Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Eylül 2000

Türk kafası

Türkiye'nin Batı'daki algılanışı katı, dar kafalı ve inatçı.
Kıbrıs'ın kuzeyini işgal etti; hiçbir ödünde bulunmuyor. Ege'de karasularını 6 milin üstüne çıkarmayı 'savaş nedeni' sayarak Yunanistan'ı tehdit ediyor. Kürtleri eziyor; ne kimliklerini ne de kültürel haklarını tanıyor. Laiklik diye iktidar partisini kapatıyor. Ermenileri soykırıma uğrattı, ama suçu kabul etmiyor.
Bu zihniyette bir ülkenin AB içinde yer alması mümkün değil.
Uygar olmak ve bugünün şartlarına uymak istiyorsa, Türkiye;
- Kıbrıs'ta Rumların devleti temsil ettiğini; AB ile müzakere yapmaya ve biter bitmez üye olmaya yetkili olduğunu kabul etmeli; üç özgürlükle iki bölgeliliğin tehlikeye girmesini ve garantilerin bir daha müdahale edilemeyecek şekilde azaltılmasını göze almalı.
- Ege'de Yunanistan'ın selektif Divan'a başvuru tezini kabul etmeli ve bu arada adaların silahlandırılmış statüsüne göz yummalı.
- Ermeni soykırımını tanımalı.
- Ülke içinde Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-dindar farklılıklarını tanımalı.
- Kürtlerin kimlikleriyle siyasi mekânda yerlerini almasını ve kollektif kültürel haklarla teçhizini sağlamalı.
- Dini, devlet denetimi dışına çıkarıp, irticayı hukuki değil, siyasi yollarla yumuşatarak sistemiyle bütünleştirmeli.
Ülkenin iç yapısında ve temel dış politikasında böylesine köklü bir değişikliği yapmak için, Türkiye'nin Jakoben devlet geleneğini terk etmesi gerekiyor. Zira Türkiye'nin küreselleşen dünyaya uyum sağlaması ve uygar Batı ile birlikte yaşaması önündeki tek engel Jakoben Cumhuriyet.
Bu görüşleri aşağı yukarı paylaşan Türkiye'deki bir aydın kesimin, bazı Amerikan araştırma merkezlerinde yaptıkları çalışmalar son bir ay içinde yayımlandı.
Bu tezler ne ölçüde geçerli?
Hukukun kendi yanında olduğunu söyleyen Yunanistan, 1996'da tüm sorunları Divan'a götürme teklifimizi reddetti. Ama Kardak ve Öcalan krizlerinin etkisiyle AB içindeki vetosunu kaldırdı. Bizim zihniyet değiştirmemizi beklerken, henüz Ege sorunlarını birlikte ele alacak kadar değilse de, kendisi değişim sürecine girdi.
Kıbrıs'ta Rumların Türkleri temsil etmediği tezi kabul görmeye başladı. Konfederasyon tezi de artık tabu değil.
Kürtlere siyasi, idari ve kültürel özerklik isteyip, bizi günaşırı kınayan Avrupa Parlamentosu da AB üyeliğimize artık olumlu bakıyor.
Bütün bunlar 'Jakoben devlet'in ulusal çıkar olarak saptadığı hedeflerin pek de ulaşılamaz olmadığını gösteriyor. Ama bu hedefler ilk anda hep büyük tepki uyandırıyor, kabulü zor oluyor ve uzun sürüyor.
Neden acaba?
Çünkü bizimle ihtilafa girenler maksimalist hedefler saptıyorlar ve gariptir, genelde Batı tarafından da destekleniyorlar.
Yunanistan'ın ve Rumların hedefleri maksimalist olmasına rağmen, Batı kamuoyunda haklı görüldüklerinden, kendi haklılıklarına ve bizim haksızlığımıza o kadar inandılar ki, normal tezlere gerilemeleri zorlaştı.
PKK ile onun Batılı destekleyicileri de önce maksimalist hedef olan bağımsızlıktan yana bir tutum almışlardı.
Ermeniler de, kendilerinin mutlak masum ve bizim mutlak suçlu olmamıza bağlı maksimalist soykırım tezlerini, Batılı bazı çevrelerin sempatisiyle sürdürüyorlar.
Galiba sorun Batı'nın yarım yüzyıllık bir işbirliğinden sonra dahi, bize karşı ilk tepki olarak önyargı ile davranmasından kaynaklanıyor.
Bu doğruysa, Türkiye'nin 'yumuşaması' çok zor olacak demektir. Önyargı karşıda inat yaratır. Size otomatik haksızlık yapma eğiliminde olanın görüşlerini otomatik reddetme eğilimine girersiniz.
Dış politika sorunlarında esnekliği iç siyasi yapıda gevşemeye bağlamak da, önyargının doğal sonucu olan hatalı bir yaklaşım. Bu durumda her iki alanda da ilerleme olması zorlaşır.
Türkiye'nin liberal demokratik seçeneği, savaşlarla yoğrulmuş tekil yapıyı ve bir buçuk asırlık laikliği terk etmekten; Ege'nin yüzde 90'ını Yunanistan'a, Kıbrıs'ın kuzeyini de AB denetiminde Rumların egemenliğine bırakmaktan; Ermeni soykırımını kabul etmekten mi geçiyor?
Tarihi kimliğimiz çözülmeden değişim imkânsızsa, buna tepki 'Jakoben devlet'ten değil, ulustan gelir.
Dene ve gör!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.