Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
26 Aralık 2000

Bu savcının işlevi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın diğer savcılardan farklı bir işlevi var.
'Hukuk yoluyla anayasal düzeni ve ülke bütünlüğünü savunmak...'
Zaman zaman endişelenen kesimlere usanmadan yineliyorum; bu misyonda görev almış kişi ve kurumlar üzerlerine düşeni yaparlarsa, sistem işlerse, hiç arzulamadığımız Türk Silahlı Kuvvetleri müdahalesi neden olsun?
Türkiye yakın geçmişte çok önemli bir süreç yaşadı.
Refah Partisi isimli bir siyasi parti 'Anayasa'ya aykırı faaliyetlerde bulunduğu için' kapatıldı.
Bu kararı alan Anayasa Mahkemesi'ni Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı harekete geçirdi.
Söz konusu dava büyük özellik taşıdığından başsavcı sorunu kamuoyu nezdinde de savunmak, kamuoyuna tanıtmak zorunda kaldı.
Böylece 'medyatik' oldu.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Beğenmeyen eleştirir. Beğenen de över.
Eleştirilerde hak payı olabilir.
Ama içerik, hedef, misyon önemli ise başarılı olduğu görevine devam olanağı tanınmayan savcıyı övmek gerekir.
Giden savcının davaya içtenlikle sarılması, içeriğinden ödün vermeye yanaşmaması kolay unutulmayacak bir örnek oluşturmuş, aynı misyonla görevli birçok kesim ile birlikte aynı inanca sahip halk kitlelerini de rahatlatmıştır.
Gidenin yerine tayin edilen yeni savcının işine başlarken 'Medyatik olmayacağım' sözcüklerini kullanması talihsizlik olmuştur.
Gidenin görevine devam ettirilmemesi Anayasa'nın temel prensiplerini pek paylaşmayan kesimleri memnun edince gözler gelene çevrilmiştir.
'Medyatik olmama'nın ilk mesajı oluşturması ciddi soru işaretleri yaratmıştır.
Demokratik, fikir özgürlüğünün, medya özgürlüğünün olduğu bir ülkede Anayasa suçu işleyen bir siyasi partinin kapatılması gerektiğini ortaya koyup kamuoyunu ikna eden, yasal rejimi savunan bir savcı 'medyatik' mi olacaktır?
Cumhurbaşkanı'nın tercih ettiği yeni Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı hakkında yaratılan sis kendisini yakından tanıyan kimilerini çok rahatsız etmiş görünüyor.
Kişiliklerine saygı duyduğunuz kimselerden de mesajlar alıyoruz.
"Sakın yeni başsavcı hakkında kuşku duymayın. Kendisini, üniversite yıllarından bu yana yakından tanıyoruz" diyorlar.
Kişiliklerinden kaynaklanan güvencelerin yetmeyeceğini düşündüklerinden, 23 Eylül 1999 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış bir makalesini fakslıyorlar.
Makale, Kemalist çevrelerde büyük tepkiyle karşılanmış olan Yargıtay Başkanı'nın 1999 adli yılı açış konuşmasına, verilen yanıt ile ilgili.
O günlerin Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı, şimdi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Atatürk ilkeleriyle ilgili görüşlerini yazısında açıklıyor.
Bunlara sahip çıkıyor, aksine fikirler öne sürmüş olan Yargıtay Başkanı'nı alabildiğine, ciddi bir üslup ile eleştiriyor.
Parti kapatmanın mümkün oluşunu '... demokrasilerde demokrasiyi yok etme özgürlüğü yoktur' inancına bağlıyor.
Din okulları açmanın 'öğrenim birliğinin kalkmasına yol açtığını' söylüyor.
"Konuşmanın (Yargıtay Başkanı'nın) din ile devlet ilişkisine ait bölümünde Türkiye'nin toplumsal ve tarihsel gelişimi gözetilmeden yapılan değerlendirmeler de gerçeğe uygun düşmemiştir. Laiklik demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur" diyor.
Yargıtay Başkanı'nın konuşmasını '... devlet ve cumhuriyet olgularını kötülemek ihtiyacı içinde ...' yaptığını '... yapay biçimde hukuk devleti-hukukun üstünlüğü ve cumhuriyet-demokrasi kavram ayrılığı' yarattığını vurguluyor.
Bunları yeni görevine getirilmeden bir yıl önce ifade etmiş olmasından, şimdi yeni başsavcının kişiliğinin umut verici olduğunu belirlemek için yararlanılıyor.
'Kişiyi belirleyecek olan işidir' söylemindeki gerçeği kabullenmek gerekir.
Emekli oluncaya kadar; iki buçuk yıl, yeni başsavcının Atatürk ilkeleriyle şekillenmiş Anayasa'yı koruma görevini nasıl yapacağını hep birlikte göreceğiz.
Umarız, şimdi kimi kesimlerce 'medyatik' bulunan, yerini aldığı arkadaşını aramayız.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.