![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Japon faizleri genki@gol.comJaponya'nın 1997 yılında düştüğü mali kriz sonucu devlet borçlanma senetleri ile ticari senetler arasındaki faiz farkı büyük miktarlarda açılırken, S&P, Moody's gibi büyük derecelendirme kuruluşları da Japon şirketlerinin kredi notunu toplu halde düşürmeye başlamıştı. Şimdi ise Japonya'nın ülke notu üzerindeki endişelerin artmış olmasına karşın, şirketlerin kredi derecelerinde iyileşmeler gözüküyor. Öyle ki, adı geçen iki büyük reyting kurumu 1998 ve 1999 yıllarında toplam 450 şirketin notunu düşürürken sadece 20'sininkini artırmış olmalarına karşın, bu yıl 49 firmanın kredi reytingini yükseltip 39'ununkini düşürdüler. İlk dokuz ayda görülen ve önceki yıllara kıyasla çok daha eşit bir dağılımı sergileyen bu durum sadece ekonomik durumdaki iyileşmeyi teyit etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendini yeniden yapılamayı beceren firmalar ile hâlâ 1980'li yıllarda girdikleri borç yükünden kurtulmayı beceremeyenler arasındaki nesnel ve kantitatif kalite farkını da gözler önüne seriyor. Genel durumdaki bu iyileşme, ekonomideki iyileşme ve şirketlerin geleceğe yönelik beklentilerindeki düzelme ile doğru orantılı. Ancak gene de küçük ve orta ölçekli şirketler arasında işletme sermayesini finanse etmekte güçlük çekenlerin çoğunlukta olduğu gözden kaçmıyor. Bu durumu yıl içinde yüzde 28.6 artan toplam iflasların arasından küçüklerin yüzde 88 gibi büyük bir pay almasından da anlıyoruz. İşte Japonya Merkez Bankası bu ortam içinde iki hafta önce reeskont faizlerinde 0.25 puanlık bir artışa gidince politikacıların, iç ve diş yatırımcılar ile iş dünyasının ve ekonomistlerin bir hayli tepkisini çekti. Fakat, bu kararın piyasadaki enstrümanlar üzerindeki etkisi hemen hemen hiç hissedilmedi denilebilir. Artış hükümet faiz eğrisini hafifçe yukarıya itti ama kredi risk primi denilen finansman bonoları ile devlet tahvilleri arasındaki farkta ya hiç bir oynama olmadı ya da 0.02 veya 0.03 seviyelerinde çok az kıpırdanmalar görüldü. Piyasaların bu derece duyarsız kalmasınında şubat ayından beri para politikasında değişme olacağı beklentisinin faizlere ve farklara yansımış olmasının etkisi var. Faiz eğrileri arasındaki açılım mayıs ayı içinde 0.06 ve 0.10 puan zaten artmıştı. Ayrıca bu arada hemen bir parantez açıp 12 Temmuz'da SOGO gibi büyük bir mağazalar zincirinin battığını da hatırlatmak isterim. Çünkü, 1997 yılında bu boyutta bir iflas yurt çapında panik yaratabilirdi. O dönemde BBB kalitesindeki finansman bonolarının faizleri 3 puan kadar açılmıştı. Şu anda bu fark ortalama 1.05 puan civarında. Kısacası, herkes Merkez Bankası gevşek para politikasından vazgeçerse kötü olur diye düşündü ama korkulan olmadı. Bu tepkisizliğin diğer nedenleri arasında negatif bir sürpriz olmaması ile piyasada çoğunluğun faizlerde sürekli bir artışı beklemiyor olması da var. Yukarı doğru bir trend beklentisi yerleşirse bunun olumsuz etkisini hemen görürüz, çünkü Japon ekonomisi henüz böyle bir şoka hazır değil. Eylül ayının ortasında açıklanacak olan ikinci 3 aylık DSYIH büyüme hızı bu açından çok önemli. Piyasadaki beklentiler sıfır büyüme veya az bir daralma civarında yoğunlaşmış durumda. Ben ise, en iyimser tahminle, yüzde 4 civarında bir büyüme hızı çıkmasını bekliyorum. Eğer bu yönde bir sonuç açıklanırsa Merkez Bankası'nın atıl kalacağını beklemek saflık olur. Faizlerde hemen yukarı doğru bir kıpırdanma başlayacak ve bu kez tüm piyasalarda farkını fark edeceğimiz bir oynama olacaktır. Ancak temelde ekonomide iyileşme olacağı için net etki pozitif yönde olacaktır.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||