Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
9 Eylül 2000

Eski topraklara bir şeyler oldu

fozkan@radikal.com.tr
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Kamran İnan geçenlerde esti, köpürdü. 65 milyon insanı çığlık atmaya çağırdı. Kamran İnan'ın haykırışı, Vehbi Koç'un damadı İnan Kıraç'ın büyük depremden sonra, geçen yılın şu günlerinde verdiği tepkiye benziyor. İnan Kıraç da, "Doldum, doldum konuşmaya başladım" diyor ve devam ediyordu:
"Neslimiz başarılı olamadı. Depremde öyle insanlar, öyle teşkilatlar çıktı ki, bunları daha önce hiç tanımıyorduk, hayret ettik. Ümidim o tanımadığım gençlerde. Önlerini açmak, desteklemek gerekir. İki lider belirli yaşlara gelmişler, yapamamışlar, bıraksınlar. Birbirini aklayan diğer iki lider değişsin."
Ekonomide mafyalaşma, kamu kurumlarında 'gettolaşma', bürokrasideki cuntalaşmadan bahseden Kamran İnan'a "Neden şimdi?" diye sordum.
Uzun yıllardır Meclis'te, Meclis başkanlığına kadar yükselmiş bir siyasetçi. "Birikimin bir sonucu. İçim doldu" yanıtını veriyor. İnan Kıraç gibi içi dolmuş...
Bitlis milletvekili Kamran İnan yıllardır Kürt kesimin temsilcisi olarak Meclis'te yer alır ve Avrupa'ya dönük yüzümüzde de her zaman 'uzlaşmanın simgesi' olarak bulunur.
"Hâlâ uzlaşmanın simgesiyim. En büyük uzlaşma devletle ile milletin arasındakidir" diyor.
Bir başka cümlesi: "Ankara'da artık yürünebilecek kaldırım kalmadı, hepsi işgal edildi. Ankara'da kaldırıma hâkimiyetini kurmayan otorite ülkede nasıl kurulur?" diyor.
Haklı... Çağdaşı İnan Kıraç gibi... Tek haksız yanları içlerinin dolmasının uzun sürmesi...

Raporlar bizi sevmiyor
Yurtdışındaki şirketlere Türkiye ile ilgili raporlar hazırlayan bir danışmanla sohbet ediyorum: "Son dönemde Türkiye'nin aleyhine çok sık rapor hazırlanmaya başlandı" diyor. Türkiye'ye gelmeyi düşünen yabancı sermayenin pek de hoşlanmayacağı türden raporlar...
Bir örnek geçenlerde yayımlanan Merrill Lynch'in raporu. Türkiye 35 ülke arasında en riskli dördüncü ülke olmuş. Rusya, Endonezya, Brezilya ve Türkiye, yatırım riski bakımından en riskli 4 ülke. Yine aynı rapora göre, yabancı yatırımların gayri safi milli hasılaya oranı açısından da Türkiye 35 ülke içinde 33'üncü sırada. Elektronik-postama düşen bir mektuptan alıntı yapıyorum:
Türkiye, ekonomik büyümede 29'uncu, hükümet politikaları ve sosyal yapı açısından 17'nci, teknolojik açıdan 28'inci olmuş.
Buna karşın cep telefonu kullanımında 24, dış görünüşe önem vermede 4'üncü sıradaymışız.
Demek ki biz, giyinip, süsleniyor, cep telefonlarını dedikodu yapmak için kullanıyoruz.

Televoleler göz hapsinde
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, mafya babalarına, hayali ihracatçılara göz açtırmadığı gibi şu meşhur Televoleleri de yakın takibe almış.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bir yazısı: İsimlerini uzun uzun saymıyorum, bilumum 'Televole'nin milli ve manevi değerleri, toplumun huzurunu, Türk aile yapısını, çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimini olumsuz yönde etkilediği belirtiliyor ve bu yayınların bilimsel incelenmesi talep ediliyor. İlk incelemeyi eski İstanbul İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nükhet Güz ile Cerrahpaşa Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Levent Kayaalp'in öncülüğünde bir akademisyen grup yapıyor ve nedense bu grup Televolelerde toplumu olumsuz yönde etkileyecek hiçbir unsura rastlayamıyor.
Her halde bazı bilim adamlarının söyleyecek sözü vardır. Artık Televole'ler eğlence programlığından çıktı, suç üretir hale geldi. Bir akşam İbrahim Tatlıses'in etrafını dayaktan geçirmesi, diğer akşam muhabire sözde yakalanmama derdindeki Hande Ataizi'nin otoyolda hız sınırlarını fersah fersah aşması... Ya da popüleritesinin cüretiyle asker kaçağı kalan Erdal Acar.
Önceki akşam bir sohbet sırasında Tantan'a yakın bir sima, ne kadar umutlu olduğunu anlatıyordu. Hapse atılan mafya babaları, hayali ihracatçılardan gerekli yasal düzenlemeyle kurtulacağımızı söylüyordu. Galiba haklı... Baksanıza Tantan, şuç teşkil edebilecek her konuyu özenle inceliyor, inceletiyor.

Bilişim Fuarı'ndan
Radikal yazarları fuarda Radikal Gazetesi'nin Bilişim 2000 Fuarı'ndaki standında yine heyecanlı dakikalar yaşandı. Gazetemiz yazarlarından Mahfi Eğilmez, Mine G. Kırıkkanat ve Serdar Kuzuloğlu internetin gelişiminden ekonomiye, politikadan Türkiye'nin geleceğine kadar geniş bir çerçevede okuyucularıyla görüşlerini paylaşma fırsatı buldu.
LBS'den hisse senedi kazanın LBS'nin Bilişim 2000 Fuarı'nda düzenlediğ yarışmalar ve hediye çekilişleri ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. LBS talihlileri, her saat başında düzenlenen çekilişlerle Logomotif ürünleri kazanırken, her gün saat 17.00'de düzenlenen çekilişlerde LBS hissesi sahibi oluyor.
Telefonda kapasite yetersizliğine son 3Com tarafından üretilen Lan telefonu, geleneksel telefon sistemlerindeki karmaşa, bakım, fonksiyon ve günlük iş yoğunluğu karşısında, kapasite yetersizliği gibi sorunları ortadan kaldırıyor. Lan, kurumsal müşterilerin şube ve uzak ofislerinin iletişim gereksinimlerini karşılıyor.

D&R'de hareketli saatler
Bilişim fuarının en renkli standları arasında gösterilen D&R hafta sonu ünlü sanatçı ve yazarlara ev sahipliği yapacak. Aralarında Füsun Önal, Emel ve Kıraç'ın da bulunduğu sanatçılar kasetlerini ve kitaplarını imzalayacak.

IBM'in en hafifi en iddialısı
Fuara geniş bir ürün yelpazesiyle katılan IBM Bilgisayar, en hafif bilgisayar olarak nitelendirilen Think Pad ile iddialı. Standını Hawaii'ye çeviren IBM'in bilgisayarlarıyla Formula yarış heyacanını da yakalamak mümkün.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.