Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
9 Eylül 2000

Ödül arslanın ağzında

Venedik'te Altın Arslan ödülleri bu akşam açıklanıyor. Tahmin yapmak zor olsa da, yarışmanın en genç yönetmeni Jia Jangke'nin 'Platform'uyla Cafer Penahi'nin 'Daire'si ödüle yakın duruyor
Haber ResmiNECATİ SÖNMEZ
VENEDİK - 57'nci Venedik Film Festivali bu akşam Tony Gatlif'in Endülüslü Çingeneleri konu alan 'Vengo' adlı filmiyle sona eriyor. Buna karşın, yarışmadaki 20 film arasında ipi kimin göğüsleyeceği konusundaki tahminlerde 'mutabakat' sağlanmış değil. Herkesin birleştiği nokta, bu seneki festival programının başyapıt düzeyinde filmlerden pek de nasibini alamamış olduğu yönünde.

Çin'in yakın tarihi
Yarışma filmleri içinde, kendi adıma şu ana kadar en çok etkilendiğim yapıt, Jia Jangke'nin 'Platform' adlı filmi oldu. 1970 doğumlu yönetmen, yarışmaya son anda dahil edilen ve süresi yüzünden olsa gerek (193 dakika!), seyircinin çok fazla ilgi göstermediği filminde, Çin'in yakın tarihinde en büyük değişimlere sahne olduğu on yıllık bir dönemi tarıyor. Ülkenin piyasa ekonomisine açılmanın eşiğinde olduğu 1979 yılında küçük bir köyde başlayan hikâye, 1989'ta Tiennanmen olaylarıyla sona eriyor. Gençlerden kurulu bir propaganda kumpanyası köy köy, kasaba kasaba dolaşırken, geçen zaman içinde ülkenin içten içe geçirdiği büyük dönüşümü kahramanlarımızın hayatına yansıdığı biçimiyle izliyoruz. Kumpanyamız durmadan tekrar ettikleri 'eski' şarkılarını yeni duruma uyarlamaya, (film adını 1980'lerin ünlü bir rock'n roll parçasından alıyor), kendi çaplarında değişime ayak uydurmaya çalışıyor; biz de, özellikle pop müzik ve televizyon dizilerinde en uç noktasına ulaşan yayılmacı bir kültürün yaşamın bütün katmanlarına nüfuz edişine yakından tanık oluyoruz.
Jangke böylesine yakıcı bir konuya yaklaşırken, hiçbir peşin yargıya, büyük lafa, kolaycı eleştiriye yüz vermiyor. En büyük gerçeklerin, gündelik yaşamın küçük ayrıntılarında gizli olduğu fikrinden yola çıkıyor. Kuytu yerlere gizlediği kamerasıyla yakaladığı olağanüstü ayrıntılar, karakterlerin yaşadığı içsel çalkantılar, kendi aralarındaki ilişkiden yansıyanlar, küçük dokunuşlar... Filmin kumaşını bu malzemeyle dokuyor Jangke ve ortaya hüzün tadında bir uzun şiir, tersinden bir destan çıkıyor.
Cafer Penahi'nin 'Daire'si de (Dayereh), festivalde alkışı bir kaç açıdan hakkeden az sayıdaki filmlerden biriydi. 1980 sonrası rejimin kısıtlayıcılığının da etkisiyle çocuklara yönelen ve bu yolda kendine verimli bir alan yaratan İran sineması, yetişkin, özellikle kadın
oyuncu kullanma ve sosyal sorunlara bulaşma konusunda hâlâ ürkek davranırken, Penahi sırf kadınları anlatan, üstelik hayli politik bir filmle çıktı karşımıza. Doğumhanede bir kız çocuğunun dünyaya gelişiyle başlayan film, kameranın ikide bir yeni kahramanların peşine takılması ile bir epizodlar serisine dönüşüyor ve sonunda birbirine eklemlenen bu farklı farklı kadın öykücükleri ile 'daire' tamamlanıyor. Penahi'nin önceki filmi 'Ayna' kadar etkileyici olmasa da, günümüz İran'ında kadın olmanın karanlık taraflarını sergileyen alabildiğine cesur bir film 'Daire'...
Festivalin son dakika filmleri arasında, yine Çin'den bir gençlik öyküsü anlatan Fruit Çen Kuo imzalı 'Durian Durian'ın da dokunaklı öyküsüyle gönlümüzde yer ettiğini eklemeli. Altın Arslan
için elek üstünde kalan filmleri hatırlatmak gerekirse: Clara Law'in 'The Goddess of 1967'si, Stephen Frears'ın 'Liam'ı, Robert Altman'ın 'Dr. T ve Kadınlar'ı ile Güney Koreli Kim Ki Duk'un kimi rahatsız edici sahneleri yüzünden tartışma yaratan, gerçekte ustalıklı bir sinemanın ürünü olan filmi 'Seom'... Bakalım, bu akşam arslanın ağzındaki ödülü kim kapacak.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.