Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
9 Eylül 2000

Laik basının 1/4'ü bile değil

hdevrim@hurriyet.com.tr
Dün burada "Hukuk devletini savunma konusunda gazetecilerin büyük çoğunluğuna güvenmeseniz iyi edersiniz" diye yazdım. Sözümü biraz aralamak istiyorum, tam açamayacağım için...
30 Ağustos akşamı Genelkurmay Başkanı'nın seçerek çağrılmış gazetecilere söylediklerini öğrendikten sonra, o gazetecilerin bu olayı okurlarına nasıl yansıtacaklarını merak ettim. 31 ağustos ve 1, 2, 3 eylül günleri hem seçmece gazetecilerin, hem de davet listesinde yeri olmayanların hadiseyi nasıl değerlendirdiklerine dair, bir kenara notlar aldım.
Bir hatırlatma! Türkiye devleti bir cumhuriyettir. Cumhuriyet, egemenliğin seçilmiş organlar aracılığıyla halkın elinde bulunduğu yönetim biçiminin adıdır. Bu anlayışın tamamlayıcısı olarak Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Önce demokratik!
Demokrasi başlıca devlet organları (yani yasama, yürütme ve yargı güçleri) arasındaki dengeye dayanan rejimin adıdır. Diktatörlükler Çgüçlerin yürütmede birleşmesiÈ diye tarif edilir.
Yürütmenin üst düzey yöneticilerinden biri olan Genelkurmay Başkanı'nın yasama, yürütme ve yargı organlarına sesleniş tarzı ve üslubu, herkesten önce ve çok gazetecileri tedirgin etse gerekti.
Bakalım etti mi?
31 ağustos günü dendi ki: "Askerden iki mesaj" dinamitleyenler var " (Milliyet); "Türkiye'nin altını oyuyorlar" (Hürriyet); "Kıvrıkoğlu: KHK 5+5'e dönmesin" (Sabah); "İrtica yargıya sızdı" (Cumhuriyet); Samimiyet testi" (Posta); "Asker uyardı" (Star); "Kıvrıkoğlu sert çıktı" (Yeni Binyıl); "Kıvrıkoğlu: karar enteresan" (Akşam); "Kıvrıkoğlu: Cumhuriyet ilkelerinde taviz yok" (Ortadoğu); "Devlet kadrolarındaki irtica temizlenecek" (Gözcü).
Kısası, ciddî bir itirazı olan yoktu.
1, 2 ve 3 eylül günleri bu konuyu değerlendiren 53 yazıdan 27'si Kıvrıkoğlu'nu şu veya bu şekilde, şu veya bu dozda desteklerken, 22'si kınıyor (bunlardan 13'ü dinci gazetecilerin yazarlarıydı), 4'ü de orta sularda geziniyordu.
Dinci gazetelerin yazarlarını bir yana bırakarak destekleyen 27, kararsız 4 ve karşı çıkan 9 yazı. Laik basın hesabına parlak bir bilanço değil. (Bunu bir kenara yazın!)

Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Tuğrul Belli)

  • Yabancı kelimelere takı eklediğimiz zaman kelimenin okunuşuna mı, yoksa yazılışına göre mi hareket etmeliyiz? Yani Larousse'un mu, yoksa Larousse'nin mi?

       - Larousse'un! Yani okunuşuna göre.
  • "Ölüm Günlüğü" başlıklı haberde, hastalarını öldüren doktorun eski bir fizikçi olduğu yazılı (Radikal, 8 eylül). Buradaki "physician" İngilizce'de "doktor" anlamına gelen kelimedir.

   - Ne diyeyim! Aynı gün ben de ÇDünya ÇocuklarıÈ örgütünün Fransızca adının "Emfonts Du Monde" (doğrusu Enfants du Monde) diye yazıldığını gördüm. Radikal'e hiç yakışmıyor.

Böyle okur dostlar başına
Okurum Tuğrul Belli'nin bir mektubu. Bu köşeyi ilgiyle takip ettiğini, hatalardan sakınma titizliğimi de bildiğini söyledikten sonra, şöyle devam ediyor:
" Taksi bolluğunun sebebi adlı yazınızda dikkatimi çeken bazı noktalar vardı.
O haber Milliyet'te değil Sabah'ta yer aldı.
LPG yakıt masrafını üçte bir oranında azaltmıyor, üçte bire düşürüyor.
Kaçak kullanım, evde ve sanayide kullanılan LPG'nin yüzde 17, arabalarda kullanılan LPG'nin yüzde 40 oranında vergilendirilmesinden kaynaklanıyor."
(Noktalar dediği, gördüğünüz gibi yanlış ve noksan bilgiler).
" Benzin yerine LPG kullanımının Ğbugünkü yüksek fiyat farkıyla değil teşvik edilmesini doğru buluyorum; hem ucuz, hem temiz bir yakıttır.
Taksi bolluğunun iki ana sebebi var: piyasaya çok fazla taksi plakası çıkarılmış olması ve taksiyi durakta arama veya telefonla çağırma alışkanlığının bizde yerleşmemesi."

H
Dediklerine katılıyorum. Yazdıklarımı düzelttiği ve tamamladığı için teşekkür ederim.
Tuğrul Bey'in bir suali, bir de eleştiri notu var; Dil Yâresi'nde göreceksiniz.
Bir de bana tavsiyesi:

   - Haftada iki kere yazsanız daha iyi olmaz mı? Hiçbir ülkenin basınında bizde olduğu kadar sık aralıkla köşe yazısı yazılmıyor, çünkü bu insanüstü bir çaba gerektiriyor.
"Tavsiyemin yaşınıza veya kapasitenize bağlı olmadığını özellikle belirtmek isterim" demek ihtiyacını duymuş. Bir alınganlık sebebi görmedim bu dediğinde. Kaldı ki ben, gazetelerdeki köşe vaizlerinin yılın 365 günü vaaz etmelerine karşı çıkan bir yayın yönetmeniydim.
Cihannüma yazılarına başladıktan bir süre sonra, eski ve görüşüne değer verdiğim arkadaşlarıma "Ne diyorsunuz?" diye sordum. Metin Toker:

   - Tam düşündüğümü söyleyeyim mi, dedi.

   - Lütfen!

   - Sen her gün yazması istenecek biri değilsin!
Meslekten olmayanlar için çok açık bir ifade değil belki; aslında ciddî bir iltifattır.
Radikal Genel Yayın Müdürü Mehmet Y. Yılmaz'ın bana karşı bu kadar mültefit olacağını sanmam. Pazartesi yazmama iznini bile zor koparmıştım.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.