![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
İki fay hattı Dış politika ve dünyanın halleri konusunda deneyimsiz olduğu bilinen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, New York'taki 'Binyıl Zirvesi'nde insanlığın durumuyla ilgili hızlandırılmış bir kursa katılmış gibi oldu. Sezer'le birlikte New York'a giden arkadaşlar onun bu kursta geçer not alıp almadığını ayrıntılarıyla yazıyorlar. Beni daha çok tutulan ders notları ilgilendiriyor.Çünkü bu ders notlarına baktığımızda 21. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşayacağımız depremlerin işaretlerini görüyoruz. İçine girdiğimiz yeni arazinin altındaki fay hatlarının haritasını da diyebilirsiniz. Buralardaki enerji birikimi gittikçe artıyor, kırılmalar kaçınılmazlaşıyor. Bunlardan birincisi, insan haklarıyla bağımsızlık ya da 'hükümranlık' itişip kakışmasının oluşturduğu fay hattı. 'Binyıl Zirvesi'nde başta Çin olmak üzere birçok ülkenin liderleri, insan hakları gerekçesiyle (bahanesiyle) içişlerine karışılmasından yakındılar. Buna karşılık, başta ABD Başkanı Bill Clinton olmak üzere birçok Batılı lider çağımızda insan haklarının önemini vurguladı ve devletlerin kendi yurttaşlarına her şeyi yapmakta serbest olmadığını yineledi. İşte bu çekişmede BM'nin nasıl bir rol oynayabileceği tartışma konusu. BM, ülkeler arası savaşları engellemek üzere kurulmuştu. Oysa günümüzdeki savaşların çoğu ülkelerin içinde. Bu durumda BM'nin görevleri ve yetkileri nedir, ne olmalıdır? Daha çok tartışılacak. İkinci fay hattı ise, küreselleşmeyle birlikte zengin ülkelerle yoksul ülkeler arasındaki uçurumun gittikçe büyümesi. Bilişim teknolojilerindeki müthiş patlama, belli ki, bu uçurumu kapatmıyor, belki daha da derinleştiriyor. Buradaki basınç eninde sonunda korkunç sarsıntılara yol açmayacak mı? Nijerya Cumhurbaşkanı Obasanjo, küresel dengesizlik konusunda 'Üçüncü Dünya'nın görüşünü söyle özetlemiş: "Gelişmekte olan ülkelerin arzuları son derece basittir. Gelişmiş olalım ya da olmayalım, hepimiz aynı evde yaşıyoruz. Bazılarımız bir evin süper lüks odalarında yaşamakta, bazılarımız ise tuvaleti bile olmayan, boruların su sızdırdığı sefil bodrum katında. Biz diyoruz ki, 'Ey süper lüks odalarda yaşayanlar, bodrum katındakilerin perişan halini görmezden gelmeyin, yoksa hepimiz için çok kötü olur.'" Geçenlerde bizim gazetede yayımlanan bir karikatürün anlattığı gibi, aç biilaç yemek arananlara internet bağlantılı bilgisayar vermek derde çare olmuyor. Peki, ne yapılmalı? Ne yazık ki, ders notlarında bu konuda somut bir şey yer almıyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||