Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
26 Aralık 2000

İnönü'lü günler

Kırk beş yıl kadar önceleri, CHP İstanbul Haysiyet Divanı Başkanı, Lozan sonrası Türk-Yunan Mübadele Komisyonu'nun genç kâtibi, kendisi de 'mubadil' olan Rasih Turhan'dı. Partiye kaydolduğum günlerde ilçemizin -Beyoğlu- yönetim kurulu üyesi olan Rasih bey, ilk siyaset derslerimi çıkardığım sohbetlerinden birinde, 'Atatürk'lü günler' diye başlayıp, gençliğinin dünyaya meydan okuma duygularını, iç güvenlerini anlattığını hatırlıyorum.
Ona göre, her gence Cumhuriyet'in sahibi olma duygusunu Atatürk vermişti. Sözlerine bakılırsa, her gün Atatürk'ten görev alıyor, ona tekmil veriyorlardı. Sanki, Rasih bey o günleri Atatürk'le birlikte geçirmişti. 'Atatürk'lü günler'in gençleri hep onu duyar, onu görür, onun yaptıklarına ortak olurlarmış!
Bu anıları dinlediğim günlerde ben 'İnönü'lü günler'imi yaşıyordum.
Menderes-Bayar ikilisi, iktidara geldiklerinden bir-iki yıl sonra, tedirginlik içine girdiler. 1954 seçimine altı ay kala, CHP'nin elinde ne varsa alındı, halkevleri kapatıldı. İnönü'den çekiniyorlardı, onu etkisiz bırakmak istedikleri belliydi. Malatya'da, kendi deyimiyle 'resmine karşı makineli tüfekle askeri harekat tertip' ettiler.
Toplumbilimcilerin kanunu doğrulandı, halk iktidarın baskısına direndi, haksızlığı kabul etmedi. CHP Gençlik Kolları da o yıllarda kurulmuştur.
O yıllar başlayan benim 'İnönü'lü günlerim', İnönü CHP Genel Başkanlığı'ndan ayrılana kadar sürdü. Onunla birlikte yaşıyor, onu işitiyor, hissediyorduk!
Bize göre ülkenin durumunu, ne yapılması gerektiğini, yapılması gerekenlerin karşılaşacağı güçlükleri, nasıl yapılabileceğini gören ve bilen, kısa ve uzun vadeli planı olan, bunları saklamadan anlatan İsmet Paşa'ydı.
İktidarın seçimlere hazırlık yaptığı 1953 yılında, kongre mesajlarını da sayarsak, yayımlanan konuşma sayısı 30'un altındadır. Seçim yılı 1954'te ise 40'tan fazla değil. Bu sayıları günümüz parti başkanlarıyla karşılaştırmak için hatırlamadım, ne kadar az konuşmayla yetinmemiz gerektiğini anlatmak istiyorum, yoksa onu bugünkülerle aynı kaba koymam çok güç!
Paşanın konuşmalarını o yıllarda yoğun bir dikkatle okur, anlamaya çalışır, etrafımızla tartışırdık. İnönü'lü günlerde, sinema, ders gibi özel konularımız arasına paşanın söyledikleri de girerdi.
Sözlerini kabul etmediğimiz de olurdu. Daha çok iktidarı yumuşak üslupla eleştirdiğimiz zaman, adeta küserdik. Bize göre daha sert, kırıcı olmalıydı. İsterdik ki, Menderes'i mahcup etsin, hatta küçük düşürsün. Bir keresinde Kasımpaşa bucak başkanı Hakkı bey, "Beyler, bu adam seçim kazanmak istemiyor!" diye bağırmıştı.
Kızdığımız günlerin ertesi günü, yine onunla, güven içinde yaşamaya başlardık. Üniversiteyi bitirdim, çalışmaya başladım, yıllar hep böyle devam etti...
Bugüne kadar, bir gün bile, nokta kadar o günlerimden mahcup olmadım.
İnönü'lü günlerde bu memleketin bir sahibi vardı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.