Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Kasım 2000

Önce şiir vardı!

Şiir, dünyanın ıssız bir bahçe olduğu günlerden kalmadır. Yalnızlığın ilk sesidir şiir. O yüzden bugün bile pek çok şair, ilkel'in homurtusu, gürültüsü, sayıklaması gibi yazar şiiri. Anlarım ve susarım. Çünkü o ilk ıssızlık hâlâ içimizde bir yaprak gibi çalışır durur. İçimizdeki, kalbimizdeki, beynimizdeki ses, dışarıya çıkarsak da, çıkarmasak da, mırıldanır durur. Şiir, mırıldandığımız şey olur ve aşka sebep olur. Bu yüzden, şiire inanmak, aşka inanmaktır. Aşka düşmek de şiire düşmektir. Aşkın çatısı şiirle kurulur. Avlulara bakın! Her ıssız bir bahçeyse, iki ıssız bir avludur. Bahçeler buluşur, ıssızlar kavuşur, şiir aşka sebep olur. Şiirin olmadığı yerde, aşkın olduğu görülmemiştir. Belki de duyulmamıştır demeliyim, çünkü önce şiir duyulur, sonra aşk.
Mırıldananlara mutlaka kulak verin, onlar içlerinden gelen şeyi söylerler. Mırıldanıyorsa şiir vardır, şiir varsa aşk sürüyordur. Şiir yazmak için âşık olmak mı lazım, hayır, âşık olmak, aşkı sürdürmek için şiiri duymak gerekir. 'Ayrılık Sevdaya Dahil' dediği gibi, şairler kaptanı Attila İlhan'ın, aşkın bütün halleri de şiire dahildir. 'Bütün Şiirler Aşk Şiiridir' de denilmiştir, ama bütün aşklar şiirdir demekte de sakınca olmadığı gibi, zaruret vardır. Yani, aşk için şiir 'mecburi'dir.
O yüzden 'aşk şiiri yazıyorum' dememeli, şiir yazıyorsak bundan aşk anlaşılmalı. İçinde aşk geçmeyen pek çok şiir vardır, ama içinden şiir geçmeyen bir aşk olmaz. Bundan olmalı, şiirle aşkın iç içeliği. Yoksa kim kalemi eline alırdı, diline bir şiir dolardı? Benim de dilime doladığım bahçe ile avlu birbirine geçişliliği gösterir ki, şiirin bahçeye, aşkın avluya benzetilmesinde de bu komşuluk yatar. Şiirin kapısı yoktur, aşkın kapısı vardır, şiir herkes içindir, aşksa çoğunlukla tek kişilik, bazen de iki kişiliktir. İster tek, ister iki kişi olsun, aşkın kapısı şiire açıktır. Aşkın sebepsiz olduğunu düşünenlerse, zannımca ya hiç âşık olmamışlar, ya da içlerindeki sesi duymamışlardır. åşık olunca anlaşılır şiirin ne olduğu.
Şair olsun olmasın, ilk gençlikte aşka düşen herkesin bir şiir yazması ya da söylemesi, şiirin kolaylığından mı ileri gelir sanıyorsunuz? Şiir, insanın içindeki sestir ve mırıldandığı şeydir. O yüzden, aşka düşer düşmez içindeki sesi dışarı çıkarmak ister insan, onunla yazmak, söylemek, konuşmak ister. Bu ise şiirin insanın en doğal hali olduğuna delildir. Öyleyse aşkın sebebi şiirdir ve aşk, şiirden ileri gelir. Yazmasanız da, söylemeseniz de, en çok âşık olduğunuzda şiir okumaz mısınız?
Demek ki ben hep aşk halindeyim. Şükür, mırıldanacak pek çok şeyim var. Şükür şiir yazıyorum, yazmadığımda da okuyorum. Aşk bitmez mi, biter. Şiir bittiği zaman bilin ki aşk da bitmiştir. Hiçbir şey duymuyorsunuz, içinizdeki sese kulak vermiyorsunuz demektir. Şiirin ve aşkın söndüğü, duyulmadığı bir yaşamsa, artık sonuna gelmiş demektir. 'Aşktan da Üstün' filmi kuşkusuz şiiri ima etmiyordu, ama şiir aşktan da üstündür. Abartıyor muyum? Olabilir. Ama şiirsiz ve aşksız yaşayamayan bir adam için, abartının anlamı hayattır. Hayatı başka türlü yaşayamamaktır. İyi de şiir ve aşk olmadan, hayat başka türlü yaşanabilir mi? Can Yücel demişti, "Başka türlü bir şey benim istediğim", işte o başka türlü bir şey, bence ve önce şiir ile aşktır. Şiir ile aşk yaşayanlar, aşkı da şiir gibi yaşayanlardır. Öyleyse, şiirsiz kalmayın derken, aşksız kalmayın demiş oluyoruz ki, siz siz olun, ikisinden de geri kalmayın!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.