![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
TL baskısına karşılık olumlu beklentilerGSM sözleşmesindeki sorunlar, batan bankalar, parti kapatma spekülasyonları ve kısa vadeli fonlama maliyetlerinin yüksekliği sisteme hayli güç zamanlar yaşattıSANCAR TOMRUKİSTANBUL - Faiz piyasası geçtiğimiz iki ay boyunca kısa dönemli faizlerin ve çeşitli siyasi spekülasyonların gölgesinde, ve daralan iç borç stokunun getirdiği kâğıt likiditesindeki düşüşü çeşitli şekillerde fiyatlamaya çalıştı. GSM sözleşmesinin sorunlu bir şekilde imzalanması, batan bankalar, parti kapatma spekülasyonları bir tarafa, kısa vadeli fonlama maliyetlerinin yüksekliği sisteme bir hayli güç zamanlar yaşattı. Aslında temel faktör sistemin kendini fonladığı vadenin çok kısa olması ve bu piyasadaki sıkışıklıkların maliyetlere çok çabuk yansımasıydı. Para programının uygulanmaya başlamasıyla düşen kısa vadeli reel getirilerin ithale dayalı tüketimi patlatması, aynı zamanda artan petrol fiyatları, cari açığı yılın üçüncü çeyreğinde hız açısından sorunlu olabilecek bir noktaya taşıdı. Bu 'yaşayan' açığın gerektirdiği döviz girişinin, turizm sezonunun sona ermesiyle beraber yavaşlaması ve kısa dönemli TL faizlerinin bant değiştirmesi bütün vadeleri kapsayan getiri eğrisinde şekil değişikliğine yol açtı. Kısa vadeli bono getirileri ve aynı zamanda uzun vadeliler yükselerek, getiri eğrisinin yatay ya da pozitif eğimini negatife dönüştürdü. Bu hareketin sonucu olarak yüzde 31-32 civarlarında dolaşan bileşik bono faizleri yüzde 40'lara kadar neredeyse soluksuz bir biçimde yükseldi. Yurtdışı piyasalardaki tedirginlik ve temkinli yaklaşım da döviz girişini kısmen engelleyerek yükselişe tuz biber oldu. Bu yükselişlerin ardından muhtelif defalar beliren olumlu hava ve döviz bazındaki getirilerin cazibesi, TL fonlama maliyetlerinin gevşeme beklentileriyle birleşince faiz seviyesi şu günlerde bulunduğu yüzde 35.5 seviyelerine kadar geriledi. Yeni yılın beklentilerinin ve hedeflerinin olumlu olması alıcı eğilimini ve kuvvetli trendi sürdürse de, TL maliyetleri şimdilik soru işareti olmaya devam edecek gibi görünüyor. GSM lisans bedelinin sisteme girişinin yaratacağı olumlu etki ve buna karşılık yıl sonu yaşanacağı şimdiden görünen TL sıkışıklığı, bono faizlerinin dibini şimdilik yüzde 32-33 civarında marke edecek gibi görünüyor. Çok basitçe bakacak olursak yüzde 35.5 seviyesinden alınan bononun (*) gecelik getirisi yüzde 30.4 civarında bulunuyor. Oysa fonlama maliyetleri gecelik yüzde 40 civarında seyredecek olursa, bononun bileşik getirisi yıl sonu itibarıyla taşıma maliyetinden dolayı kötüleşeceğinden 2.8 puan kadar aşağıya gelecektir. Yani yüzde 35.5 seviyesinde alınan bono, yıl başında en az yüzde 32.7 seviyesine düşmüş olmalıdır ki, başa baş noktaya gelinebilsin. Durum böyle olunca ve en azından şimdilik yüzde 32-33'lerin altına bir düşüş beklenmedikçe, alıcılar bu seviyelerin altında tedirgin olmakta çok da haksız sayılmamalıdır. Ancak piyasa denen olgunun zaman zaman görünen temel gerçeklerin dışına nasıl çıkabildiğini unutmamak gerekir (Adam Smith'in 'para oyunu' ya da Keynes'in 'güzellik yarışması' örneklerinde olduğu gibi). Dolayısıyla kısa vadeli bir yorumda bulunurken psikolojileri de iyi tartmak ve analiz etmek lazım. Bu çerçevede bakıldığında önümüzdeki günlerde, IMF delegasyonunun yapacağı açıklamalar büyük olasılıkla olumlu etki yapacaktır. Yurtdışındaki olumlu havanın sürmesi de içerideki pozitif görüntüyü olgunlaştıracaktır. Bu da yükselişlerin alım fırsatı olarak değerlendirilmesine sebep olabilir. Ancak yüzde 32-33'lere yaklaşıldıkça satıcı ağırlığı belirgin bir şekilde hissedilecektir. Email: sancart@turk.net
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||