Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Kasım 2000

'Konunun esası'

gsak@radikal.com.tr
Geçen hafta İngiliz Financial Times gazetesinin İş İdaresi ile ilgili sayfalarında bir yazar 'Türkiye'de iş yapmanın incelikleri'ni anlatıyordu. Yazının girişi bir harikaydı. Mealen şöyle bir anlam çıkıyordu: 'Türkiye'de iş yapmanın önkoşulu 'adamını bulmak'tır.' Şimdi buna kızabilirsiniz. Ancak riski üstlenip, iş yapacak olanlar onlar. Türkiye ile ilgili olarak anlatılan öykünün temelinde keyfiliğin ve iltimasın yatıyor olmasını 'Zaten bizi kimse sevmiyor' diye karalamamak gerekiyor. Gözlerimizi kapatacağımıza bir an önce aynaya bakmamızda fayda bulunuyor. Öyle ya, görüntünüzle ilgili olarak söylenenler hoşunuza gitmediğinde önce bir aynaya bakmanız gerekmez mi?
Bakın şimdi ortada yeni bir belge var bizi bize anlatan. Artık aynaya dikkatlice bir bakmanın zamanıdır. Avrupa Birliği'nin tam üyelik yolunda önümüze koyduğu yol haritası artık ortada. Katılım Ortaklığı Belgesi ile ilgili olarak herkes bir şeyler söylüyor. Kıbrıs tartışılıyor. İnsan hakları ihlalleri tartışılıyor. Demokrasimizin üniformalı hali tartışılıyor. Ama meselenin iktisadi yönü nedense pek tartışılmıyor. Halbuki orta yerde iktisadi bir proje bulunuyor esas olarak. Bugün gelin Katılım Ortaklığı Belgesi ile ilgili olarak 'konunun esası'na bir giriş yapalım.
Küreselleşme sürecini hep tartışıyoruz. Ama küreselleşme sürecinin aslında iradi bir süreç olduğuna nedense pek değinmiyoruz. Bugün küreselleşme adını verdiğimiz uluslararası iktisadi bütünleşme süreci aslında yerküremizin tamamını kapsamıyor. Bu açıdan daha ortada küresel bir olgu bulunmuyor. Bu iktisadi bütünleşme süreci gelişmiş ülkelerin yanı sıra olsa olsa yirmi kadar gelişmekte olan ülkeyi içeriyor yalnızca. Bu sürece dahil olmamak aslında ülkelerin kendi seçimlerine dayanıyor. Eğer onları istemiyorsanız, memleketinizde, 'başlanılan her işin geleceğinin pamuk ipliğine bağlı olduğu', keyfi bir idare sistemi oluşturmanız yeterli. Bugünün uluslararası sermayesi dününkine pek benzemiyor.
Dolayısıyla sürecin dışında kalmak sizin iradenize kalmış bir olay. Ama sürecin içinde yer almaya istekli olduğunuzda ne yapacağınıza karar vermeniz gerekiyor. İşletme ve Finans Dergisi'nin Ekim 2000 sayısında Ali Bilge'nin söyleşi konuğu, konunun uzmanlarından biri olan Sayın Dani Rodrik, bu nedenle, "Önemli olan herkesin nasıl küreselleşeceğini kendisinin belirlemesi. Şimdi burada seçenekler var mı? Var." diyor. Sonra da devam ediyor: "Türkiye'nin küreselleşme stratejisi ne olabilir? Türkiye'nin önünde artık bir Avrupa Birliği var. Türkiye'nin küreselleşme stratejisi Avrupa Birliği'dir. Bu demek değildir ki, Türkiye bütün kurumlarını Avrupa Birliği'nden ithal edecektir. Bizdeki bütün reformlara sadece Avrupa mevzuatını Türkiye'ye getirmek şeklinde bakmak yanlıştır... Mesela geçen sene tahkim çok tartışıldı. Şimdi tahkim bir hukuki düzen yaratma olayıdır. Bu hukuki düzeni kimin için yaratıyorsunuz? Yabancı yatırımcılar için yaratıyorsunuz. Fakat hukuki düzene ihtiyacı olan Türkiye'de sadece yabancı yatırımcılar mı?... Türkiye'de bir hukuk devleti yaratmak gerekiyorsa, bunu öncelikle, kendi vatandaşımız için yaratmamız lazım." Öyle değil mi?
Avrupa Birliği'nin Katılım Ortaklığı Belgesi'ni tartışırken konunun esasını gözden kaçırmamak gerekiyor. Aslında ülkemizin uluslararası iktisadi bütünleşme sürecine nasıl tam anlamıyla dahil olabileceğini, bunun stratejisini tartışıyoruz. Geçen hafta Ankara'da Rekabet Kurumu'nun Perşembe Konferansları'nın konuşmacısı olan Sayın Hasan Ersel tam da bu noktada "Tepeden derenin kenarına inmek istiyorsanız, önünüzde iki seçenek vardır: Yuvarlanarak dümdüz inebilir ve bu arada kafanızı gözünüzü yarabilirsiniz ya da tek tek dikkatli adımlarla sapasağlam suya ulaşabilirsiniz" diyordu. Küreselleşme iradi bir süreçtir ve seçim bizlerindir. Eğer 'Biz bize yeteriz'in anlamsızlığını kabul ediyorsanız, ortada tartışılacak pek çok husus bulunuyor. Elbette devam edeceğiz.
gsak@radikal.com.tr


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.