Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Ocak 2001

Filistinli mahkûmlar da özgürlük arıyor

Onlar, Filistin davasının Türkiye'de sahiplenilmesini getiren ilk eylemi gerçekleştiren dört gençti. Türkiye'de gündeme gelen son af sayesinde cezalarında büyük oranda indirim yapılsa da henüz özgürlük kapısından geçemediler. Ama sona az kaldı
Haber ResmiAYŞE KARABAT
'Filistin Devriminin Kanatları' örgütünden dört gerillaydılar. 1979'da Türkiye'ye geldiler, hapse girdiler ve 22 yıldan beri cezaevindeler.
Mervan, Mustafa, Hüseyin ve Muhammed Türkiye'nin dikkatini Filistin sorununa çeken Mısır Büyükelçiliği baskınını gerçekleştirdiklerinde henüz 20'li yaşlarına bile girmemişlerdi.
İsrail ve Mısır arasında yapılan Camp David anlaşmasına karşıydılar, Türkiye'nin de bu anlaşmaya karşı çıkmasını istiyorlardı, Mısır'da hapiste arkadaşları vardı, işte onların serbest bırakılmasını talep ediyorlardı, bir de Türkiye'de Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Temsilciliği'nin açılmasını. Nitekim düzenledikleri baskından birkaç ay sonra FKÖ Türkiye'de ilk kez temsilcilik açtı. Baskın sırasında özel uçakla getirtilen ve pazarlıklarda arabulucuk yapan Ebu Firaz, Türkiye'deki ilk FKÖ temsilcisi oldu ve 10 yıl bu görevde kaldı.

Bir gün mutlaka özgürlük
Filistinli dört gerilla Türkiye'de çıkarılan yasayla birlikte Şartla Tahliye'yle özgürlük yolu bekliyor şimdi Bilecik Cezaevi'nde. Yargıtay'ın da onayından geçen kararla sanıklardan Mervan Sebanu, iki kez idam, 34 yıl ağır hapis cezası, Mustafa Beşeyşi iki kez idam 19 yıl ağır hapis cezası, Muhammed Dip Ebu Zerad ve Hüseyin Abdullah ise ikişer kez idam 14'er yıl da ağır hapise mahkûm edildiler. Şartla Tahliye Yasası'ndan ise ancak kısmen yararlabildiler.

Kemik testiyle ceza
Başsavcılığa göre iki Filistinli mahkûmun dört ay, diğer ikisinin ise ancak 1.5-2 yıl sonra tahliye olabileceklerini söylüyor. Filistinlilerse, hemen tahliye istemiyle karara itiraz etti.
Radikal, büyük yankı yaratan elçilik baskını sırasında yaşları 17-18 olan, ancak kemik testiyle yaşları büyütülerek cezalandırılan Filistinlilerin izini Bilecik Cezaevi'nde buldu ve bayram öncesi çıkan Şartla Tahliye Yasası sonrası durumlarını araştırdı. Yasanın yayımından hemen sonra avukatları Halit Çelenk'i telefonla arayarak 'Cezaevi yöneticileri bizim de tahliye olacağımızı söylüyor, birkaç güne kadar çıkacağız' diyen Filistinli dört mahkûmun bu umutları şimdilik gerçekleşmedi.

Ha cezaevi ha Gazze
Bundan beş yıl önce, Oslo anlaşması imzalandıktan bir süre sonra, Marvan Sebanu ve Muhammed Dip Ebu Zerad, "Bize daha ihtiyaç var. Bizim davamız var, gideceğiz, bakacağız Filistin'e. Bakalım durum nasıl. Bizim bayrağımız havada dalgalanıncaya, istiklal marşımız Kudüs'te çalınıncaya kadar da devam edeceğiz. Yoksa gelecek kuşak Filistinliler de bizim gibi teneke evlerde doğacak" demişlerdi. O zaman tam 16 yıldan beri cezaevindeydiler. Bütün bu yılları Filistin'i düşünerek geçirdiklerini, Türk otoritesine sonuna kadar saygılı olduklarını ve bu kurala göre davrandıklarını, kendi aralarında bile yanlış anlaşılmasın diye Türkçe konuştuklarını ve bu nedenle Arapçayı bile neredeyse unuttuklarını da anlatmışlardı.
Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin'in öldürülmesi hakkında ne düşündükleri sorulduğunda ise, önce yorum yapmak istememiş, sonra da, "Düşmanımızdı ama üzüldük, çünkü barış yolunda adım atmıştı o. Bunun bedeliydi öldürülmesi" demişlerdi. O zaman Sinop Cezaevi'ndeydiler ve "Ha Sinop Cezaevi ha Gazze. İsrail istiyor, Gazze'yi kapatıyor kimse dışarı çıkamıyor" yorumunu yapmışlardı.

Kıdemli mahkûmlar
Filistinlilerin Türk cezaevlerinde en uzun süre kalan yabancı uyruklu mahkûm oldukları konuşuluyor. Gerillaların geçen 21 yılda serbest bırakılmaları için yapılan 'diplomatik' kulisler de belki de şimdi bütün etkinliğini yitirmiş olan, kısaltmış adı 'Şimşek' anlamına gelen 'Saika' örgütünün Suriye kontrolünde faaliyet göstermesi nedeniyle etkili olmadı. Ancak 1991'deki şartlı tahliyeden yararlanarak idam edilmekten kurtuldular.
Bilecik Başsavcılığı yetkilisi, dört Filistinlinin dosyalarının mahkemece değerlendirildiğini ve 10 yıllık ceza indiriminden kısmen yararlandırıldıklarını anlattı. Hükümlülerin suçları arasında iki kişi öldürmek, Türkiye'nin başka ülkelerle olan ilişkilerini bozmak, Türkiye'yi savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakmak, özgürlükleri kısıtlamak, Türkiye'ye bomba sokmak ve nakletmek de var. Bilecik Başsavcılığı yetkilisi şunları söylüyor Filistinli mahkûmlar hakkında:
"Bu kişiler 1991'deki Şartlı Tahliye Yasası'ndan da yararlanmışlar, idam cezaları hapse çevrilmiş. Biz de hesaplama yaparken, önce kapsama giren suçlarından indirim yoluna gittik, sonra diğer cezalarının da önceki yasa uyarınca beşte birini çekmeleri gerektiğini dikkate aldık. Buna göre cezaları birbirine yakın olan ikisinin yaklaşık dört ay, diğerlerinin ise 1.5-2 yıl daha cezaevinde kalmaları gerektiği sonucuna ulaştık."
Durumları kendilerine iletilen Filistinliler, bu karara itiraz ederek, ceza indirimi yoluyla bir an önce salıverilmelerini istedi. Başsavcılık yetkilileri itirazın en yakın ildeki mahkeme sıfatıyla Eskişehir Ağır Ceza'da ele alınacağını, bunun sonucuna göre uygulama yapacaklarını söyledi. İtiraz dört Filistinlinin lehine kabul edilirse tahliye olabilecekler. Reddedilmesi halinde ise konu temyiz yoluyla Yargıtay'a götürülebilecek.

İlk elçilik baskını
Dört Filistinli gerilla 13 Temmuz 1979'da basmışlardı Mısır Büyükelçiliği'ni. Aralarında Mısır Büyükelçisi ve yedi Türk'ün de bulunduğu 20 kişiyi rehin almışlardı. Elçiliğe girerken silahlı bir çatışma da çıkmış, bu çatışmada polis memuru İrfan Kocabaş ve bekçi Ali Babacan ölmüşlerdi. Mahkemede polis memuru ve bekçinin duvardan seken mermi çekirdekleri ile öldükleri öne sürülse de bu sav kabul görmedi. Sebanu ve Ebu Zerad beş yıl önceki konuşmamızda bekçi ve polis memuru için üzüldüklerini ama elçilik baskını eyleminden pişman olmadıklarını söylemişlerdi. Ölen polis memurunun eşi ise, 'Filistin mücadelesi uğruna eşinin öldürümesini kabul edemeyeceğini, eşi öldürüldüğünde üç kızı olduğunu ve dördüncüsüne hamile olduğunu, Filistinlileri eline verseler öldüreceğini' söylemişti.
Filistinlilerin eylemi Türkiye'deki ilk ve son elçilik baskınıydı. O dönemde de Başbakan olan Bülent Ecevit'in yanı sıra, dönemin İçşileri Bakanı Hasan Fehmi Güneş de baskından sonra elçilik binasının karşısındaki binada operasyonu bizzat yönetmişlerdi. Elçilikten kaçmak için pencereden atlayan iki kişiden biri de yaşamını yitirmişti baskın sırasında. Pazarlıklarda arabuluculuk yapan Ebu Firaz, Suriye'den getirtilmişti. Filistinliler uçak isteseler de bu taleplerinden vazgeçtiler sonra. Bir ara istekleri gerçekleşmezse rehineleri teker teker öldürecekleri tehdidini de savurdular. Gerillaların yemeklerini de dönemin Emniyet Genel Müdürü kendisi götürdü. Güneş'in adil yargılama sözü vermesinden sonra, Filistinliler teslim olmayı kabul ettiler. Ama tuzağa düşmekten, teslim olurken öldürülmekten korkuyorlardı. Bunun üzerine Güneş onlara "Sizi ben teslim alacağım. Sizi vurmaları için önce beni vurmaları gerekecek" sözü verdi.
Ebu Firaz'la birlikte elçilik kapısına gitti sonra. Filsitinliler teker teker çıkıp Güneş'i Filistin askerlerinin verdiği selamla selamladılar. Filistinlilerin lideri Sebanu, Güneş'in eline öpmek için sarıldı. Güneş de kendilerine adil davranılacağını ifade etmek amacıyla Sebanu'yu öptü.
Böylece kıyamet de koptu. Şimdiki İsrail-Filistin çatışmasını araştırmak için kurulan Uluslararası Komisyon'un bir üyesi olan eski Cumhurbaşkanı, o dönemdeki anamuhalefet partisi lideri Süleyman Demirel ağır eleştiriler getirdi Güneş'e. Sebanu ve Ebu Zerad ise Güneş'in başını yeteri kadar belaya soktuklarını söylemişler ve istemelerine rağmen ona mektup yazmaktan çekindiklerini anlatmışlardı.

Yitip giden hayatlar
Filistinli gerillaların şimdi Şartla Tahliye'den başka neler düşündüklerini öğrenmek mümkün olmadı. Sebanu nişanlıydı baskın sırasında, nişanlısı şimdi başka biriyle evli, çocukları var. Dört gerilla, yeğenlerinin sayılarını bilmiyor, aile büyüklerinden bir kısmını kaybettiler, Filistin-Türkiye ilişkileri o zamandan beri çok gelişti, örgütlerinin bağlı olduğu Suriye'nin Devlet Başkanı Hafız Esad öldü, Ebu Firaz Ürdün'de ticaretle uğraşıyor, Filistinliler cezaevindeyken dünya dengeleri değişti, SSCB yıkıldı, Avrupa Birliği kuruldu, Demirel emekli oldu, onlarca hükümet geldi geçti, iki şartla tahliye yasası çıktı ama İsrail-Filistin çatışması devam ediyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.