Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Kasım 2000

Hollywood yolunda ölüm

Haber ResmiTunca ARSLAN
Karıştırmamak için ne yapmalı acaba? Çok değil, en fazla bir ay sonra 'Çığlık 3' ile 'Gerçek Efsaneler 2' arasında ne gibi bir ayrım yapabileceğimi bilmiyorum. Arada bir de Avustralya yapımı 'Haykırış' vardı... 'Ne Yaptığını Biliyorum' zincirinin halkalarından biri de altı yedi hafta kadar önce gösterime girmiş miydi acaba? Hele şu günlerde 'Haykırış'ın devam bölümünün çekileceğine dair bir şeyler de yayımlanırsa, ortalık
iyice karman çorman olacak...
Son yıllarda gençleri kurban seçip genç seyircileri hedefleyen o kadar çok korku gerilim filmi yapıldı ve 'tek filmle yetinme(me)!' kuralı gereği devamları o kadar çabuk getirildi ki, işin içinden çıkmakta hayli zorlanıyorum. Üstelik öyküler de birbirine inanılmaz derecede benziyor. Örneğin mezuniyet filmi çeken sinema öğrencilerinin kan revan içinde kalmasını anlatan Kimble Rendall imzalı 'Haykırış'ı kısa bir süre önce seyretmiştik. 'Çığlık 3'te de benzer tema karşımıza çıkmıştı. Öğrenciler, film yaparlar ve yaptıkları filmdeki gibi ölürler... 'Gerçek Efsaneler 2'de de aynı şey anlatılıyor. Sinema öğrencilerinin Hollywood'a iyi bir adım atıp yer kapmak için en büyük şansları yapacakları filmle 'Hitchcock Ödülü'nü kazanmaktır. Acımasız, 'ölümüne' bir rekabet söz konusudur ve tanınmış bir belgeselcinin kızı olan Amy Mayfield'in mezuniyet filmi, ekip arkadaşlarının teker teker öldürülmesiyle 'son' bulur.
Mesele, 'Gerçek Efsaneler 2'nin kötü bir film olması değil, (söylendiği kadar kötü de değil zaten), herhangi bir ayırt edici noktasının bulunmaması. Kurguculuktan ve film müziği yapımından geldiğini öğrendiğimiz yönetmen John Ottman, belirgin Hollywood eleştirisi dışında, santimi santimine, önceden 'seyrettiği' filmlerin etkisinde kalmış ve tıpkı anlattığı 'öğrenci filmi' gibi bir film yapmış. Maske niyetine eskrim başlığı takan esrarengiz katilimiz gırtlak kesmeyi, iç organları çıkarmayı seviyor ve inanması zor ama Amy'nin çektiği filmi sahiplenmek için ilgili herkesi öldürmeye karar veriyor.
Benzer sekiz-dokuz film hiç seyredilmemiş olsa, kuşkusuz John Ottman'ın çalışmasında hoşa gidecek yerlerin altı kalın kalın çizilebilirdi. Örneğin korku tüneli sahneleri fena değil, tünelin kendi çekiciliğinden de kaynaklanan bir 'hoşluğu' var ama yine de o kadar alışılmış kalıyor ki... Acaba diyorum, ortaya tek bir konu atıldı ve film yarışması düzenlendi de bizim mi haberimiz yok!
Neticede yine bir kampüs ortamını dehşete bulayan, söylentilere, yani 'şehir efsaneleri'ne bol bol el atan, Hitchcock üstada saygıda kusur etmemeye çalışan bir film 'Gerçek Efsaneler 2'. Hollywood yolunda öne geçmek için ölümü göze aldıklarını bilmeyen gençlerin kesilen kafalarını, böbreklerini vb. merak ediyorsanız ve en önemlisi henüz bu tür filmlerden yorulmayıp, 'biraz ara!' demiyorsanız, ilgi gösterebilirsiniz. Bir şeyler gerçekten 'efsaneye' dönüştürülüyor ama iyi mi oluyor, kötü mü, siz karar verin.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.