değilse bile filmin gösterildiği diğer ülkelerde epey dikkat çekmiş durumda. Gördüğümüz kadarıyla küçüklerden çok büyüklerin ilgisine mazhar olan, zaman zaman animasyon olduğunu unutturacak kadar başarılı görüntülere sahip bir film 'Dünya'dan Sonra'. Kendi adıma çok keyif alarak seyrettiğimi söyleyemem, daha çok canlandırma sineması üzerine bir 'etüt' niyetine tükettim ve her yönden çok daha başarılı örneklerle karşılaşmış olduğumu düşünmeden edemedim.
3028'de başlayıp 3044'de sona eren serüven, dünyamızın başına musallat olan ve sonunda gezegenimizi yok eden uzaylı tür Drej'lere karşı mücadele ekseninde gelişiyor. (İnsanlığın gelecekteki düşmanlarının, günümüzün 'Drej'lerinin evrim geçirmiş torunları olup olmadıklarını bilmiyorum!) Saldırı oluyor, kaçanlar uzaya dağılıyor ve gelecekte yeni bir gezegen yaratabilecek güce sahip dev uzay gemisi Titan, kahraman bir pilot tarafından uzayın derinliklerine saklanıyor. Drej'ler hâlâ Titan'ın peşinde, hain işbirlikçileri de yanlarında... Kahraman pilotun kahraman oğlu da 15 yaş büyümüş olarak, sevimli arkadaşlarıyla birlikte yeni bir dünya yaratmak için harekete geçiyor. Bu delikanlının, 'Yüzüğün Efendisi' olmak gibi bir özelliği bulunduğunu da belirtmeliyim.
Filmin sonuna doğru, buzlar ormanında geçen bölümler görsel
açıdan oldukça etkileyici. Bluth ve Goldman'ın, geneli biraz tekdüze biçimde gelişse de zayıf bir film yaptıkları söylenemez. Öte yandan saygın yabancı eleştirmenlerin yapıştırmaya çalıştıkları 'yılın uzay filmi' etiketine dudak bükecek olanlar da fazla haksız sayılmamalı. Son filminde James Bond da 'Dünya Yetmez' diyordu anımsanacağı gibi... Bu film de 'Bir Dünya Yetmez' demeye getiriyor kısacası. Yedekte her zaman bir dünya bulunmalı!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.