![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yükselen 'lüks'ün karanlık yüzü Binyıllar, yüzyıllar geçiyor, insanlık iki şeyden vazgeçemiyor: şiddetten ve lüksten, yani kıyıcı iktidar hırsından! Şiddet üslup değiştiriyor, ama hep var, pusuda bekliyor, zaman zaman örtük, dolambaçlı yolları da bırakıyor, hep bir bahanesi var, sonunda hep o 'haklı' çıkıyor.Lüks de hep var; insanlığın birbiri üzerinde tahakküm kurma hırsının bu diğer şekli, şiddetten daha masum değil! Sadece daha sinsi! İlk bakışta karşı çıkılacak bir yanı yok gibi veya karşı çıkmanın bir yolu yok gibi. Bu marazi ezme hırsının karşımıza çıkış biçimi çoğunlukla fazlasıyla masumluk iddiasında; 'peri masalı gibi düğün', son günlerde Madonna ve daha önce, benzerlerinin, düğünlerin sunuluş biçimi bu! Düğün vesaire çerçevesinde hikâye edilen olaylar peri masallarını hatırlatıyor hatırlatmasına da, bu onların masum olduğu anlamına gelmiyor. Kim demiş peri masalları masumdur diye? Peri masalları, muhteris yoksul kızlarının altına, yakuta, zümrüte, taca, tahta kavuşma hayalinden başka nedir? Lüks, yani ezici, marazi bir üstünlük vurgusu peşinde tüketme, eskiden yoksul olan biri tarafından sergilendiğinde neden masum olsun? Bazıları için ise, tam tersine takılıyorlar, yani lüks, 'sonradan görmelerin' hak ettiği bir şey değil, çünkü onlar nasıl tüketeceklerini hakkıyla bilmiyorlar! Sanki bilseler sorun kalmayacak. Aslında mesele kimin, hangi maharetle tükettiği değil; neden delice tükettiği ve lüksün neden son zamanlarda tam gaz geri döndüğü! Modern öncesi toplumlarda, efendiler binlerce, yüzlerce kişinin emeğini bir sofrada tüketmeyi doğal hakları sayarlardı, sanayi sonrası toplumun insanlık anlayışı giderek o günlere geri 'ilerliyor!' İktidarın şimdiki birimi olan paraya sahip olanın canı ne isterse yapması doğal sayılıyor. Kimse, bu ayrıcalıklar satın alma, ayrıcalıklarla etrafı ezip geçme hırsının nasıl bir insanlık hali olduğunu sorgulama gereği duymuyor. Yani lüks eski meşruiyetine kavuşuyor. Aşırı lüks ile şiddetin kalkış noktası aynı; iktidar ve tahakküm hırsı. Ve bu ikisi aslında her zaman iç içe, birbirleriyle varlık buluyorlar. Türkiye'de vergisini vermeyip, vur patlasın çal oynasın para harcayanlardan, binlerce insan bir yılı aşkın deprem çadırında otururken, buna aldırmadan kendini eğlenceye verenlerden, birçok insanın bir aylık maaşıyla gönül rahatlığı ile bir akşam yemeği yiyenlerden bahsetmiyorum, o da bayağı ve yürek bulandırıcı bir konu. Bir an için Türkiye darboğazından çıkalım, mevcut tablo insanlık açısından da iç açıcı değil! Hayasızca tüketmek, bir düğün için ortalığı birbirine katmak, bir yanıyla eski bir iktidar hastalığının dışavurumu, diğer bir yanıyla ise, postmodern bir şımarıklığın, dünyayı umursamamanın, insanlıkla bağ kurmayı reddetmenin ifadesi. Bu magazinel ve istisnai bir olay değil; siyasi olarak ciddiye alınması gereken bir eğilimin örneklerinden biri. Geçenlerde, şiddet içeren sporlar olarak boks ve avcılığın yasaklanması kampanyasına karşı çıkan bir İngiliz yazar, çok isabetli olarak tutumunu lüksle paralellik kurarak savundu; 'nasıl dünyanın yarısı açlıktan ölürken diğerlerinin lüks lokantalarda yemek yemesini akılcı biçimde açıklayamıyorsak, boks ve avcılığı da bu zeminde açıklamak durumunda değiliz! dedi. (Stephen Moss, The Guardian, 19 Aralık 2000) Moss çok haklı, lüksü açıklamak zorunda değilsek, şiddeti de açıklamayı reddedebiliriz. Modern toplumun kontrol altına alma iddiasında olduğu, insanlığın iktidar ve tahakküm hırsının bu iki ilkel biçimi, postmodern toplumda giderek yükseliyor, bu bir tesadüf değil, siyasi olarak ciddiye almamız gereken bir gelişme.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||