Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
20 Kasım 2000

İstihdam korkusu

Bakanlar Kurulu, mali sektör operasyonunun reel kesime olası etkilerinin incelenmesini kararlaştırmış. Bu amaçla altı bakandan oluşan bir çalışma grubu sorunları saptayıp, gerekli tedbirleri uygulamaya koyacakmış. Öncelikle el konulan bankalara ait ekonomik işletmelerin üretim ve istihdam konularında olumsuz etkilenmemesi için çaba sarf edilecekmiş.
Göründüğü kadarıyla üretim ve istihdam konularına özel bir hassasiyet gösteriliyor. Önce 44 bin geçici işçinin kadroya alınması, daha sonra özelleştirilen kurumların işten çıkardığı personelin memur olarak kamuda göreve başlaması konusundaki tasarı dikkat çekmişti. Ve nihayet el konulan bankalara ait kurumların üretim ve istihdamı konusunda sergilenen hassasiyet belirsizliği artırıyor. Evet olası sosyal sıkıntılara karşı sergilenen iyi niyetli yaklaşım çok güzel, fakat gerek bütçeye, gerekse bankalara yük olmadan ne yapılabilir? Benzer sorunları yaşayan diğer özel sektör kurumları bu himmetten yararlanmak için ne yapmalı? Söz konusu tercihler ekonomik programın ilkeleri ile ne ölçüde bağdaşıyor?
Bu tür duygusal yaklaşımların bütçeye ve bankalara yük olmadan uygulanabilmesi pek mümkün değil. Ayrıca uygulanan programın ruhuna da aykırı. Zira rekabet gücü konusunda ciddi zaafiyet taşıyan kurumların ya her yolu kullanarak maliyetlerini piyasa fiyatının altına çekip global ekonomiye entegre olması ya da tasfiye edilmesi gerekiyor. Aman istihdamı koruyalım denilerek verimsiz işletmeleri yaşatmaya çalışmak programı sabote etmek anlamına gelebilir. Zira geçmişin hatalarının sürdürülmesi ciddi boyutta ek maliyetler getirebilir.
2001 yılı tüm ekonomi için oldukça sıkıntılı geçmeye aday. Program öncesinde faaliyet dışı gelirler ve kurumsal krediler çarkın dönmesine yardımcı oluyordu. 2000 yılı içinde bunların yerini tüketici kredileri ile beslenen iç talep desteği aldı. 2001 yılında ise muhtemelen bunların hiçbiri olmayacak. Zira mali sektörün rehabilitasyon sürecine girmesi ile birlikte gerek kurumsal ve bireysel gerekse gayri-nakdi kredilerde ciddi bir daralma yaşanacak. Şirket birleşme ve el değiştirmeleri, iflaslar ve istihdam kaybı önemli boyutlara ulaşabilecek. 2000 yılı içinde yaşanan kontrolsüz büyüme de çekilecek sıkıntıların önemli sebeplerinden biri olacak. Bir yandan rekabet gücündeki gerileme nedeniyle dışsatım imkânlarının daralması, diğer yandan gerek ek vergiler, gerekse tüketici kredilerinin geri ödemesi sebepleriyle kullanılabilir gelir azalacak, iç talep daralacak. Ve bu aşamada istihdamı korumak için yapılabilecek hiçbir şey yok, artık çok geç...
Sene başında program halka daha gerçekçi bir şekilde anlatılsa, olası riskler dile getirilerek tasarruf etmeye yönlendirilse belki her şey daha farklı olabilirdi. Ama olmadı; tempolu büyüme, gelecekte karşılanılacak sıkıntıların artması pahasına, tercih edildi. Hem işsizlik artışına neden olacak hatalara kayıtsız kalınacak, hem de istihdam kaybı önlenmeye çalışılacak! Galiba hükümet bu programı hiç anlamamış, ya da anlamak işine gelmiyor...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.