Beni affedin, aslında ben...ABD Başkanı Bill Clinton bize demir parmaklıkların ardından bakmayacak asla. Yeni bir büyük jürinin önüne çıkarılmayacak veya mahkemede aklanacak ya da peşinen affa uğrayacak. Soruşturmanın argümanlarına bir bakalım: Federal yargıç Susan Webber Wright, Paula Jones davasında, açık ve ikna edici kanıtlar olduğunu söylüyordu. Clinton'ın, yargı sürecini felce uğratıcı yanıltıcı ifade verdiğini de. Wright, Clinton'ı mahkemeye saygısızlıktan 90 bin dolar tazminat ödemeye mahkum etti, ceza davasının takibini de, aynı suç için ikinci defa yargılanma riski olmaksızın bağımsız konseye bıraktı. Clinton'ın temyize başvurmaması manidardı. Ancak doğruluk yemini eden Başkan yalan ifadelere federal büyük jüri karşısında da devam etti. Temsilciler Meclisi'nin ardından Senato da başkanın suçunun azlini gerektirecek kadar büyük olmadığı sonucuna vardı. Clinton lehine oy verenlerin önemli bölümü, Başkan'ın görevi bıraktıktan sonra yargılanmasının daha doğru olacağı görüşündeydi. Genel hissiyat, Clinton'ın evlilik dışı ilişkisi konusunda, pek çok insanın yaptığı gibi yalan söylediğiydi. Yani Clinton'ın yalan ifadelerine, göz yumuldu. Peki böyle adalet nasıl işler hale getirilebilir? Nisanda gazeteciler Al Gore'a Clinton'ı affetmeyi düşünüp düşünmediğini sorduklarında aldıkları yanıt, "Clinton bu işi bitirmişti. Bir süre önce af istemeyeceğini veya kabul etmeyeceğini söylemişti" oldu. Gore başkan olursa anayasanın kendisine sunduğu hatırı sayılır af yetkilerine sahip olacak. Fakat Gore, kolay yanlışı değil, zor doğruyu seçmelidir. Bırakın bağımsız konsey ve büyük jüri iddiaları araştırsın. Anayasaya dayalı adalet budur. İşlemesi gereken düzen budur. (William Safire)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|