![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Resim neden geride?Son yıllarda, özellikle yeni sanatçılar resim ve heykel gibi alanlardan uzak durmayı, kendini başka alanlarda aramayı seçince, son 15 yılda çıkan ressamların sayısı azalırken kavram sanatı yaygınlaştı HASAN BÜLENT KAHRAMANİSTANBUL - 1985'lerde çıkışını yapan kuşaktan bu yana son on beş yıldır ortaya pek 'ressam' gelmiyor. Bugün, farklı ortamlar kullansa da, en geniş anlamda tuval resminde, yani taşıyıcı ve taşınabilir bir yüzey üstünde çalışmakta direnen hemen herkes değindiğim kuşağa mensuptur. 1980'lerde sanatsal ortama girmiş, etkinliğini oluşturmuş kuşak (evet kuşak doğum yılıyla değil bu gerçekle anlaşılmalıdır) bugün de varlığını koruyor. Ama özellikle 1990'larda resim hızla geriye çekildi. Yeni sanatçılar resim ve heykel gibi öteki konvansiyonel alanlardan uzak durmayı seçti. Çalışmalarını daha çok kavram sanatı etrafında yoğunlaştırdı. Acaba neden ve bu durum gerçekten şaşırtıcı mı? Önce hızlı bir ayrım yaparak, bizde çok karıştırılan iki olguyu, 'kavram sanatı'yla (concept art) 'kavramsalcı sanat'ı (conceptual art) birbirinden ayırdığımı belirteyim. Kavram sanatı, sanatın, Dadacılardan ve özellikle de Duchamp'tan başlayarak geliştirilmiş hemen tüm açılımlarını içeren bir yaklaşımdır. Artık çok kullanılan enstalasyonlar, performanslar, mekâna müdahaleler, kısacası 1950 sonrası gelişmiş hemen tüm akımlar ve özellikle 'karşı-sanat' (anti art) bu alanın sınırlarını belirler. Kavramsalcı sanatsa onlardan sadece birisidir. Başlangıç yılı ve kurucu isimleri bilinen, belli bir sanat anlayışıdır. Bu alanda yapılan çalışmalar da kavram sanatının içinde değerlendirilebilir, ama genel olarak her tuval ötesi sanat yönelimini kavramsalcı sanat olarak değerlendirmek yanlıştır. O nedenle, Türkiye'de 1990'lardan başlayarak hızla ve yoğun olarak bir kavram sanatı üretimi var demek gerekir. Neden?.. Bunun nesnel ve öznel açıklaması var. Önce nesnel olanlara bakalım. Yukarıda da değindiğim gibi, Dada sonrası yaklaşımlar hayat-düşünce-sanat etkileşimini oluşturabilmesine giden yolda sayısız akım ve anlayış ortaya çıktı. Bunların her birisinin ayrıca çok kapsamlı şeyler olması gerekmiyordu. Gövde sanatından çevre sanatına, video sanatından enstalasyona kadar uzanan çok geniş bir yelpaze alt açılımlarını geliştiriyordu. Çoğu yapıt zaten madde anlamında kalıcı değildi. Yapılıyor, ardından zamanın boşluğuna bırakılıyordu. Temel amaç bir yanıt oluşturmak, bir soru sormak, bir sorun yaratmak ve bir çözüm önermekti. Modern sanattan, sanatın gündelikle daha iç içe geçtiği çağdaş sanata evrilme de bu yoldan sağlanıyordu. Sanat-düşünce etkileşimi Artık 'görsel sanatlar' var
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||