![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Hazcılığa doğru talkan@media.ankara.edu.trDoç. Veysel Bozkurt'un ilginç bir araştırması geçti elime: 'Püritanizmden Hedonizme Yeni Çalışma Etiği.' Uludağ Üniversitesi'nin dört fakültesinde (İlahiyat, İİBF, tıp, mühendislik) okuyan 500 öğrenci üzerinde yapılmış bir çalışma. Toplumun nereye gittiğine ilişkin ipuçları veriyor. Bulgulara göre, ilahiyat öğrencileri, gelir düzeyi en düşük olan kümeyi oluşturuyor. 'İnsanı çalışmak kadar mutlu eden bir şey yok,' diyenlerin büyük kısmı ilahiyattan. Onları, tıp, İİBF ve mühendislik izliyor. Derslerine düzenli çalıştığını söyleyenler de en yüksek oranda ilahiyattan çıkıyor. Gelir düzeyi yükseldikçe, derse düzenli çalışma eğilimi azalıyor. 'Piyangodan büyük ikramiye çıksa,' yüksek gelir düzeyindekilerin çoğu sıkı çalışmayı bırakacağını söylüyor. Öğrencilerin çoğu (yüzde 74) çekilen sıkıntıların hayata anlam kattığına inanıyor (İlahiyat öğrencilerinde bu oran yüzde 91). Başarısızlığın nedenini tembellik olarak görmüyorlar (yüzde 66). Sıkı çalışmanın başarı getireceğine inananlar yüzde 72. (Bu kanı kızlarda daha güçlü). Öğrencilerin yüzde 70'i ölümden sonra hayatın varlığına inanıyor, 15'i inanmıyor, 12'sinin de fikri yok. (Bu konuda, ilahiyat ve İİBF karşı kutupları oluşturuyor.) Düşük gelir kümesinde inananların oranı yüzde 81 iken, bu oran yüksek gelir kümesinde yüzde 57'ye düşmektedir. Öğrenciler, 'Çalışmanın olmadığı bir hayatın daha güzel olacağı,' önermesine karşı (yüzde 81). Gelir düzeyi yüksek olanlar bu fikre daha çok katılma eğiliminde (yüzde 32). Öğrencilerimizin yüzde 40'ı, başarıda, kişisel ilişkilerin ve şansın önemli olduğu kanısında. Yüzde 50'si de kurnazlığın çalışmadan daha önemli olduğuna inanıyor. Yüzde 25'i 'kolay yoldan köşeyi dönmenin iyi bir şey' olduğunu düşünüyor ve gelir düzeyi yüksek olan kümede bu inanış daha da güçleniyor. (Üst gelir kümesinde yüzde 42'yi buluyor.) Erkeklerin, kızlara göre daha fazla (köşe dönücü) olduğu görülüyor. Ankete katılanların yüzde 64'ü, 'mutlak doğru veya mutlak yanlış' diye bir şeyin olmadığını ileri sürmüştür. Bu oran, mühendislikte yüzde 73 iken, ilahiyatta yüzde 31'e gerilemektedir. Öğrencilerin yüzde 82'si, 'insan mümkün olduğunca hayatın keyfini çıkarmalıdır,' diyor. Gelir düzeyi arttıkça, bu oran da artıyor. Gelir düzeyi yükseldikçe 'tarihin bir anlamı olmadığını düşünüyorum,' diyenlerin de oranı artmaktadır. Öğrencilerin yüzde 73'ü idealizmin modasının geçmediği kanısında. Yüzde 56'sı siyasetle ilgileniyor, yüzde 35'i ilgilenmiyor. Yüzde 30'u bekâreti gereksiz ve 'antika' bulduğunu söylüyor, 54'ü bekâreti önemsiyor. Alt gelir kümesinde bekâreti önemsemeyenler yüzde 15, üst gelir kümesinde ise 52. Sonuç? "Tasarrufu, arzuları bastırmayı, toplum için gerektiğinde kendini feda etmeyi, dünyaya siyah ve beyaz şeklinde son derece katı kurallar içinde bakmayı vurgulayan Türkiye'deki geçmiş kültürün yerine; 1980'den itibaren 'köşe dönmek' olarak formüle edilen pragmatizmi, göreceliliği, kültürel melezleşmeyi, hazcılığı, tüketimi, önce kendini düşünmeyi ve bireyin ne vatan/millet ne de başka bir şey için feda edilmemesi gerektiğini savunan (yani bireyi en yüce değer olarak gören) ve bizim için yeni olan bir anlayış yükseliş trendine girmiştir." Böyle diyor Doç. Bozkurt. Ne yapacaksınız? Kapitalizm bazen topuyla tüfeğiyle, ama her zaman kültürüyle, değerleriyle geliyor. Hele 'duvar' yıkıldıktan, sosyalizm göçtükten sonra, dayanın dayanabilirseniz.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||