![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Sorumluluk hükümet partilerinde Memur kararnamesinin ikinci kez geri gönderilmesinden sonra, hükümetin konuyu TBMM'ye başvurarak çözeceğini açıklamış olmasıyla, bir aydır gündemi işgal eden, hararetli tartışmalara konu olan ve kamuoyunu ikiye bölen KHK serüveni -en azından şimdilik- sona ermiş bulunuyor.Cumhurbaşkanı, kararnameyi geri gönderirken; alınacak önlemler konusunda hükümetle fikir ayrılığı içinde olmadığını, ancak Anayasal gerekler nedeniyle sorunun yasa yoluyla çözülmesinin uygun olacağını belirtmişti. Bu durumda KHK'nın Cumhurbaşkanı'nca reddedilmesi konuyu gündemden kaldırmamış, sadece yasal düzenlemelere yönelik bir yöntem değişikliği söz konusu olmuştur. Konunun Meclis'e götürülmesi -içeriğe yönelik tartışmalar devam etse bile- usul tartışmalarını sona erdirecektir. Hükümetin, onayı için sonuna kadar ısrarlı olduğu KHK -kararnemenin Meclis'ten alınan yetkiye uygunluğu başta olmak üzere- pek çok yanıyla tartışma konusu olmuştur. Bunun yanında; alınacak önlemlerin KHK'larla düzenlenip düzenlenemeyeceği ve Cumhurbaşkanı'nın kararnameyi imzalamak zorunda olup olmadığı konuları da yoğun biçimde tartışılmıştır. İyice ağırlık kazanan yöntem tartışmaları, kararnamenin bir o kadar önem taşıyan içeriğinin ikinci planda kalmasına yol açmıştır. Hükümetin böylesine duyarlı bir konuyu, bu kadar yoğun fikir ayrılıklarına yol açan bir düzenlemeyle çözme yolundaki ısrarı uygun olmamıştır. Cumhurbaşkanı'nın usul konusundaki düşüncelerini bilmesine karşın hükümetin KHK üzerindeki anlamsız ısrarı, gereksiz yere, hem Cumhurbaşkanı - hükümet ilişkilerindeki gerilimin artmasına hem de hükümet için prestij kaybına yol açmıştır. Üstelik zaman kazanmak uğruna başvurulduğu iddia edilen bu yöntem, sonuçta azımsanmayacak bir zaman kaybına da neden olmuştur. Bir başka söyleyişle, yeniden başa dönülmüştür. Böyle bir öngörü yoksunluğu, kuşkusuz, hükümetin başarısızlık hanesine yazılacaktır. Konunun ele alındığı son MGK toplantısında 'irticai ve bölücü faaliyetlere karışan memurların her türlü düzenleme yapılarak süratle ayıklanması' hususunda görüş birliğine varıldığı belirtiliyor. Hükümetin, bir yandan yeni düzenlemeler için hazırlık yaparken, bir yandan da mevcut yasaların verdiği yetkileri sonuna kadar kullanması gerekiyor. Bu gerek, yeni önlemlere yönelik tartışmalar arasında gözden kaybolmamalıdır. Bu hususa MGK toplantısında da işaret edilmiş olduğu anlaşılıyor. Üzerinde durulması gereken bir başka husus ta, bugün bürokrasiden ayıklanması istenen memurların, vaktiyle kimler tarafından ve hangi yöntemlerle işe alınmış olduğudur. Bu sızmaların önemli bir bölümünün bazı siyasal partilerin kamu yönetimindeki kadrolaşma girişimleri sonucunda gerçekleşmiş olduğu kesindir. O nedenle kamu yönetiminde bozulmayı hızlandıran bu eğilimlerle mücadele de önem taşımaktadır. Ayrıca, TBMM'den alınacak ayıklama yetkisinin partizan amaçlı tasfiyeler ve yeni kadrolaşmalar için kullanılmamasına özen gösterilmesi gerektiğini de şimdiden belirtmekte yarar görüyoruz. Bundan sonrası için sorumluluk -hem yasanın çıkarılması hem de uygulama aşamalarında- bütünüyle hükümet ortağı partilerin omzundadır.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||