![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Gerçekle yüzleşme anı Bu sonbahar Türkiye için sıra dışı önemli bir zaman parçası olmaya aday. AB, Katılım Ortaklığı Belgesini (KOB) hazırlıyor. Üye olmamız için müzakerelere başlanması lazım. Onun için de, Kıbrıs ve Ege sorunları bir yana, Kopenhag kıstaslarının insan hakları, demokrasi ve 'azınlıklar'a ilişkin olanlarının önceden yerine getirilmesi gerekiyor. İşte KOB, aslında genel ve muğlak kaleme alınmış bu kıstasları ayrıntılı talepler halinde ortaya koyacak.5 Eylül akşamı Şarık Tara'nın düzenli biçimde tertiplediği ve bu kez Mesut Yılmaz'ın katıldığı toplantının temel konusu buydu. Sayın Yılmaz ve diğer katılmacılar, bugün AB'ye girmemizi istemeyen kimsenin kalmadığını saptadılar. Yalnız ordunun bölünme ve irticaya ilişkin bazı çekinceleriyle MHP'nin idama ilişkin tutumu var. AB'ye üye olmamız bize önemli yararlar sağlayacak olmakla birlikte, hayatımızda mucizeler yaratmayacak. Ama AB'ye girememek kaçırılmış tarihi bir fırsat, hatta bir felaket olarak algılanabilecek. Tabiatıyla kimse bunun müsebbibi olmak istemiyor. AB üyeliği Atatürk'ün Batılılaşma ülküsünün bugünkü dünyadaki nihai hedefi. Girdiğimiz takdirde tüm sorunlarımızın çözülüvereceğini sandığımız, ama layık görülmediğimiz bir yerin bizi çeken garip bir büyüsü oluyor. Bu durumu rasyonel argümanlarla tersine döndürmek, milleti AB üyeliğinin gerçekte o kadar da cazip olmadığına inandırmak imkânsız denecek kadar zor. Kaldı ki AB Balkanlar dahil tüm Avrupa'yı içine alırken üye olmamak, fiilen Batı'nın dışında kalmak anlamına geleceğinden, bunun vahim jeopolitik sonuçlarına katlanmanın maliyeti son derece büyük olabilecek. Sorun nereden kaynaklanıyor? Kopenhag kıstasları aynı zamanda AB normları. Üye olmak isteyenin bunlara uyması gerek. Bu durumda hangi AB normlarının bizim hangi çekincelerimizle uyuşmadığına bakmalıyız. MHP'nin 'idam cezası Öcalan idam edildikten sonra kaldırılsın' tezi geçersiz ve açıkçası MHP de bunda ısrar edip vebalini taşıyamaz. Tam üyelik müzakereleri başlamadan önce ve üye olduktan sonra, benimsenecek liberal demokrasi normlarının Türkiye'de irtica ve bölücülükle mücadeleye imkân vermeyeceğinden korkuluyor. İrtica açısından fazla sorun yok. AB'deki İslam'a karşı köklü önyargılar, Türkiye'deki laikliğin yumuşatılmasını istemeye büyük bir engel oluşturuyor. Tersine, Refah gibi bir partinin iktidara gelmesi, Avusturya'da Heider'a yapılan muameleyle karşılaşmamıza neden olabilir. Buna karşılık bölünmeye ilişkin 'korkular' çok daha ciddi ve yalnız orduya da özgü değil. "Ben korkmuyorum. Bugüne kadar bölünen olmamış" demenin de fazla anlamı yok. Sorun cesaretten ziyade basiretle ilgili. Karşıdakinin paylaşmadığınız korkularını anlayıp, ardındaki gerçekleri görürseniz daha kolay ikna edebilirsiniz. Yoksa alttan gelecek baskıya bel bağlanamaz. AB'de 'Bölgeler Avrupası'nı savunan güçler ne istiyorlar acaba? Belçika bölünemez mi? Kuzey İtalya ya da Padania, İngiltere'de İskoçya ve Kuzey İrlanda, İspanyol Bask'ı ve Katalonya önümüzdeki 25 yıl içinde hiçbir şekilde bağımsız olamazlar mı? Ya Korsika? Bu adaya 2004'te verilecek otonominin Fransa'da yarattığı sarsıntıyı içişleri bakanının istifasına indirgemek doğru mu? Ayrılıkçı etnik grupları olan ülkelerin bütünlüğünü demokrasiden çok pazar ekonomisinin güçlü bağları sağlıyor. Bu bağlar gelişmiş AB ülkelerinde yetersizken, 15 yıllık iç çatışmanın ekonomiden soyutladığı zaten geri kalmış güneydoğuda mı yeterli olacak? 30 bin ölümün azdırdığı etnonasyonalizm denen son derece regresif ve irrasyonel akım hiç endişe uyandırmıyor mu? Bu durumda, bölünmeyi savunmayı da kapsayan bir ifade ve siyasi örgütlenme özgürlüğü ile kültürel haklar bütünlüğümüze nasıl bir 'demokratik' katkıda bulunacak? Öte yandan, AB'de ulus-devleti korumak isteyenler çoğunlukta. Bunlar AB'yi bölünmek için kurmadılar. Bunlarla işbirliği içinde adım adım ve ihtiyatla ilerlemeliyiz. İlk KOB'un mütevazı talepler içermesini sağlamalıyız. İsmet Paşa Ankara Antlaşması'nı imzalamadan önce, "İstediğimiz zaman çıkabilir miyiz?" diye sormuştu. Tehlike sabitleşirse tabii evet.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||