![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Enflasyon, yatırım ve getiri genki@gol.comTOKYO - Sabah gazetesi salı günü manşetten verdi 'Tasarrufcu Duman Oldu-Yıllarca enflasyonun çok üstünde yüksek faizle rahat bir hayata alışan tasarrufçu için 8 aylık dönemde hiçbir yatırım aracı yüzde 23.5 olan enflasyonun üstünde kazanç getirmedi. (Sabah 5 Eylül 2000)' diye. Tasarruf sahipleri bu yeni duruma alışmakta zorlanıyorlarmış. Radikal'den Mahfi Eğilmez de perşembe günü köşesinden faizlerdeki keskin düşüşün Hazine'nin gelecek yılki yükünü çok hafifleteceğini vurguluyordu. Sekiz ayda yüzde 23.5 enflasyon basit hesapla yıllık yüzde 35.2'ye gelir ki bu rakam programlanan hedefin üzerinde olmasına karşın bir yıl önceki yüzde 53.4'ün de çok altındadır. Öte yandan Hazine bono faizlerinin enflasyonun altında kalması negatif faiz getirisi yaratıyor. Sabah, geçen yıl parasını gecelik repoda değerlendiren tasarruf sahibinin aylık yüzde 6'ya yakın para kazandığından bahsederken Hazine bonolarından yıllık yüzde 40'ın üzerinde dünyanın en yüksek reel kazancının alındığını da haber yapmıştı. Şimdi ise bono faizleri yüzde 100'den yüzde 32'ye, repo faizi de yüzde 70'lerden yüzde 20'lere indiği için tasarrufçular ağlıyormuş. Sevgili okuyucularım, bir tasarruf sahibi parasını neden gecelik repoda tutar? Vade uzadıkça enflasyon ve bir kısım diğer riskler artacağı için daha yüksek faiz talep edilir. Dünyanın her yerinde normal durum böyledir. Eğer uzun vadeyi riskli görmeye başlamışsanız kısa vadeye dönersiniz. Ama kimse ilelebet kısa vadeli faizlerden iyi kazanç kapısı beklemez çünkü herkes bilir ki kısa vade kazanç için değildir. Türkiye'de yıllar yılı bunun tersi yaşandığı için şimdi insanlar alışmakta zorlanıyor. İsteniliyor ki kimse kendini riske atmasın ama bolca da para kazansın. Böyle bir sistem yok. Olsa da zaten sonsuza kadar dayanamaz. Gün gelir deniz biter. Ya bizde uygulandığı gibi bir programla faizler aşağıya çekilir, ya alınan borç geri ödenmez, ya da hiper enflasyon yaratılarak herkes zarara sokulur. Borsada da durum farklı değil. Daha önce de belirttik, hisse senedi ve bono fiyatları ekonomik gelişmelerin 6 ila 9 ay önünde giderler. Geçen yıl yüzde 500 artan borsa sonuçları ancak bu yıl alınabilecek gelişmelere dayanmıştı. Borsanın son aylardaki düşük performansının ardında ise sadece geleceğe yönelik belirsizlik veya programın yeni bir değerlemesi yatmıyor. Bir buçuk yıl önce dibe vuran fiyatların, bugün mevcut iktisadi konjonktüre göre normal sayılabilecek düzeylere yaklaşmış olmasının da etkisi var. Para programı geçen yılın kasım ayında açıklandığında petrol fiyatları 21 dolar civarındaydı. Bugün 36 dolara dayanmış durumda. Bu yüzde 71'lik bir artış demek. Öte yandan dolar karşısında AB para birimi yüzde 15, İngiltere Pound'u ise yüzde 12 değer yitirmiş durumda. Zaten programın başında dış ticaretin biraz olumsuz etkileneceği öngörülmüştü. Türkiye'nin en önemli iki ihracat pazarı, Euro ile poundun deger yitirmesi sonucu tıkanmış durumda. Şimdi dış ticaret açığı aşırı derecede artıyor, enflasyon yeterince düşmüyor diyenler bu rakamları görmüyorlar mı? Bu tip beklenmedik gelişmelere yönelik risk faktörleri önceden bilinir. Türkiye şimdi 36 dolara vurmuş bir petrol fiyatı ve değeri artmış bir TL ile mevcut enflasyon, büyüme ve yapısal uyum planlarının gerçekçiliğini analiz etmelidir. Yatırımcılara gelince, dünyanın en şanslı yatırımcıları olma özelliklerini henüz kaybetmediler. Önümüzdeki aylarda seçimini doğru yapanlar yüksek getiri kazanabilecekler. genki@gol.com
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||