![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Kimden yanayım? Başka konu-lar için konuşmak istemem. Ama benim gibi spor yazarı bir kişinin başlıktaki soruya vereceği cevap şu olacaktır. Ben, sporcudan yanayım. Ben, sporu bir amaç olarak değil, bir araç olarak kabul eden, daha iyi bir vatandaş ve takım arkadaşı olmada yardımcı, kişiliğini geliştirmede bir destek ve sağlığını korumada bir araç olduğunu kabul eden sporcudan yanayım. Yoksa para için rakibine tekme atan, fair play koşullarını hiçe sayan ve sporu sadece bir amaç kabul eden kişi, benim için sporcu değildir. Onun karşısında olmasam bile, kesinlikle yanında olamam.Yukarıda saydığım olumlu koşullara uyan bir tarzda spor yapan kişi, benim için gerçekten kutsaldır ve takdir edilmeye layıktır. Spor, herhangi biri tarafından, ancak zevk alındığında yapılan bir çalışmadır. Ama ilk önceleri büyük bir özveri ve sevgi ile başlayan ve bir tutku gibi, insan için bir alışkanlık haline dönüşen spor sonunda, şampiyon sporcuyu bekleyen bazı olumsuz sonuçlar da ortaya çıkabilir ve çıkmaktadır da... Bir sporcu, yanlış veya fazla antrenman sonucunda sakatlanırsa ne olur? Sakatlığını geçirebilecek doktorların peşinde dolaşır ve yaptığı spor popülerse ve takımında iyi bir yeri varsa, kulübü tarafından tedavi ettirilir. Bu olumlu niteliklere sahip değilse, ait olduğu sporu yöneten federasyonun da bu konuda bir harcama yetkisi olmadığından dolayı, sakatlığını kendi imkanları ile düzeltmeye çalışır. Sporunda milli olup olmaması, federasyonun sakatlık tedavisine katkısını sağlayamaz. Sakatlıktan da kötü bir olay bilek, dirsek vs. kırılmalarında ise sporcunun takımından mali bir yardım istenebilir. Türkiye'de resmen sporu yönetmek üzere kurulmuş olan spor teşkilatı, ayağı veya bacağı kırılmış bir milli sporcuya, tedavisi için, kurallara uyan bir maddi fon bulamaz. Bundan birkaç yıl önce, uluslararası bir kulüpler kros yarışmasında, kulüp yöneticileri tarafından sakat bilekle koşmasının ısrarla istendiği bir yarışmada, bileğini kıran ve bunun tedavisinde hiçbir yakınlık ve destek göstermeyen ve kulübünün ihmali nedeniyle, tüm spor hayatı sönen krosçu Melahat Kokart, tüm başvurularına rağmen, bir sigorta şirketi olan kulübünden yardım görememiş ve sakatlığı geçebilecek bir olgudan sakatlığa varan yolda kendi başına bırakılmıştır. Melahat, bence gerçekten bir simge ve bir örnektir. Bütün spor yapan gençler için demiyorum. Ama milli olmuş ve milli yarışmada sakatlanan bir sporcunun tedavi ve iyileşmesi işlemlerinin de Spor Bakanlığı ve Genel Müdürlük tarafından ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda kendisi ile konuştuğum sayın Bakan Ünlü, bir milli sporcunun böyle kötü bir durumda elinden tutulması gerektiğini söylerken, sanırım, Türk sporunda yepyeni bir yolun açılacağının müjdesini de veriyordu. Gelecek yıl, Sporcu Sigortası adı altında, milli sporcuların bu sorununu çözebilecek bir kanunla karşımıza çıkacak yetkililere şimdiden bütün sporcular adına teşekkür ederken, tüm desteği verdiğimi de açıklamak isterim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||