Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
16 Kasım 2000

Fransız futbol kültürü

Fransa Ulusal Takımı 40 yıllık ciddi, sistemli, bilimsel, en inci ayrıntıları kaçırmadan çalışılarak ortaya çıkarılmış bir ekiptir. Dünya ve Avrupa şampiyonluklarının peşpeşe kazanılması, ideal bir jenerasyonun yakalanmış olmasının getirdiği rastlantılar değil. Temelleri neredeyse yarım asıra dayanan şu anki Fransa takımına karşı, Millilerimiz'in mucize yaratarak izleyenleri mest etmesini elbette beklemiyorduk. Şenol Güneş'in de enikonu yeni bir şeyler yapmak derdinde olduğunu biliyoruz... Bütün bunları düşünüyor ve anlamaya çalışıyoruz. Ama şöyle de bir gerçek var ki, konuk ekip Avrupa Şampiyonu ise, bizimkiler de aynı turnuvada ilk sekiz takım arasına girmek gibi önemli bir başarı sağladılar. Doğrusu, müsabakaya gelmeden önce birinci ile sekizinci arasında bu kadar fark olabileceğini düşünmemiştik. İlk yarıda sadece Hakan Ünsal'ın ayağından iki şut, bir de orta yapabildik. Avrupa'da sekizincilik mertebesine ulaşmış bir ekip, kendi sahasında bu denli futbol yabancısı ve acemisi durumuna düşmemeliydi. Demek ki, Avrupa'nın en kötü futbol oynayan takımı seçilmemiz boşuna değilmiş. Dün geceki maçın ana fikri; bizim gerçekten futbol oynamaktan henüz çok uzak olduğumuzdur. Bu durumun tek sorumlusu Şenol Güneş değil elbette. Savunmada Ogün, Bülent, Fatih ve Hakan; ortada Suat, Okan, Emre, Mustafa İzzet; forvette Ahmet Dursun ve tekleyen Fatih... Kalemizde medar-ı iftiharımız Rüştü Rençber. Bu oyuncuların tamamı, Ulusal Ekibimiz'in ve kendi takımlarının hit adamları değil mi? Hoca yanlış bilgilerle ve kurguyla sahaya sürmüş olsa dahi, kendi inisiyatifleri ile futbolcularımız kısmen de olsa durumu düzeltebilirlerdi. Ama görüntü itibariyle böyle bir olasılık yoktu çünkü futbolcularımızla, hocalarımızla Fransız futbol kültürü altında topyekun ezildik.
Futbol basite indirgenebildikçe, karmaşık ve anlaşılmaz olmaktan çıkıyor. Basit oynamak da hiç şüphe yok ki, temel teknik ve beceriler istiyor. İlk yarıda yediğimiz gollerin üçü de orta alanda yapılan basit pasların ürünüydü. Dünyanın en büyük futbolcuları olarak gösterilen Zidane ve Petit bile arkaları dönük tüm pozisyonlarda cephedeki arkadaşlarını kullandılar. Hiçbiri, bilmediği görmediği bir davranışa kalkışmadı. Yani kaleden uzak da olsa basit bir hatanın sonuca etki edebileceğinin bilincindeydiler. Her topun kıymetini bildiler ve çok rahat kazandılar.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.