Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
29 Aralık 2000

Onun masasında her gün savaş var

İşadamı Nejat Çuhadaroğlu 6 yaşından beri maket yapıyor. Sinema yönetmeni titizliğiyle çalışan Çuhadaroğlu, bir 'an'ı baştan yaratıyor
Haber ResmiGÖKSAN GÖKTAŞ
İSTANBUL - "Topsuz, tüfeksiz olsa da, iş dünyası da başka türlü bir savaş arenası aslında. Rekabeti kazanmak için savaş veriyoruz. Ordu önce cephanesini hazırlar, askerini eğitir, stratejisini geliştirir ve 'saldırı' emrini verir. İş dünyasında da böyle. Firmalar rekabet öncesinde teknolojisini, malını, makinelerini hazırlar. Malı üretmeye başlar. Sonra piyasaya çıkar, yani saldırıya geçer..."
Çocukluğundan beri maket tutkunu olan Çuhadaroğlu Holding'in Yönetim Kurulu üyesi Nejat Çuhadaroğlu, savaş ve iş dünyası arasında böyle bir benzerlik kuruyor. Çuhadaroğlu'nun yaptıkları alalâde uçak ya da gemi maketleri gibi değil. 'Bizim bildiğimiz' maketlerden yapmıyor yani. Maketlerin üzerinde bir sinema yönetmeni gibi çalışıyor. Özellikle 2'nci Dünya Savaşı'nı konu alan mizansen maketleri bir savaş filmini anımsatıyor. Parçalanmış tanklar, yaralı askerler, esir alma sahneleri, yere çakılan bir savaş uçağı...
Çuhadoroğlu'nun tarihi gerçeklerden yola çıkarak yaptığı savaş maketlerinde dönemin asker üniformaları, tank ve silah modelleri de gerçeğe uygun.

Maket tutkusu nasıl başladı?
İlk maketimi 1973'te, altı yaşımdayken yaptım. Her küçük çocuk gibi benimki de bir uçak maketiydi. Aslında dünyada makete başlama yaş ortalaması dört falan. Annem güzel sanatlar akademisi mezunu. Babam da yüksek mimar, çizgiye, detaya yatkınlığı var. Bu yetenekler bana da geçti. Çocukken izolasyon macunuyla yılanlar falan yapardım. Yine aynı dönem müthiş bir çizgi roman hastalığı başladı ben- de hâlâ da sürüyor. Çizgi romanın hayal gücümü geliştirdiğini söyleyebilirim.

Peki niye özellikle savaş maketleri yapıyorsunuz?
Çocukluktan kalma bir şey herhalde. Erkek çocukların favori oyuncağı silahtır. Genelde asker olmak istiyorum derler. Çocukken büyüyünce işadamı olacağım demezler erkekler. 'Sen şiddetten hoşlanan bir tip misin' diye sorarlar mesela. Bence meseleye bu kadar basit ve dar kapsamlı bakmamak gerekiyor. Bir kere savaş olgusunun içinde ciddi bir felsefe var. Savaşın içinde dünyada tanık olduğunuz bütün kavramlar mevcut. Hayatta ne varsa savaşta da o var.
Şiddet, gerilim, macera, kazanma hırsı, kıskançlık, korkaklık, vahşet, trajedi, şefkat, acıma duygusu... Savaş da hayat kadar gerçek, hayat kadar saçmadır bazen. İnsanlar da bir gün çok iyi geçindikleri, canciğer oldukları biriyle, diğer gün düşman olabiliyorlar. Savaş aslında insan doğasının trajedisi... Ben de maketimle bir durumu, anı yansıtmak istiyorum.

Dikkat ettiğiniz detaylar neler?
Mesela bir maketim var. 2'nci Dünya Savaşı... Yıl 1943. SS birlikleri ve Rusların ciddi bir çarpışması olmuş o sene. Rusya'da bir köy evi var. Rus tarzında, kütükten yapılmış bir köy evi. Mevsimlerden kış. Yerde kar var. Ama kar yağmıyor. Yerdeki kar hafif çamurlaşmış yani. İşte o kar çamurunu yaparken bile dikkat ediyorum. Gerçekçi olması lazım. Yaptığım işi 'oyuncak maket'ten ayıran da bu zaten.

İş dünyasında nasıl bir savaş var?
Futbol bile ne kadar takım oyunu dense de, o takımı yöneten birileri var mutlaka. Ama mesela Fenerbahçe'deki gibi beş-altı tane 'general' olursa durumlar karışır. Çokbaşlılık iyi bir şey değildir. İş dünyasındaki savaşta başarılı olabilmek için de kurumsallaşmak şart. Bunun için yetki ve organları dengeli ve doğru bir biçimde dağıtmak gerekiyor.

17 Ağustos maketi
"Son dönem savaş dışında maketler de yapıyorum. 17 Ağustos depreminden sonra bir maket yaptım. İki balıkçı, tekneleriyle lüfer avına çıkmışlar. Lüksleri yanıyor. Rakıları, mezeleri önlerinde duruyor. Sandalın arkasında bir gazete var. Manşette 'Yüzyılın Felaketi' yazıyor. Hayat devam ediyor yani... İşte bu tarz, yaşadığımız dönemi, anı belgeleyen maketler yapmaktan da hoşlanıyorum. Bir de balina avı enstantenesinin maketini yaptım. O da bayağı iddialı bir çalışmamdır."


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.