Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Kasım 2000

Bazen insan her şeyden öyle bıkar ki!

Hayat 50'sinde başlar diyen bir kadın alkolik eşini ve çocuklarını geride bırakarak sevdiği adamla birlikte yaşamaya başladı. Hem de Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki ıssız San Jose Adası'nda
Haber ResmiSAN JOSE - Tam tamına 17 yıldır Pasifik'in ortasında San Jose Adası'nda yaşamlarını sürdüren Gerda Leve ve Dieter Zeisler, onları kurtarmak için ıssız adaya yanaşan yelkenlileri reddettiler. Hatta denizcileri adalarında ağırlayıp onlarla hoş saatler geçirdiler. Gerda 62, Dieter ise 72 yaşında. San Jose Adası'nın sakinleri olarak Robinson Crouse misali yaşıyorlar. Tek eksikleri Cuma'ya henüz rastlamamış olmaları. Ama Gerda gönüllü olarak Cuma görevini üstlenmiş durumda. Çünkü kulübenin düzeni ve daha birçok şeyden o sorumlu. Panama'ya gitmek isteseler önce beş saatlik bir yolculuktan sonra Contadora Adası'na, oradan da iki günde Panama'ya ulaşabilirler. Ama medeniyetten olabildiğince uzak yaşamaktan çok memnunlar. Sahile diktikleri bayrağın üzerinde 'El Paradiso'ya hoş geldiniz. Ancak sakın geri dönmeyi düşünmeyin' yazıyor. Kendi yaptıkları kulübelerinin arkasında portakal, papaya ve mango yetiştiriyor. Yetiştirdikleri meyveleri satın almak içinse geçen yıl 100 kadar tekne adaya uğramış. Yani bu civardaki balıkçılar arasında çok ünlüler.
Dieter, Gerda'nın ikinci eşi. Adı Çin horoskobunda kaplan anlamına geliyormuş. Zaten kocası da ona 'vahşi hayvanım' diye sesleniyor. İlk eşinin alkolik olduğunu ve çok dayak yediğini anlatan Gerda çareyi üç çocuğuyla kaçıp yurda yerleşmekte bulmuş. Eşiyle tekrar bir araya gelmiş ama dayak yemekten kurtulamamış. Ta ki 1979'da Dieter'le tanışana kadar. Kaderine çoktan razı olmuş bir halde beklerken birden dünyanın diğer ucundaki kimsenin uğramadığı bir adaya gitmeye hazır hissetmiş kendini. Eşine bir not bırakıp evini ve çocuklarını terk etmiş. Yanında ise sadece küçük bir el çantası varmış yola çıkarken...

Galapagos'a gidecekti
Dieter ise hareketli bir yaşam tarzı olarak gençliğinden bu yana bir teknede yaşamak istermiş. Askerliğini denizci olarak yapan Dieter İkinci Dünya Savaşı sırasında rejim aleyhtarı konuştuğu için hapse girmiş. İlk karısından ayrılmış ve bir balıkçı teknesi satın almış. Tek hedefi ise Galapagos Adaları'ymış. Ancak parası Casablanca'da bitmiş, o da Fas'ta sekiz yıl boyunca bir gemide teknisyen olarak çalışmış. Hamburg'a dönmüş ancak ne eskisi gibi eşiyle bir araya gelebilmiş, ne de iş bulabilmiş. Her şeyi ardında bırakıp Maldiv Adaları'na kaçmaya hazırlanırken güvertede âşık olduğu bir kadının eksikliğini hisseder olmuş. Ta ki Gerda ile bir otobüs durağında tanışana kadar. åşık olduğu kadını teknede dansa davet eden Dieter ona açık denizlerde yol almayı teklif etmiş. Gerda'ya bu teklif başta şaka gibi gelse de sonradan iş ciddiye binmiş. Çocuklarıyla bağlantısını koparan ve eşinin izini bulmasından korkan Gerda ailesini terk ettiği için asla pişman olmadığını söylüyor.

Bedava oturma izni
Bir zamanlar korsanların mekânı olan San Jose Adası'na yerleşmekte geç kalmamışlar.
İkinci Dünya Savaşı'nda Amerikalıların Panama Kanalı'nı Japonlardan korumak için yaptırdıkları radar, uçak pisti gibi medeniyet kırıntıları hâlâ adada durmaktaymış. Savaştan sonra ada stratejik önemini yitirmiş. Ama Amerikalı mucit Earl S. Tupper bu 44 hektarlık adayı satın almış. Daha sonraysa bir işadamı olan Alman Josef Probst'a satılmış. Turistik bir otel yapma girişimleri sürse de hiçbir şey Gerda ve Dieter'in rahatını kaçıramıyor. Ayrıca Probst onlara adada kalma izni de vermiş. Tek şartı ise adada beton bir ev yapmamaları olmuş. Artık Alman hükümeti onlara emeklilik parası da verdiğinden Panama'daki banka hesapları adadan ayrılmak zorunda kaldıklarında yardımlarına koşacak. 14 yıl önce bir kez Almanya'ya gitmek zorunda kaldığını söyleyen Gerda, eşinin ölümü nedeniyle çocuklarıyla tekrar bir araya gelebilmiş. Şimdi ise adadan çocuklarıyla mektuplaşıyor. Tanıdık denizciler Panama'dan onlara içki ve mektuplarını ulaştırıyor. Onlar da karşılığında yetiştirdikleri meyvelerden veriyorlar.

Mona'yla araları iyi
Panama açıklarında denizcilerin son dinlenme noktası olan adada bir de Tanrıları var Gerda ve Dieter'in. San Jose kayalıkları arasında tüm sevimliliğiyle adeta bir deniz feneri gibi dimdik göğe yükselen bir kaya parçası Mona. Güneşin doğuşu ve batışı hep Mona ve bir kadeh rom eşliğinde seyrediliyor adada. Kayalık adını Mona Lisa'nın gülümsemesini andıran şekle sahip olmasına borçlu.
Mona'nın şansına ve koruyuculuğuna güvenen Dieter, bir gün küreklerini fırtınada kaybetmiş. Hemen Mona'dan yeni bir kürek istemiş. Ertesi gün kumsalda dolaşırken bir çift küreğin öylece durduğunu gören Dieter o günden bu yana da Mona'yla aralarının son derece iyi olduğunu söylüyor. Gerda ve Dieter'in bundan sonra tek bir hayali var. O da San Jose'de ölmek ve tam Mona'yı görebilecekleri bir yere gömülmek. (Spiegel Reporter)


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.