Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
26 Aralık 2000

Ufukta Hollywood var

Oscar adayı 'Hırsız'dan sonra önü açılan, önce 'Balalayka'da, ardından bir Amerikan filminde başrol oynayan Yekaterina Rednikova, 'Kim Hollywood'da olmak istemez? Universal'den teklif gelirse, film sıradan dahi olsa kabul ederim' diyor
Haber ResmiERKAN AKTUĞ
İSTANBUL - "Okuduğum senaryoyla izlediğim film birbirinden tamamen farklı" diyor 'Balalayka'nın yetenekli, güzel Rus oyuncusu Yekaterine Rednikova, Ali Özgentürk'ün "Bu yıl iki film çektim. Kemal Sunal'la olanı kimse göremeyecek. İzleyeceğiniz başka bir film" sözlerini doğrularcasına. Rus Tiyatro Sanatları Akademisi'nden mezun olan Rednikova, altı yaşından beri oyuncu olmayı hayal ettiğini söylüyor. Annesinin çalıştığı fabrikada çok ünlü bir aktör tiyatro oyunu sahnelemiş ve ona da küçük rol vermiş. Dikkat çekmek ya da ünlü olmak için bu mesleği seçmediğinin özellikle altını çiziyor: "Baştan beri bir drama oyuncusu olup insanlara görmedikleri bir şeyi göstermek istedim. Bu her zaman benim rüyamdı."
'Balalayka'dan önce Ali Özgentürk'ü tanıyor muydunuz?
Hayır, daha önce tanımıyordum.
Hiç tanımadığınız bir yönetmenin filminde oynamaya nasıl ikna oldunuz? Neticede siz Yabancı Film Oscar'ına aday olmuş 'Hırsız'da başrol oynuyordunuz.
Senaryoyu beğendim. Kabul etmemin ikinci önemli nedeni, çok saygı duyduğum büyük bir ustanın, Rüstem İbrahimbekov'un referansı oldu.
'Balalayka'nın çekimlerinin hayli gerilimli geçtiği söyleniyor. Film setinin rutini haricinde ekst-ra bir gerilim hissettiniz mi?
Benim sorunum olmadı. Rolümle ilgili bazı şeyleri ben değiştirdim, bazılarını da yönetmen. Bana bu imkânı verdiği için ayrıca teşekkür ediyorum. Her yönetmen bunu kabul etmez. Ali Özgentürk'ün şöyle bir özelliği var; diktatör, yani öyle bir karaktere sahip.
Sonuçtan memnun musunuz? Kafanızda canlandırdığınız filmi buldunuz mu karşınızda?
Okuduğum senaryoyla izlediğim film tamamen birbirinden farklı. Şu an ilk okuduğum senaryonun o kadar etkisindeyim ki, o senaryodan böyle bir film nasıl çıktı bir türlü anlayamıyorum. Filmin senaryosunu okumayan insanlar galada izledi ve çok etkilendiler, ağladılar. Gözyaşları filmin gerçekten iyi olduğunu gösteriyor.
Bu filmin kariyerinizdeki yeri nedir, ya da ne olacak?
İleriye dönük konuşmak istemem. Film daha yeni bitti. Filmi beğendim. Ama film biraz parçalanmış gibi geldi bana. Filmin senaryosu iyi bir festival filmine benziyordu. Şimdi daha ticari bir filmmiş gibi duruyor. Benim bir filmim Oscar'a aday oldu. Ondan dolayı da bu filmde oynadım. Benim için 'Balalayka', ilginç bir deneyimdi. Büyük bir festivale katılır, ödül alırsa bu sayede belki başka bir filmin önünü açar.
Bir oyuncu sürekli benzer karakterler etrafında mı dolaşır? Oyuncu değişince film de değişir mi?
Bazı yönetmenler oyuncuları serbest bırakır, kendilerinden bir şeyler katmalarını ister. Bir de bazı aktörler vardır her filmde aynıdır. Richard Gere, her filmde Richard Gere'dir. Ama Robert De Niro, Dustin Hoffman ve Al Pacino gibi oyuncular da her filmde bambaşka bir tipte çıkarlar karşımıza. Ben bunları örnek alarak her filmde farklı bir tip oynamak isterim.
Canlandırdığınız karakterler yaşamınızı etkiler mi? Yoksa yönetmen 'stop' deyince her şey biter mi?
Mesela 'Hırsız'ın o kadar dramatik bir senaryosu vardı ki rüyamda bile girerdi, bütün düşüncelerimi filmin senaryosu kaplardı. Oynadığınız rol sizi etkiler. Oyuncuların en büyük korkusudur bu. Bir oyunda annesi hastaneye düşen bir kızı canlandırıyordum.
Oyundan sonra annem gerçekten hastalanıyor. Hastanede sedyenin üzerinde onu taşırken birden 'Ben bunu daha önce yaşamıştım oldum. Mesela çoğu aktör Tanrı'yı, İsa'yı ya da şeytanı oynamak istemez. Çünkü etkiler.

Ama bu çok tehlikeli bir şey...
Uzağa gitmeye gerek yok, örneğin Kemal Sunal... Filmde bir tabut vardı, biz de Türkiye'deyken araba kazası geçirdik. Büyük tehlike atlattık. Her şey o tabuttan kaynaklandı! Ama genellikle biz bunları düşünmek istemeyiz.
'Balalayka'dan sonra Roy Scheider'la birlikte Kanada yapımı bir filmde başrol oynadınız. Oyunculuk kariyerinizde Hollywood'a doğru bir hedef var mı?
Kim istemez Hollywood'da oyuncu olmak... Sıradan filmlerde rol almak istemem ama örneğin Universal'den bir teklif gelse, sıradan da olsa kabul ederim. Neden? Çünkü bir Rus filmi ya da bir Türk filmi çoğunlukla sadece kendi ülkesinde izlenir. Ama bir Amerikan filmi dünyanın her yerinde izlenir, izlettirilir... Onun haricinde iyi bir film olursa nerede olursa olsun gider oynarım. Bana sorsalardı 'Türkiye'de bir filmde oynamak ister miydiniz' diye 'Hayır' derdim. Ama iyi bir senaryo geldi karşıma ve kabul ettim.
Şimdi, diyelim ki Hollywood'da yıldızınız parladı, o zaman da Ali Özgentürk size film teklifi getirse sıcak bakar mıydınız?
Kimse bilemez ne olacağını, bekleyelim görelim. Asla asla dememek lazım.
Sinema mı, yoksa tiyatro mu, hangisi daha ağır basıyor?
Son zamanlarda sinema daha ağır bastı ama ben tiyatroya dönmek istiyorum. Çünkü tiyatro insanı canlı tutuyor, besliyor. İleride sinemada iyi olabilmek için iyi bir besleme kaynağı...
Geçenlerde bir İngiliz gazetesinde şöyle bir haber vardı: İngiltere'de bazı oyuncular milyon dolarlar kazanırken bazı oyuncuların ise kirasını bile aileleri ödüyor. Bu, Türkiye'de de çok farklı değil.

Rusya'da durum nasıl?
Rusya'da oyuncular arasında bu kadar uçurum yok. Bazı oyuncular çok filmde oynadığı için iyi para kazanıyor. Oyuncusuna göre ücret tabii ki değişiyor ama uçurum bu kadar abartılı değil. Milyonlarca dolar alan yok. Tiyatroda 40 dolar ile 70 dolar arasında bir maaş alıyor bütün oyuncular.
Rusya'da da en çok izlenen filmler Amerikan filmi mi?
Ne yazık ki öyle. Sinema sahipleri doğal olarak para kazanmak istiyorlar ve Amerikan filmi gösteriyor. Ama son zamanlarda seyircilerin iyi Rus filmlerini özlediğini duyuyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.