![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Kalaşnikof nasıl girdi? ismet.berkan@radikal.com.trCezaevi operasyonlarının başladığı gün Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, bakanlık kapısında yaptığı ayaküstü açıklamalardan birinde, "Bayrampaşa'da direniş var. İçeriden Kalaşnikof'la ateş ediyorlar" dedi. Hikmet Sami Türk bu sözleri sarf ettiği anda biz Radikal'in haber toplantısındaydık. Hepimiz donduk kaldık. Nasıl olurdu? Cep telefonu gibi, hadi tabanca gibi ufak şeyleri cezaevlerine sokmak belki mümkündü ama kocaman Kalaşnikof'u sokmak, nasıl mümkün olurdu. Cezaevleri konusunda hayli tecrübeli bir arkadaşımız, "Yok canım" dedi, "o kadar da değil. Bakan uyduruyor." Ancak birkaç gün sonra bakanın uydurmadığı ortaya çıktı. Gerçekten de içeride Kalaşnikof vardı. Hani çizgi filmlerde falan gösterilir, cezaevindeki adamın sevgilisi ya da annesi kocaman bir pasta veya ekmek yapar, içine de bir eğe gizler. Koca Kalaşnikof'u böyle pastanın içine gizleyerek sokmak mümkün olamayacağına göre, daha açık, daha net bir yöntem izlenmiş olmalı. Ben burada Kalaşnikof'u bir simge olarak kullanıyorum. Yoksa içeriden çeşitli tabancalar, cep telefonları ve hatta uydu telefonu çıktığını bilmiyor değilim. İçerideki benzin ve mazotlar da cabası elbette. Peki ama bunca şey içeri nasıl girdi? Cezaevinin dış güvenliğini jandarma sağlıyor. Cezaevine girecek herkes ve her şey teorik olarak jandarmanın denetiminden geçiyor öncelikle. Bu dış kapı geçildikten sonra Adalet Bakanlığı'nın cezaevi yönetimi devreye giriyor. İnfaz koruma memurları ve cezaevi müdürleri içeriden sorumlu. Yani içeriye bir çöp giriyorsa, öncelikle bundan jandarma sorumlu. Ardından da cezaevi yönetimi. Ve bugün biliyoruz ki içeriye bir 'çöp'ten çok ama çok fazlası girmiş. Ve emin olun bundan sonra da girmeye devam edecek. Benim anladığım kadarıyla İçişleri Bakanı Sadettin Tantan zaman zaman kendini bütün bu sistemin tümüyle dışından biri olarak düşünüyor ve eleştiriler yapıyor. Oysa Tantan'ın kendisi değilse bile bir buçuk yıla yakın zamandır bir numaralı yöneticisi olduğu bakanlığı, bu sistemin içinde. Cezaevlerinden şikâyet ederken Tantan'ın en önce dönüp kendi bakanlığı denetimindeki personele bir bakması gerekiyor. Öte yandan Adalet Bakanlığı'nın da sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söylemek pek kolay değil. İçeriye giren malzemenin hiç değilse bir bölümünün sorumluluğunun bu bakanlığın görevlilerine ait olduğunu söylemek gerek. O yüzden Radikal önceki gün ve dün, İçişleri Bakanı ile Adalet Bakanı arasındaki kavgayı eleştirdi, 'Birbirinizi şikâyet edeceğinize oturup bu işin nasıl daha iyi yapılabileceğini belirleyin' dedi. Başbakan Bülent Ecevit de dün, yeni yılda iki bakanı bir araya getirerek ortak çalışmalarının sağlanacağını açıklamak zorunda kaldı. Gerçekten de, ortadaki sorunun çözümünü ancak İçişleri ve Adalet bakanlıklarının ortak çalışması sağlayabilir. İki bakanlık kavgaya devam ederlerse, korkarım üç yıl sonra cezaevleri bir kez daha birkaç günlük bir 'hayat kurtarma operasyonu' sonrasında 'ele geçirilir.' 'Kalaşnikof içeri nasıl girdi' sorusuna verilecek dürüst cevap, cezaevlerine bir daha operasyon yapılmayacak olmasının garantisidir. Yeter ki, bu cevap dürüstçe verilsin.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||