Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Eylül 2000

Irkçılık tuzağına düşmeden...

ismet.berkan@radikal.com.tr
Dönemsel dış politika krizlerimizden birini daha yaşıyoruz. Amerika'da yine bir Ermeni soykırımı tasarısı ortaya çıktı ve Türkiye bir kez daha olmadık kırıcılıkta bir tartışma yaşamaya başladı.
Muhatap Amerikan Temsilciler Meclisi'nin dış ilişkiler komitesi. Bu komitedeki yasa teklifi eğer kabul edilirse, Amerika'nın yurtdışına göndereceği diplomatik temsilcilere Ermeni ulusuna 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından soykırım uygulandığı eğitimi verilecek.
Türkiye bu yasaya karşı çıkıyor. Alt komitede reddedilmesi için savaş verildi ama orada kabul edildi. Bu hafta komitenin kendisinde görüşülecek ve herhalde orada da kabul edilip Kongre gündemine girecek. Gelen haberler, Kongre'nin de yasayı tatile çıkmazdan önce ele alacağı yönünde.
Yani tarih bir anlamda tekerrür ediyor. Daha önce de benzer içerikte yasa teklifleri komisyonlardan geçerek Kongre gündemine kadar gelmiş ve reddedilmişti.
Yasaya Türk basınında da ciddi tepki var. Eline kalemi alan konuyla ilgili bir yazı yazıyor. Bu yazıların bazılarını dehşet içinde kalarak okuyorum. Çünkü çoğu yazar, tasarının yanlış olduğunu anlatayım derken açıkça, kabaca ırkçılık yapıyor.
Oysa yasayı Ermenistan Ulusal Meclisi görüşüyor değil, hatırlatayım olay Amerika'da geçiyor. Ama biz kendimize nedense Ermeni halkını ve Ermenistan'ı hedef seçmişiz. Aramızda bazıları koskoca Amerika'nın Ermenistan'ın 'maşası' haline geldiğini söylemeye kadar vardırabiliyorlar işi ve dayanıyorlar en adisinden, en çirkininden ırkçılığa.
Hele bazıları öyle cahil ki, arada sözü iç politikaya da getirip fırsat bu fırsat diye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e de küfrediyorlar. Neymiş, Sezer Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan'a cevap verirken 'Meseleyi tarihe ve tarihçilere bırakalım' demiş... Halbuki... ne bileyim, kalkıp şöyle sunturlu bir yumruk atmak varken... değil mi ama?
Yalnız bu 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi' geçinen akadaşların unuttuğu bir şey var: Soykırım konusunu tarihe ve tarihçilere bırakmak gerektiği çok uzun zamandır Türkiye'nin konuyla ilgili resmi politikası. Bunu Cumhurbaşkanı Sezer icat etmedi, o Türkiye'nin eski pozisyonunu tekrar etti o kadar. Ama bizimkiler öyle cahil, kendi ülkelerinin en temel dış politika sorunlarından biri konusunda bile o kadar bilgisizler ki, çaresiz ırkçılığa sığınıyorlar.
Irkçılık öyle bir şey ki, sanki hepimizin derisinin altına işlemiş. En ummadığınız, en bilgili en akıllı ve en izan sahibi sandığınız insan bile, yeri geliyor koca bir ulusu sanki tek bir kişiymiş gibi yargılıyor, mahkûm ediyor, infaz ediyor. ASALA yüzünden 'Her Ermeni katildir' diyebilir misiniz? Biraz serin kanlılık, biraz akıl lütfen.
Hiç üstünde düşünmeden, hiç farkına varmadan yaptığımız ırkçılık neye yol açıyor farkında mıyız? Ermeni vatandaşlarımızla bu vatanı paylaştığımızı hemen unutuyor, onları kırmaktan ve kendimizden uzaklaştırmaktan çekinmiyoruz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.