![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Karadeniz kıyılarında kıyımEn güzel kıyıları inşaat karkaslarıyla doldurmuş, en güzel kentleri çirkinlikten oturumaz hale getirmiş, en biçimsiz köprüleri yapmış, sayısız tarihi eseri çöplüklere taşımış bir ülke olarak Trabzon-Artvin arasındaki kıyı boyunca gördüklerimizi garipsememek gerekirdi gerçi, yine de, o kıyıların yıllar önceki hali gözümüzün önünde canlandığında, kıyı sakinlerinin eski güzellikleri yok etmede gösterdikleri çabaya şaşırdık doğrusu. Başta Trabzon'un yerlisi, belediyeyle el ele vermiş, eski ustaların işi, bahçesi çakıl mozaikli ve hepsi Akçaabat'ın ışıklarını gören evlerini göçle gelenlere satmışlar, onları, birer çirkinlik anıtı olan gecekondu kabası apartmanlara dönüştürmüşler. Dabakhane Deresi artık yok, gecekonduyla dolmuş. Atatürk'ün kaldığı evin -iyi ki kalmış- bulunduğu tepe dışında tüm tepeler otuz-kırk katlı hayalet binalarla (!) kaplı. Ayasofya gibi anıtlar da öylesine çirkinliklerle çevrili ki bahçesinden dışarı bakmak bile gelmiyor içinizden. "Barajı durdurduğumuz zaman bir kültürel mirası korumak için geleceğimizi göz ardı etmiş oluruz" diyerek tarihe geçen Kültür Bakanı, memleketi Mersin, Tarsus gibi Trabzon'un da ne kadar 'geliştiğini' görmekten çok mutlu olmalı, belki de bu yüzden koruma yolunda hiçbir önleme gerek duymuyor. Çoğu Karadenizli şimdilerde sahil yolu tutkusuna kapıldı, kıyıları doldurarak, keserek ve biçerek dümdüz bir otoyol istiyor. Ne için? Pek belli değil. İstatistiklere göre en yoğun döneminde dakikada dört araç geçen şimdiki yol yetiyor ve artıyor, üstelik sınır ötesine çok büyük miktarda mal taşınacaksa -acaba ne olabilir?- taşımacılık gemiyle yapılıyor. Argo gemicilerinin diktiği tapınakları; Ana Tanrıçaların, Medeia'nın, Marco Polo'nun geçtiği kıyıları unutturmak istiyorlar. Don Kişot, Trabzon'a imparator olduğunu düşlemiş. Napolyon bile ailesiyle Trabzon arasında bağ kurmuş. İmparatorluk başkenti, şehzadelerin kenti, Sultan Süleyman'ın doğduğu yer. Hatırlanacak çok şey var, unutmaksa mümkün değil. Dünyadaki çok daha az önemli kıyılar özel yasalarla korunuyor, kıyı profilinin bozulmaması için yol, Riviera'da olduğu gibi, arkalardan, görünmeyen tünellerden geçiriliyor. Yanlış anlaşılmasın, bu kıyılara tüneller de çok zarar verebilir. Kültür bakanlarına, belediyelerin, işlevsiz koruma kurullarına ve duyarsız yurttaşlara rağmen karamsar olmamak için nedenlerimiz var: Trabzon Mimarlar Odası ve bir avuç Trabzonlu yok olmaya karşı direniyor; ayrıca, hukukçu bir Cumhurbaşkanı'na ve onun, valilik yaptığı her ile kültür varlıklarını korumayı öğreten danışmanı Kemal Nehrozoğlu'na sahibiz. Bir koruma teşkilatına bir an önce kavuşmak, bu nedenlerle, uzak bir ihtimal gibi görünmüyor.Prof. Dr. Erendiz Özbayoğlu: İÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||