![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Emel Yıldız Türkiye'ye hiç uymuyor! Haydi İçeri! Bana Türkan Şoray anlattı. Türkan Şoray 14-15 yaşlarında okullu bir kız çocuğu ya. Onun bir komşusu var, Yeşilçam filmlerinde oynuyor ya. Türkan Şoray'ı bir gün gezsin görsün diye çalıştığı film setine götürüyor ya. Ne mi oluyor? Türkan Şoray anında keşfediliyor. Komşunun rolü, ona veriliyor apar topar. 'Köyde Bir Kız Sevdim'in başrolünde oynayarak Türk sinemasının gelmiş geçmiş en büyük efsanesi doğuyor. Türkan Şoray Efsanesi. Türkan Şoray Efsanesi'ni bize armağan eden gönlübol komşu kim biliyor musunuz? Emel Yıldız. Namı diğer Panter Emel.Yıllar sonra karşılaştıklarında: "Sizi sinemaya kazandırdım ya," diyor Emel Yıldız. "Benim rolüm gitmiş, ne önemi var." İşte Emel Yıldız, bu. Bu lafı söyleyen, söyleyebilen biri Panter Emel. Türkan Şoray bunun altını çiziyor, anısını anlatırken. Zira Türkiye'de böyle bir cömertliği, böyle bir gerçekçiliği, efendiliği böylesine içten yapabilen, sunabilen çok çok çok az insan var. Asla bir Türkan Şoray olmadığı, olamayacağı halde (Türkan Şoray'lara milyarda bir rastlanır, 30-40 yılda bir kere.) "O benim rolümü kaptı. Gezdir kargayı vs. vs. O benim rolümü kapmasaydı ben şimdi şuydum buydum. Trilyonerdim. Stardım. En büyük bendim. Ah ben neydim neydim!" diye dolanan o hazin kalabalıklar... Gerçeklikle bağları kopuk, ne ne olduklarının, ne ne olabileceklerinin bilincinde, hep o hasret, kin, yakınma kuyularının dibinde debelenen o bencil, o kısıtlı, o zavallı zavallı ruhlar... Emel Yıldız, bunlardan biri değil işte. Emel Yıldız, insan gibi insan. Kendi karanlıklarına bağımlı olmayan. Emel Yıldız, özel biri. Türkiye'ye fazla biri. Benim ölçülerime göre, Emel Yıldız haza hanımefendi. Beni arıyor sabah sabah. Taraklı Belediye Başkanı'na hakaretten açılan dava sonuçlanmış. Danıştay, Emel Yıldız'a mahkemenin verdiği 7 ay cezayı, 6 ay 1 güne düşürmüş. "Ne hassas terazileri varmış," diyor Emel Yıldız. "Nasıl da dikkatle ölçüp biçmişler suçumu". Zira 6 aya kadar olan 'suç' durumlarında para cezasına çevriliyor hakkınızdaki karar. Ama o hassasiyetle verilen bir gün sayesinde, ülkemizin en meşhur hayvan hakları savunucusu, sivil itaatsizi, bir sembol, bir başbelası olarak Emel Yıldız, hapse girip altı ay bir gün içerde yatacak! "Metin Göktepe'nin katilleri dışarda," diyor Emel Yıldız. "Sivas Katliamı'nın katilleri dışarda." 'Hassas Türk Adaleti beni en ince ayar tartılarıyla cezalandırıyor işte'ye geteriyor lafı. Zira Emel Yıldız, bu topraklara yakışmıyor. Emel Yıldız bu tevekkül toplumuna, bu vur sırtına al lokmayı kalabalıklarına, bu sağlığının içine eden baz istasyonlarından, etrafındaki güzelim hayvanların katledilmesine hiçbir şeye gıkını çıkarmayan, ayrıca çıkarma arzusu duymayan kalabalıklara UYMUYOR. OLMUYOR EMEL YILDIZ. Bana kalırsa Emel Yıldız, bizim için fazla güzel. Zira baz istasyonları da umurunda Emel Yıldız'ın, bir orman katledilerek kurulan Koç Üniversitesi Kampüsü de, hayvanlar da. Ama en çok hayvanlar umurunda Emel Yıldız'ın. Hayvanlar için içi gidiyor. Hayvanlar için deli oluyor Emel Yıldız. Onun için de, Türkiye için fazla güzel. Siz televizyonlarda hep bağıran çağıran, ağzından köpükler saçan bir Emel Yıldız görmektesiniz. Sizin gördüğünüz Emel Yıldız, tepesinin tası atmış bir Emel Yıldız. Ben başka bir Emel Yıldız tanıyorum. Beni bir mesele olduğunda telefonla arayan, kibarlıktan sesi titreyen, bazı konulardan bahsederken üzüntü ve kızgınlıktan ağlamaklı olan (bu haliyle de bana annemi hatırlatan) haza bir hanımefendi tanıyorum. Bir belediye başkanı, çocuklara beş yüz bin lira karşılığı köpek öldürtüyorsa, böylesine manyakça bir yöntemle bin 500 köpeği 'yok' etmişse; mahvolan, çıldıran, köpüren, tepesinin tası atıp "Sen 500 bin lira eder misin ki?" diyen bir Emel Yıldız. Evet. Benim haza hanımefendilik tanımımın içine, bu da giriyor. Asıl bu giriyor. Bir davaya adanmış olmak. Kendinden güçsüz, zayıf, korunmasız olan için gözü karartmak. Kavgaya hazır, hazırlıklı olmak. Güçsüzü yok etmeyi vazife bilen vicdansızların üstüne bir panter gibi atılmak. Korkmamak. Ateşte yemeğim, evde çocuğum, bekleyen taksitlerim var dememek. "Bugün 500 bin liraya köpek öldüren çocuklar, yarın ne olur?" demek. İnsan egemenliğindeki bu sefil dünyada, başka canlılar için kendini ateşe atmak. Sivil inisiyatife özünde dayanamayan bu karmafaşist toplumda, inisiyatif sahibi olmak. Bunu talep etmek. "Lütfen yazın Perihan Hanım," diyor Emel Yıldız. "En iyisi assınlar beni. Zira ben uslanmayacağım. Bu hareketi yapan cumhurbaşkanı da olsa, konuşacağım. Madem susturmak istiyorlar assınlar beni." Tamam. Biraz fazla dramatik. Biraz ölçüsüzlüğe temayüllü. (Aynen annem gibi.) Bej pantolon gömlekli ölçülü biçili hanfendilere tamam da, bu toplumda kabul gören hanfendilik, ancak banka müdürleriyle yapılan repo pazarlıklarında celallenen cinsinden olmamalı. Benim için haza hanımefendi, haza insan Emel Yıldız. Ve beğenirsiniz, beğenmezsiniz bize daha bir sürü Panter Emel lazım. Onların içeri atılarak, sindirilmesi değil.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||