Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Kasım 2000

KOB ve Kıbrıs

Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinde, 8 Kasım günü açıklanan Katılım Ortaklığı Belgesi'nin (KOB), o tarihten beri tartışılan diğer bir konusu, 'siyasi ölçütler'in yanı sıra, Türkiye'nin, Kıbrıs uyuşmazlığının giderilmesindeki konumuyla ilgili.
AB Konseyi'nin Aralık 1999'da yapılan Helsinki Zirvesi kararlarındaki anlayışa atıf
yapılan bir paragrafta, Türkiye, bu uyuşmazlığın tüm taraflarıyla birlikte, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin, Kıbrıs sorunu konusunda kapsamlı bir çözümü amaçlayan çabalarını başarılı bir sonuca ulaştırma sürecinde ona destek olmayı sürdürmeye davet ediliyordu.
Günlerdir, bu paragrafın, nasıl da Yunanistan'ın manevralarıyla metindeki yerinin değiştirildiğine ilişkin haber ve yorumlar basında yer alıyor. Ve adeta, Türkiye'nin sıkıştırıldığından dem vuruluyor. Ancak kanımca, Türkiye'nin, bu 'öncelik' karşısında yapması gerekenler, örneğin 'siyasi ölçütler' konusunda yapması gerekenlerden hiç de daha zor değildir.
Her şeyden önce, söz konusu olan bir 'uluslararası' uyuşmazlık olduğuna göre, bunun, sadece bir tarafının bulunduğu iddia edilemez. Nitekim, KOB metninde, bu konuda Türkiye'ye yapılan davetin, 'uyuşmazlığın tüm taraflarıyla birlikte', birbirine paralel olarak ortaya konulması gereken ve ancak bu durumda anlam kazanabilecek bir tutum olarak anlamlandırılması tartışmasızdır.
Türkiye'nin, uluslararası hukuku hiçe sayan bir 'haydut devlet' sayılması söz konusu olmadığına göre, uluslararası nitelikteki uyuşmazlıkların, 'barışçı' yöntemlerle çözümü konusunda, bu nitelikte olmayan yollara başvurması veya açıkça kuvvet kullanmayı teşvik edici bir çözüm tarzına meyletmesi, mevcut uluslararası hukukun devletlerarası ilişkiler bakımından öngördüğü ve genel olarak kabul edilen kurallarla bağdaşmaz. Böyle bir tutumun, AB'ye tam üyelik süreci bağlamında da kabul edilmesi elbette düşünülemez.
Fakat söz konusu olan, bir uluslararası uyuşmazlık olduğuna göre, aynı davranış biçiminin öteki taraflar bakımından da uygulanması, bu konuda genel ve etkili bir sonuca ulaşmak bakımından şarttır. Dolayısıyla sorunun ön cephedeki ve arka cephedeki taraflarının uymak zorunda olduğu karşılıklı yükümlülüklerle karşı karşıyayız.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi konusunda BM Güvenlik Konseyi yetkilidir. Ve onun belirlediği çerçevede, sorunun nihai olarak çözümü için gerekli çabaları yürütmek için de örgütün genel sekreterliği, bir 'dostça girişim ya da iyi mesai' (good offices) görevi içinde yetkili kılınmıştır. Genel sekreterliğin çabaları konusunda da, tarafların göstermek zorunda olduğuna paralel bir tutumun özenle korunması gerekir.
Örneğin adadaki duruma ilişkin olarak Genel Sekreterlikçe hazırlanan dönemsel raporlardan sonuncusunda (26 Mayıs 2000), adadaki BM tampon bölgesinin hem kuzey hem de güney tarafından havadan ihlal edildiği konusunda rakamlar verilmişti. Ayrıca aynı raporda, güneydeki Ulusal Muhafızlar'ın yıllık tatbikatlarına Yunan birliklerinin de katıldığı belirtilmişti. Ancak daha sonra bu raporun düzeltilmesine ilişkin belgede (8 Haziran 2000) bazı ifade değişiklikleri yapıldı. Ve kuzeydeki hava ihlalleri konusunda, bunlara 'Türk' sıfatı eklenirken ve bunların sayısı belirtilirken, güneyin ihlallerinde bir azalma olduğu gibi bir cümle metne eklendi. Ayrıca, 'Yunan birlikleri'nin adadaki tatbikata katıldığı ibaresi de metinden çıkarıldı.
Bu tür metinlerde, niceliğe ilişkin konularda bir değişiklik yapılması mümkün olmasa da, konunun niteliğine ilişkin değerlendirmelerde çok dikkatli olunması, özellikle BM gibi tarafsızca 'dostça girişim' görevini yürüten örgütler bakımından ve uyuşmazlığın taraflarının uzlaşmaz ya da barışçı sayılmayacak yollara sapmasını önlemek bakımından çok önemlidir.
Öte yandan, genel sekreterliğin yaklaşık bir yıldır sürdürdüğü görev, adadaki taraflar arasında yakınlaşmayı sağlamaya yönelik bir 'dostça girişim' faaliyeti, ama bir 'arabulucu' (mediation) faaliyeti olmadığına göre, BM temsilcilerinin hareket alanı da bu 'görev'in sınırları içinde anlam taşıyacaktır.
Türkiye'nin, KOB metninde vurgulanan, Kıbrıs uyuşmazlığının giderilmesindeki yükümlülüğü de, hukuken, elbette bu bağlamda değerlendirilmek zorundadır.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.