![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Kimi kime şikâyet ediyoruz? hdevrim@hurriyet.com.trCezaevlerinde giderek kapalı alanda iç savaşa dönüşen açlık grevleri faciasının kahramanları arasında beş de yazar var. "Arabulucu aydınlar" diye adlandırıldılar. Vaktiyle benzer davranışların itibar kazanma sebebi olduğu günler, olaylar da yaşamıştı. Bu defa öyle olmadı. Kamuoyu hemen de bütünüyle grevcilere karşı olduğu için miydi? Şirazesi bozuk Af Yasası teklifi, cezaevlerindekilere bir antipati duyulmasına sebep olmuştu da ondan mı, bilemiyorum. "Aydınlar"a karşı adeta husumet havası esti. Bu arada haklı bir eleştiri, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli'den geldi: "Bu girişimlerini gazetecilik işlevi olarak gerçekleştirmemişlerdi. Yani cezaevine gazetecilik yapmak için değil, arabuluculuk için gitmişlerdi. Ama dün gördük ki, arabulucu grubu içinde yer alan bir gazetenin iki yazarı, cezaevine girişlerini bir gazetecilik olayı olarak, röportaj halinde yazıyorlar ve o havada yayımlıyorlar" (Bizim Gazete, 21 aralık). Güreli haklıydı! Gazetecilik yönünden bir haksız rekabet olayıydı bu. Yani arabuluculuk girişimleri değil (bunu işgüzarlık sayanlar olsa da), ama gazetecilere girme yasağı konulmuş bir yere başka sıfatla girip, sonra o malzemeyi gazetecilikte kullanmaları yakışıksız bir davranıştı (Can Dündar, "Bayrampaşa tutanakları"; Zülfü Livaneli, "Ölüm kokan koğuşlar", 20 aralık, Sabah). Beş kişiydiler, dedim. İçlerinde bana en sevimli gelenin dediğine kulak veriyorum. Bakın ne diyor Can Dündar: "İçerinin isyan kokulu koğuşlarında ilk dakikada solunabilen ölümcül bir kararlılık vardı. Buradaki gözükaralığın, lider zoruyla, örgüt baskısıyla filan açıklanamayacağını sizler de gördünüz. (...) Açlıkta, yangında veya çatışmada ölerek ülkenin önünü açacaklarına inanıyorlardı. "Korkuyoruz, blöf yapmıyorlar. Bir çare bulunamazsa çok trajik olaylar olacak, dedik. Anlatamadık. "İçerideki bu kör inanca karşın dışarıda kahredici bir duyarsızlık vardı" (Sabah, 25 aralık). Başlığı "Anlatamadık" olan yazı, "Anlatamıyorum" diye sona eriyor. Gençler, terör olaylarına karışmaya başlayalı beri, diyelim ki, ailece bir evladımızı teröre kurban vereli beri, haberlerden ümidimi kestiğimden mi nedir, bu konuyla ilgili araştırma veya roman, ne bulduysam okumaya çalıştım. Fransa'da yayımlanan 1968 olaylarıyla ilgili kitapları, bu arada -insanı tanımada daha elverişli olan- birçok romanı hatırlıyorum. Benzerleri niye bizde yok? Biz ki hadiseler değil, düpedüz facialar yaşamaktayız... - Aydından beklenen, sıra arabuluculuğa gelmeden çok önce, yaklaşan tehlikeyi haber vermesi değil midir? İçeride kör bir inanç, dışarıda kahredici bir duyarsızlık varsa, kabahat karşı karşıya gelmiş bu iki taraftan çok, aradaki boşluğu vaktiyle dolduramayan bizlerde değil mi? İhtiyaç duyulan yerde gerekeni yapmak üzere harekete geçecek kamuoyunu oluşturamayanlar, bizler değil miyiz? İki tarafı kışkırtanlar da, bizden birileri değil mi? Şimdi kimi kime şikâyet ediyoruz. Evlere şenlik bir filmdi Dil Yâresi
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||