![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Herkes için iyi olacak Yunanistan Kıbrıs sorununun Katılım Ortaklığı Belgesi'nin (KOB) kısa dönemli siyasi öncelikler bölümüne kriter olarak sokturdu. Ege sorununu da orta vadeli önceliklere sokmaya çalışıyor.Helsinki bildirisine göre, her iki sorun da tam üyeliğin zaten fiili önşartı. Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sorumlusu biz isek, AB, GKRY'yi 2002'de üye alabilecek; Ege çözümlenmemişse 2004'te Divan'a gidilecek. Lipponen mektubuna rağmen, tam üyelik müzakerelerinin açılması ittifakla kararlaştırıldığından, Yunan vetosu Kıbrıs ve Ege sorunlarını bizim için önşart haline getiriyor. Kaldı ki KOB'un 'açıklama' bölümünde Kıbrıs ve Ege sorunlarının insan hakları gibi 'siyasi kriterler' olduğu da belirtiliyor. Kısaca Kıbrıs ve Ege'nin KOB dışında tutulması sonucu etkilemeyecek. Hükümet ise, Kıbrıs ve Ege sorunlarının KOB metnine girmesi halinde AB ile ilişkilerimizi gözden geçireceğini ilan etti. Yani Kıbrıs ve Ege sorunlarının kriterler olarak girmemesi halinde KOB'u kabul edilebilir buluyor. KOB'da siyasi önceliklerin diğer adaylarınkinden gereksiz ayrıntılı olmasını bir tarafa bırakalım. Güneydoğunun geri kalmasından Türkiye'yi suçlamasını da unutalım. Diyelim ki, önceliklerin yerine getirilmesinde aday ülkenin geniş bir yorumlama ve uygulama alanı var. KOB'un vermeyi öngördüğü mali yardımlar, örneğin, kişi başına Polonya'nınkinin onda biri düzeyinde kalması nedeniyle, zaten müktesebatın uygulanmasına imkân vermeyecek. Hükümet'in tutumunu sadece Ege ve Kıbrıs'a bağlaması, ekonomiyi düşünmeden, KOB'un taleplerini bu meblağla yerine getirebileceği anlamına geliyor. Kaldı ki Fransız, İtalyan ve Avrupa parlamentolarında Ermeni soykırımı konusundaki gelişmeler KOB'un çerçevesini tümüyle aştı. Kendimizi zorlayarak Fransız ve İtalyan parlamentolarının aldığı kararların münferit olduğunu ve AB ile ilişkilerimizi ilgilendirmediğini ileri sürebiliriz. Ama Avrupa Parlamentosu'nun (AP) üyeliğimize ilişkin kararına soktuğu ifadeyi göz ardı edemeyiz. AP yetkileri dar bir meclis olabilir. Ama Avrupa kamuoyunu ve 'vicdanı'nı temsil ediyor. Tam üyelikte kamuoyları çok önemli. AP Ermenilere soykırım yaptığımızı ikinci kez ilan ediyor. Tam üyelik başvurusundan hemen sonra 1987'de kabul ettiği kararla Türkiye'yi tam üyelikten caydırmak istemişti. Şimdi tam üyeliğe doğru yol alırken soykırımı üstümüze yüklüyor. Bu kararı ciddiye almamak, Cohn-Bendit'in dediği gibi, bir hafta içinde Türkiye'nin sakinleşeceği ve sonucu kabulleneceği anlamına geliyor. KPK eş başkanı sanki kendi milliyetçiliğinden utanıyormuş gibi toplantıyı değil iptal etmek, ertelemekten dahi çekinerek, bu adamı haklı çıkarmaya mı çalışıyor? Oysa Fransız ve İtalyan parlamento kararlarıyla eşgüdüm içinde alınan AP kararı çok ciddi. Türkler soykırım yapmış bir millet oluyor. Biz bunu, derece derece Yahudi soykırımına katılmış ülkeler kulübüne girmek için bir önşartı yerine getirmiş olarak düşünüp, aldırmamazlık edemeyiz. Bu kararlar AB ülkelerinin Türkiye'ye önyargılarının derinliğini gösteriyor. ve önyargılar, insan hakları ve demokrasiye, Kürt sorununa, Kıbrıs ve Ege sorunlarına ilişkin AB tutumunu tayin ediyor. Bu önyargılar din ve kültür farkının da ötesine gidiyor. Mısır veya İran'a karşı duydukları ilgisizlikle karışık tepkiler, bize geldiğinde husumet halini alıyor. Irkçılık sınırlarına dayanan önyargıya sahip olanı, insan hakları ile bireysel kültürel haklarda makul ilerleme, Kıbrıs ve Ege'de makul tavizlerle ikna edemeyiz. Bu önyargılar karşısında biz hiçbir zaman haklı olamayacağız. Hep ilave bir şeyler isteyecekler. Yeterli yardım yapmadan, ekonomimizin yıkılması pahasına uyum sağlatmaya çalışacaklar. Çünkü önyargı bizi kendilerinden saydırmıyor. Biz yaklaştıkça onlar itiyorlar. Haysiyetsizlik bir noktadan sonra dış politikada somut zarara dönüşür. Verheugen ve Morillon soykırım ilavesine karşı 'İlişkiler zedelenir' demişlerdi. En azından onları haklı çıkarın. Karşıdakinin tavrı kökten değişinceye kadar durmanın zamanı geldi. Korkmayın tarih önünde siz sorumlu değilsiniz.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||