![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Kürtçe konuşulunca ülke bölünür mü? ismet.berkan@radikal.com.trBabam, 93 Harbi diye bilinen Osmanlı-Rus harbinden kaçıp Türkiye'ye yerleşen köklü bir aileden geliyor. Annemin babası ise 'Nerelisin' diye sorulduğunda 'Rumelili' diye cevap veren bir insandı. Bir gün eve babamın akrabaları ziyarete geldiğinde çocuk halimle onların Türkçeden başka bir dil konuştuğunu fark ettim. Abhazya kökenli aile, kendi arasında Abhazaca konuşuyordu. Yani babamın anadili benimkinden farklıydı. Bir belgesel çalışması için Türkiye-Gürcistan sınırındaki köylere giden bir arkadaşım anlattı. Köyde yaşayanların Gürcüce konuştuğunu görünce arkadaşım safça 'Aaa, Gürcüce de konuşuyorsunuz' demiş ve cevabı almış: 'Hayır, biz Türkçe de konuşuyoruz.' Halen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Gürcistan Parlamentosu'nda kürsüye çıkıp Gürcüce konuşma yapacak kadar bu dili iyi konuşan milletvekilleri bulunduğunu bilmek, bilmiyorum sizi şaşırtır mı? İstanbul'un bir semtinin adı neden 'Yeni Bosna'dır bilir misiniz? 50'li yıllardan başlayarak Bosna'dan ve Sancak'tan göçenlerin oturduğu bir semttir burası. İstanbul Pendik'e gidin, bazı mahallelerde Türkçe duyamazsınız. Konuşulan dil, Sırpçanın bir versiyonu olan Boşnakçadır. Şarkılar bu dilde söylenir, şakalar bu dilde yapılır. Boşnakça Pendik'te sadece yetişkinlerin değil küçücük çocukların bile 'anadili'dir. Bu semtte çanak antenler Bosna ve Yugoslavya televizyonlarına ayarlıdır. Yine bir arkadaşım Doğu Karadeniz'de, Hemşin'de dolaşmaktadır. Köylülerin konuştuğu dil ilgisini çeker, 'Hangi dil bu' diye sorar. Cevap, 'Hemşince'dir. Böyle bir dil yoktur elbette. Hemşin'in köylerinde konuşulan dil Ermenicedir. Şimdinin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Diyarbakır'da Asayiş Bölge Kolordu Komutanı'yken bir köyde küçük bir çocukla konuşmak ister. Çocuk Türkçe bilmemektedir, tercüman aracılığıyla çocuğa büyüyünce ne olmak istediğini sorar. Çocuk korkusuzdur, PKK'ya katılacağını söyler. Büyükanıt, çocuğun okula gönderilmesini ve Türkçe öğretilmesini ister. Bir yıl sonra aynı çocukla bu kez tercümansız konuşur. Soru aynıdır ama cevap değişir: 'Asker olmak istiyorum.' Bütün bu örnekleri vermemin tek bir nedeni var: Türkiye'de vatandaşlarımızın bir bölümünün anadili Türkçe değil. Bu basit gerçek kimseye pek çarpıcı gelmeyebilir ama son günlerde öyle konuşmalar yapılıyor, öyle tuhaf konularda öyle tartışmalar çıkabiliyor ki, bu gerçeği hatırlatmak istedim. Bu işler 'Ya sev, ya terk et' sloganıyla izah edilebilir şeyler değil. Bazılarımızın anadili farklı. Anadili farklı olanların ülkelerini sevmediklerini kimse söyleyemez. Aynı şekilde onlara anadillerinden vazgeçmelerini de kimse söyleyemez. Türkiye'ye 15 yıllık bölücü terör belasını yaşatan şey Kürtçe değildir. Çünkü Kürtçe, terörden önce de vardı, sonra da var. Terörün sebebi, bir bütün halinde Türk vatandaşı Kürtler de değildir. Bölge halkı, 70 bini elinde silahla bizzat terör mücadelesine katkı vermedi mi? Bölünme endişesine sahip olmak ve bölünmeye karşı çıkmak değil yanlış olan. Yanlış olan, 'Televizyonda Kürtçe konuşurlarsa bölünürüz' diye düşünmek. Bir başka yanlış ise Kürtçe yayını devlet televizyonundan yapmaya kalkışmak. Türkiye'de sadece anadili Kürtçe olanlar yaşamıyor. Bir devlet vatandaşları arasında ayrım yapmaz. Türkiye'de gereksiz tartışmaları ve kavgaları başlatacak olan şey TRT'den Kürtçe yayın yapmaktır. Türkiye'de radyo ve TV'ler kadar sıkı şekilde denetlenen ve cezalandırılan başka bir şey yok. Değiştirin RTÜK yasasındaki tuhaf ayrımı, bırakın isteyen seyirci ya da dinleyici bulabildiği sürece istediği dilden yayın yapsın. Yasaları çiğnediği anda RTÜK zaten devreye giriyor ve bildiğim kadarıyla bölücülük propagandası yapmak yasalara aykırı. Bütün bunların Avrupa Birliği ile ilgisi falan da yok. AB'ye üye olsak da olmasak da, eğer Atatürk yolunda yürümeye devam edeceksek vatandaşlarımızın mutluluğunu sağlayacak bir düzeni de kuracağız demektir. O düzen, temel insan haklarını da içeren düzendir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||