Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Eylül 2000

Ömerli elden gidiyor

İstanbul'un su ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Ömerli Barajı'nın havzası çarpık yapılaşma yüzünden elden gitmek üzere. 1965'te 10 bin olan 'havza nüfusu' 1997'de 250 bini aştı
Haber ResmiESRA KURT
İSTANBUL - İstanbul'un su deposu Ömerli Barajı'nın havzasında son yıllarda artan yerleşim birimlerinin sayısı tehlikeli boyutlara ulaştı. Kentin su ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan havzada 1992-97 yıllarında 39 bin 169 hektar olan ormanlık alan 35 bin 140'a inerken, 164 hektarlık sanayi alanı 439 hektara, 11 bin 817 hektarlık açık alan16 bin 198'e çıktı, 1965'te 9 bin 226 olan nüfus 1997 yılı itibarıyla 257 bin 204'e ulaştı.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden Doç. Dr. Handan Türkoğlu ile aynı üniversitenin İnşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotogonometri Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Göksel'in, Ömerli Barajı havzasının 1992-97 dönemindeki durumunu ortaya koyan çalışmalarında durumun vahameti açıkça görülüyor.
Ömerli Barajı ve havzasını gösteren 1985 tarihli İSKİ haritasında, bölge büyük oranda orman alanlarıyla kaplı; yerleşim alanları ise yok denecek kadar az. Özellikle 1992 yılından itibaren ise havzada önemli oranda yerleşme söz konusu. Uydu fotoğraflarını kullanarak geliştirdiği haritaları yorumlayan Türkoğlu, baraj havzasının 'Uzak Mesafe Koruma Alanı'nda büyük bir yapılaşma olduğunu söyledi. Türkoğlu Samandıra, Sarıgazi, Sultanbeyli, Emirli, Alemdağ, Kurnaköy gibi yerleşim yerlerinin bu alan-da kurulduğunu belirterek, "Bu alanlar 'Uzak Mesafe Koruma Alanı' içinde kaldığından en çok iki kata izin verilmesi gerekir. Oysa çok katlı yapılar dikkat çekiyor" diye konuştu.

Dereler de kirletiyor
Türkoğlu havzada 1985'te hiç olmayan endüstri alanlarının da arttığını belirtti. Baraja inen çok sayıda derenin bu yapıların atık sularıyla kirlendiğini kaydeden Türkoğlu, "Koruma alanı içindeki bu yapıların atık suları, dereler vasıtasıyla baraja taşınıyor" dedi.
Çalışmalarını geçen yıl İSKİ'ye teslim ettiklerini belirten Türkoğlu, "Planlama da yönetim de denetim de havza bazında yapılmalı. İdari bölünmüşlük, denetim yapılmasını güçleştiriyor" diye konuştu.

Genel durum da vahim
Vahamet sadece Ömerli Barajı'yla sınırlı değil. Türkiye'nin toplam
5 milyon metreküplük içme ve kullanma suyunun yüzde 40'ını sağlayan İSKİ'nin diğer baraj havzalarında da tehlike çanları çalıyor.
Türkoğlu'nun verdiği bilgilere göre Ümraniye'nin Yukarı ve Aşağı Dudullu mahalleleri ile Çavuşbaşı ve Çekmeköy, Elmalı Barajı'nın 'Uzak Mesafe Koruma Alanı' içinde. Büyükçekmece Barajı koruma havzası içinde Tepecik, Alibey Barajı koruma havzası içinde de Arnavutköy beldesi kurulu.
İlgili yönetmeliğe göre 'Uzak Mesafe Koruma Alanı' içindeki imar planları İSKİ'ye sunulmak zorunda. Dolayısıyla adı geçen havzalar içinde oluşan belde ve ilçe sınırlarındaki yüksek yapılaşma yönetmeliğe aykırı. Havza planlamasının önemini vurgulayan Türkoğlu, "Planlarla doğal sınırlar çakışır. Türkiye'de idari sınırlar coğrafi sınırlara uymaz. Doğanın kendisine özgü bir sınırlaması vardır" diye konuştu.

Eroğlu: Aciz kaldık
Toplam 5 bin kilometrekarelik bir alanı oluşturan havzalarda, İSKİ'nin görevlendirdiği 150 güvenlik görevlisi aciz kalıyor. Mutlak koruma alanı olan havzalara arazi mafyasının göz diktiğini belirten İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu, İçişleri Bakanlığı'ndan istedikleri 350 güvenlik elemanı kadrosu için bir yıldır onay beklediklerini söyledi. Havzaları kaçak yapılaşmaya karşı mülki amirlerin koruması gerektiğini belirten Eroğlu, İSKİ'nin 'yıkmak' görevinin olmadığını, yıkıma giden İSKİ görevlilerine karşı linç girişimlerinde bulunulduğunu belirtti. Eroğlu, içme suyu havzalarının çevresindeki küçük yerleşim birimlerinin belde
ilan edilmesi ve belediye yapılmasının havzalardaki yapılaşmaya davetiye çıkardığına işaret etti.
İSKİ'nin aldığı önlemlerin yetersiz kaldığını belirten Eroğlu, göreve geldiği ilk günlerde havzaların 'askeri bölge' ilan edilmesini istediğini, ancak kendisine 'Koruyamayacaksan, bu göreve niye talip oldun' denildiğini hatırlattı.
Elmalı ve Alibey baraj havzaları çevresindeki yapılaşmaya da dikkati çeken Genel Müdür Eroğlu, Elmalı'nın çok yakın gelecekte devre dışı kalabileceğine dikkati çekti.
İSKİ ile İTÜ arasında yapılan anlaşma gereğince artık İstanbul'daki havzalar uydudan denetlenecek. Projeye göre İSKİ yurtdışından havzaların fotoğraflarını satın alacak, İTÜ'lü uzmanlar da fotoğraflardaki kaçak yapılaşmaları işleyecek. Sorumlulara 'suçüstü' yapılarak mahkemeye verilecek.

Havzaların nüfusu 660 bini buluyor
İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Şehircilik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Handan Türkoğlu, İstanbul'a su sağlayan barajların havzaları üzerinde son yıllarda korkunç derecede artan nüfusu rakamlarıyla ortaya koydu. Türkoğlu'nun verdiği bilgilere göre; Elmalı havzası içinde 1965 yılında 3 bin 45 olan nüfus 1997'de 114 bin 546'ya; Terkos havzasında 1965'te 15 bin 762 olan nüfus 1997'de 23 bin 995'e; Büyükçekmece havza alanında 1965'de 34 bin 559 olan nüfus 1997'de 74 bin 9'a; Alibeyköy havzasında 1965'te 7 bin 556 olan nüfus 1997'de 146 bin 364'e; Sazlıdere'de 1965'de 6 bin 135 olan nüfus 1997'de 41 bin 579'a; Darlık'ta 2 bin 180 olan nüfus 1997'de 2 bin 304'e ulaştı. Toplam olarak bakıldığında 1997 yılında baraj havzaları içindeki alanda 660 bin kişinin yaşadığı belirlendi.

Koruma alanları
İçme Suyu Havzaları Koruma Yönetmeliği'nde 'Mutlak Koruma Alanı şöyle tanımlanıyor: "İçme ve kullanma suyu sağlanan ve sağlanacak olan suni ve doğal göller etrafında en yüksek su seviyesinde suyla karanın meydana getirdiği çizgiden itibaren yatay 300 metre genişliğindeki kara alanı. 'Mutlak Koruma Alanı'nın üst sınırından itibaren 700 metre genişliğindeki kara alanı 'Kısa Mesafeli', bu alanın üst sınırından 1000 metre genişliğindeki kara alanı 'Orta Mesafeli', bu alanın üst sınırından başlamak üzere su toplama havzasının nihayetine kadar uzanan bütün kara alanı ise 'Uzak Mesafeli Koruma Alanı' olarak belirtiliyor.
Baraj havzalarındaki 'Mutlak Koruma Alanı'nda yapılaşmaya hiçbir biçimde izin verilmiyor. Bu alan dışında kalan bölgelerde uygulanacak imar planlarının ise, önce İSKİ'ye sunulması ve kurumun onayının alınması zorunlu.

Yeşil Kuşak Projesi
İSKİ tarafından havzaların korunması için bir 'Yeşil Kuşak Projesi' geliştirildi. Buna göre; 'Mutlak Koruma Alanları' sınırları beton direklerle belirlenecek ve bu alanlara yoğun ağaç dikimleri yapılacak. Eroğlu, basın-yayın kuruluşlarından da destek isteyerek ağaçlandırılan alanlara gazete ve özel televizyonların isminin de verileceğini söyledi. Ayrıca havzaların haritaları da çıkarılarak hangi bölgelerin hangi kamu kuruluşuna ait olduğu da belirlendi.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.