![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
İyi giyimli dilenciler![]() Dilenci deyince aklımıza çulsuz, üstü başı kokmuş, hatta bacağı, kolu kopmuş insanlar gelir. Bizdeki dilenciler hatta yapışkandır. Öyle bir yapışırlar ki bir daha hiç bırakmazlar. Herhalde Kuzey Avrupa'nın bende en fazla hayret uyandıran yanı iyi giyimli, centilmen dilencileri oldu. Sizden daha temiz giyinmiş dilencileri görünce, alışmadığımızdan olsa gerek, yadırgamamak mümkün değil. Brüksel'de de aynı nokta dikkatimi çekiyor. Sokakta dilenenleri gördükçe, 'Bu dilenciler Türkiye'de yaşasalardı tek kuruş bile kazanamaz, hatta halktan dayak bile yerlerdi' diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Son yıllarda Brükselli dilencilerde de değişiklik var. Eskiden savaşın yoksul ettiği, kucaklarında bebekleriyle Bosnalılar, metrolarda dilenirdi. Son yıllarda, onların yerini Kosovalılar aldı. Kosovalı dilenciler bizim Türkiye'de alıştığımız dilencilere benziyor. Ama şimdiye kadar kolu bacağı kopmuş bir dilenciye rastladım desem yalan olur. Sadece Belçika'da değil, Avrupa'nın birçok ülkesine yerleşen Kosovalılardan dilencilik yapanlar o kadar çok ki. Bizim gurbetçiler
Yıllardır yurtlarından ayrı olsalar da ince belli bardaklarından her sabah tavşan kanı çaylarını içmeyi ihmal etmeyen bizim gurbetçiler yine yollarda... Onlar her yıl bir aylık tatillerini mutlaka Türkiye'de geçirirler. Tanıdık oldukları o kokuyu, tadı içlerinde hissedebilmek için. Çoğu şimdi 50 yaşını aşmış eski nesil, gençlik yıllarını geçirdikleri şimdi yazlık haline gelen eski köylerine gitmeyi ihmal etmez. İkinci, üçüncü kuşak ise güneyi tercih ediyor. Belçika'ya ilk Türk göçü 1960'larda 'Kötü Ahmet' lakaplı bir Türk'le başlamış. Afyon'un Emirdağ kasabasının Karacalar Köyü'nden yola çıkan Kötü Ahmet, Emirdağ'ın yarısını peşine taktıktan sonra, İngiltere'ye göç etmiş. Emirdağ'ın bir diğer yarısı ise Afyon'a göçmüş. Yolunuz yaz aylarında Emirdağ'a düşerse hayretler içinde kalırsınız. Sokaklar Belçika plakalı, son model arabalardan geçilmiyor. Kasabalarda, köylerdeki derme çatma evlerin yerini, dubleks, tripleks villalar almış. Son derece lüks villaların bahçelerine biraz da konu komşuya gösteriş olsun diye süs hatta yüzme havuzu yaptıran bile var. Yurtdışında kazandıkları üç kuruş parayı yemeden içmeden, artırıp Emirdağ'a ev yaptırmak için harcayan bizim gurbetçiler, oralarda topu topu her yıl 15 - 20 gün kalabiliyorlar. İçlerinde birgün Türkiye'ye geri dönebilmek ümidini her an taşıyan bu insanlar, evleri sayesinde umutlarını canlı tutuyor. Ama giden geri dönmez seferinden! Sonunda Türkiye'ye kesin dönüş yapanların sayısı o kadar az ki! Anayurda yapılan bunca yatırımın yanında, yaşadıkları ülkede bir çöp dahi almayı akıl edemeyen çok insan var. Eskinin köylüleri, şimdinin yazlıkçıları, şu sıralar yazlıklarında Türkiye'nin tadını çıkarıyorlar. Yılın neredeyse 11 ayı yağmurlu geçen gri Belçika'ya geri dönme cesaretini bulabilmek için enerji topluyorlar. Her saat güneşin tadını çıkartıp, bunaltıcı sıcakları bile Brüksel'in griliğine tercih ediyorlar. Bizim gurbetçiler, tatillerinin sonuna yaklaştı. Aileler, içlerinde turşu, pekmez, peynirlerinin bulunduğu 90'ar kiloluk yüklerle Türkiye'yi terk etmeye hazırlanıyor. Eylül başında okullar açılacak. Uzaklardan Türkiye'ye özlem tekrar başlayacak. Sonra bir dahaki yaz için Türkiye'ye gitme planları yapmaya başlayacaklar.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||