Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
6 Kasım 2000

Bu Fener'i sevdik

Fenerbahçe tribünlerinin en çok alkışladığı hareketlerden biri üçüncü goldü. Sevgilerden büyük payı ise Rapaiç aldı. Nedeni çok basit. Zaten sezon başından bu yana anlatmaya çalıştığımız buydu. Durumu açıklamak için önce golün teknik yapısına göz atalım. Ankaragücü'nün atağa çıktığı bir pozisyonda yakalanan topu Yusuf, olgun bir pasla Rapaiç'le buluşturdu. Yıldız futbolcu dikine süratle rakip savunmanın üzerine gitti, Baliç sola, Mert Mirkoviç de sağa hareketlendiler. Ankaragücü'nün geri ikilisi oyundan düştü. Böylece bir anda iki adam eksiltilmiş oldu. Rapaiç'in Mert Mirkoviç'in önüne yuvarladığı gol pası ve sonuca gidilmesi, tribünlerde 5 aydır beklenen müthiş bir mutluluk patlaması yaptı.
Dünkü Ankaragücü maçından sonra şu rahatlıkla söylenebilir: Fenerbahçe nihayet lige girdi. Şimdiye dek oynananları hazırlık maçı sayalım. Farka, mükemmel, heyecan verici, bol pozisyonlu futbola bakıp Ankaragücü'nün kolay teslim olduğunu sanmayın. Ersun Yanal'ın öğrencileri oyunu çirkinleştirmediler. Kafa kafaya bir futbol ortaya koymaya çalıştılar. Pozisyonları ve direkten dönen şutları oldu. Ancak ataklarda Faruk kayboldu, Kennedy ise futbol oynamak yerine çenesine vurunca takımına zararlı oldu.
Daha önce kazansa bile beğenilmeyen Fenerbahçe'nin dünkü futbolunu sımsıcak, sevimli hale getiren farklılıklar vardı. Birinci ve en büyük fark, Mustafa Denizli'nin çağdaş takım oluşturma yorumunu nihayet kabullenmesiydi. Bu, Johnson ve Ogün ile kurulan iki ön liberolu takımdı. Hem Johnson, hem de Ogün belki çok sivrilmediler. Ama hep orada, orta alan derinliğindeydiler. Savunmalarını tek hat halinde yakalatmadılar, ataklardan dönen toplarda da iyi pozisyon aldıklarından üstünlük kazandırdılar. İşte bu iki takım arasındaki ve farklı skordaki en büyük etkenin başlatıcısıydı.
Gelelim Yusuf'a: Bir kez daha gördük ki, Fenerbahçe takımının oyun kurucusu bu çocuktur. Sağ kanattaki boşluktan dolayı Yusuf, oraya yerleştirilmiş gibiydi. Çizgide çok kalmadı, zaman zaman ortaya girerek mükemmel bir oyun kuruculuk yaptı. Orayı da Ogün gerektiğinde destekledi. Bilemiyorum, bu durum nasıl çözülecek ama, Yusuf mutlaka bu şekilde oynatılmalı. Attığı milimetrik paslar dünkü güzel oyunun anlam kazandıran yanıydı.
Son sözümüz pırıl pırıl parlayan Rapaiç ile Baliç'e. Rapaiç yine ataklarda topu kaptığında öylesine etkiliydi ki, taraftarın sevgilisi olmanın yanında Fenerbahçe'yi benimsediği her adımında hissedildi. Ayrıca bu iki futbolcu sol kulvarı daha çok kullanıp, arkadaşlarına attırmaya çalıştıklarında sahadaki futbolu "Sistem olmasa da" doyumsuz bir zevk oyunu haline getiriyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.