Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
6 Kasım 2000

Rakamların dili

Geçtiğimiz hafta içinde açıklanan enflasyon rakamları ve ekim ayı ihracatına ilişkin veriler 2001 yılı bütçesinin hem gerçekçi hem de iddialı olmasının zorunlu olduğunu düşündürüyor. Döviz sepeti bazında kur artışının yüzde 1 olduğu ekim ayında özel imalat sanayi fiyatlarındaki artışın yüzde 2.5 seviyesinde gerçekleşmesi ve aynı dönemde ihracatın yüzde 5.1 oranında gerilemesi 2001 yılına ilişkin belirsizliği artırıyor.
Toptan eşya fiyatlarındaki artışın sorumlusu olarak özel sektörü suçlamak sorunları çözmüyor. Evet ekim ayı TEFE artışında imalat sanayinin, bu sonuncu yüksek olmasında da özel sektörün katkısı daha yüksek olabilir. Fakat son bir yıla veya ocak ayı sonrasına baktığımızda böyle bir değerlendirmenin gerçekçi olmadığını görüyoruz. Son on iki ay içinde imalat sanayi fiyatlarındaki artış özel sektörde yüzde 42.2 orannıda gerçekleşirken, kamu sektöründe yüzde 45.6 olarak gerçekleşmiş. Ocak ayı sonrası imalat sanayi fiyatları ise özelde 29.4 kamuda ise yüzde 16.8 olmuş. Belli ki kamu zam konusunda geçen yılın son aylarında avans kullanmış, bu sebeple 2000 yılı içindeki artışlar dengesiz bir görüntü veriyor. Ayrıca özel sektörün artan maliyetin altında bir fiyatla satış yapma lüksünün olmadığını da dikkate almak gerekiyor.
Bu aşamada sepet bazında kur artışları ile özel imalat sanayi fiyatlarındaki eğilimleri incelediğimizde yine ilginç sonuçlarla karşılaşıyoruz. Sepet bazında son on iki aylık kur artışı yüzde 28.8 olurken, sene başından ekim ayı sonuna kadarki on aylık yükseliş yüzde 17.6 düzeyinde gerçekleşmiş. Özel imalat sanayi fiyatlarındaki artışlar, sepet düzeyindeki kur artışının yüzde 10 üzerinde gerçekleşmiş. Bir başka deyişle TL bu oranda aşırı değerlenmiş veya özel imalat sanayinin rekabet gücü gerilemiş. Bu yetmiyormuş gibi euro'nun değer kaybı sıkıntıyı iyice artırmış. Bu ortamda ekim ayı ihracatındaki yüzde 5.1 düzeyindeki gerilemeyi de normal bir sonuç olarak karşılamak gerekiyor.
Mevcut eğilimler büyümede ivme kaybı, işsizlik ve iflaslarda artış sinyali üretiyor. Dış âleme ilişkin çok yönlü belirsizlik ise söz konusu eğilimlerin hızlanması ihtimalini güçlendiriyor. Mevcut koşulları dikkate almak istemeyen hükümetin harcamalarını kısmak yerine vergi gelirlerini reel olarak artırmaya çalışması, sendikaların toplu sözleşmelerde verimlilik artışı yerine kuru ücret ve sosyal hak pazarlığı konusunda direnmesi ekonomik programın başarı şansını azaltıyor. Gerek sendikalar gerekse hükümet bindikleri dalı kesmek konusunda ısrarlı olurlar ise sonucu tahmin etmek pek zor değil. Bu kafayla ne vergi gelirleri reel olarak artabilir ne de sendikalı işçi sayısı. Tabii işler böyle giderken yapısal reformların gerçekleştirilebileceğine inanmak da güçleşiyor.
Her kesim diğerlerini dinleyip anlamak yerine herkes beni anlasın havasında ısrar eder ise işimiz çok zor. Programın başarı şansı lafla değil her kesimin fedakârlık sergilemesiyle artabilir. Bu eğilime de harcamaları iyice kısarak siyasetçinin öncülük etmesi gerekiyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.