Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Eylül 2000

Pistte şaşırtan madalyalar

Atletizmde mücadele giderek kızışıyor. Bayanlar ve erkeklerde 100 metreyi favoriler kazanırken, yüksek atlamada Cezayirli Abdurrahman Hamid'in ünlü isimleri geride bırakarak bronz madalya kazanması, yağmurlu günün en hoş sürprizlerinden biriydi
Haber ResmiCÜNEYT E. KORYÜREK
Sydney'de hemen her spor dalında eski şampiyonlarla yeni kabiliyetler yan yana yarışıyor. Bu gençler mutlaka yarınların şampiyonu olacak. Onları burada keşfetmek de olimpiyadın en keyifli, en güzel yanlarından biri...
Kenya, Etiyopya ya da Kuzey Afrika ülkeleri dendiğinde akla hep uzun mesafeler gelir. Ama dün bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında, yüksek atlamada Cezayirli Abdurrahman Hamid'in 2.32 atlayıp bronz madalya kazanması, hem yağmura direnip tribünlerde kalan sporseverler hem de bizler için çok hoş bir armağandı. Yüksek atlamada birinciliği 2.35'le Rus Valery Kliugin, ikinciliği Kübalı dünya rekortmeni Sotomayor (2.32) aldı. Yarışmanın favorisi Rus Voronin'in kürsüye bile çıkamaması, Amerikalı atletlerin daha başlarda elenip gitmesi, hepimizi şaşırttı.

Serap 37. olabildi
Zaten bu gibi büyük organizasyonlar, bizleri genellikle şaşırtır. Buraya gelirken, sporcularımızın Atlanta'dan daha fazla madalya kazanacağını en yetkili ağızlar ifade ettiler. Ama şu ana kadar bilanço, tam bir düş kırıklığı... Kendimizi ve rakiplerimizi pek iyi tanımıyoruz gibi geliyor bana... En büyük eksiklerimizden biri, dışarıda çok az yarışma yapmak olduğu halde, bunu ortadan kaldıracak adımları atmıyoruz.
Neyse... Bu sorunları tartışmayı Türkiye'ye bırakıp, dünün yarışmalarına dönelim. Bayanlar maratonda atletimiz Serap Aktaş'ın derecesi ve ve aldığı 37.lik hiç de hoş değil. Daha iyisini yapabileceğini düşünüyorum. Sydney'e çok erken gelmelerini, bu düşük derece için sebep olarak gösteriyor Serap... Ama sanırım bu konuda haksız. Serap böyle dökülürken, bizim o eski maratoncuların yerini niçin kimseler alamıyor dersiniz?
Japon Takahashi'nin çok akıllı bir strateji ile koşup, 2 saat 23 dakikada bitirerek kazandığı maraton, bu zarif bayan atletin iki yıl önce yaptığı 2.21.47'lik mükemmel derecenin
önemini bir kez daha ortaya koydu. Japonlar, Sydney'de koşacakları parkuru tanıyabilmek çini üç yıl boyunca birkaç kez buraya gelip antrenman yapmışlar.
Bazı olimpiyadlar vardır, öyle yıllara rastlar ki, altın madalya alan bazı sporcuların adını bir yıl sonra kimse hatırlamaz. Bazen de sanki bütün iyiler biraraya gelmiş ve olimpiyadda buluşmuşlar gibi gelir insana...

Freeman çok rahat
Ne yazık ki burada, bayanlar 100 ve 200 metrede Marion Jones'un bir tane bile rakibi yok. 400 metrede de Avustralyalı Cathy Freeman o kadar beklemesine rağmen, Fransız Marie Jose Perec'in Paris'e dönmesiyle tek başına kaldı. Büyük ihtimalle finali yalnız koşup, altını eve götürecek. Dün yağmur altında koşulan yarı finalde çok rahattı.
Erkekler 400 metrede işler biraz karışık. Rekortmen, dünya ve olimpiyad şampiyonu Muchael Johnson, bu son olimpiyadı olduğu için ve de 200 metrede yarışamadığı için, yarın bir rekor için piste çıkacak.
Bayanlar üç adım atlamada Bulgar Marinova, 15.20 atlayarak ve rakiplerini epey gerilerde bırakarak altına uzandı. Burada benim dikkatimi çeken, Marinova'nın başarısıdeğil, 21 yaşındaki Cezayirli Rahouli'nin 14.17'lik derecesiyle beşinci olması. Biz, Kuzey Afrika ülkelerinde, erkekler uzun mesafelerde derece kovalarken, bayanlar evde oturur sanmıyor muyduk?
Erkekler disk atmada, yıllardır birbirleriyle "al gülüm ver gülüm" yarışan iki Alman, Lars Riedel ve Jürgen Schultz, Güney Afrika, Litvanya, Beyaz Rusya gibi ülkelerden yeni rakiplerin çıkmasıyla canlandılar. Seçmelerde dahi 68 metreye ulaşan dereceler, yarınki final için iyiye işaret. Birincinin 70 metrenin üzerine çıkması sürpriz sayılmamalı.

Zelezny'nin zaferi
Bir olimpiyad şampiyonluğunun ne demek olduğunu, biz hâlâ tam
olarak anlayabilmiş değiliz. 110 bin kişilik Olimpiyat Stadı'nda ve televizyonları başanda milyarlarca insana milli marşını dinletebilmenin tadını en iyi Çek ciritçi Jan Zelezny bilir herhalde. Zelezny, dördüncü
olimpiyadında üçüncü altın madalyasını kazandı.

Sakatlığı dinlemedi
Bayanlar heptatlonda nükseden sakatlığına rağmen, son yarış olan 800 metreyi tamamlamayı başaran İngiliz Denise Lewis'in acıları, kazandığı altın madalyayla hafifledi. Lewis'in şampiyon olabilmesi için, puantajda kendisini izleyen Rus Prokhorova'dan 10 saniye fark yememesi gerekiyordu. Acılar içinde koşan İngiliz atlet, rakibi ile arasındaki farkı 6 saniyede tutmayı başardı ve kürsünün en üst basamağına tırmandı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.