![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
İlk devrenin yıldız haritasıTescilliler, kadri bilinmeyenler, yeni parlayanlar, orta saha koşturucuları, golcüler, kaleciler, kendini geliştirenler... TANIL BORAFutbol liginin sezon sonu ve ortasında yapılan muhasebelerde, yıldız kırpma işinin vazgeçilmez yeri vardır: Devrenin yıldızı, kare ası, karması çıkartılır. Bu değerlendirme yakın zamanlara kadar doğrusu biraz yüzeysel yapılırdı. Kendini ayan beyan gösteren bir iki taşra kahramanı (esasen, çok gol atanlar) ilâvesiyle, büyük/oligarşik takımların şöhretleri esas alınırdı. Son yıllarda, yorumcuların incelemesi ve özellikle istatistik çalışmalarının katkısıyla, yıldızlar/parlayanlar değerlendirmesi terakki kaydetti. Futbolcular, değişik yönleriyle, faydalarıyla, vasıflarıyla mercek altına alınıyor; dolayısıyla nispeten az keyfî, daha çok yönlü bir yıldız haritası çıkıyor. İlk devrenin yıldız haritasını, "kare as", "altın karma", "Top 10" peşine düşmeden, iyice geniş mezhepli bir yaklaşımla çıkartmaya çalışalım. Çaresi yok, öznellik de olacak. Kadri-kıymeti zaten bilinenler, jenerik dolduranlar, yıldız kadrosundan maaş alanlar kategorisinden başlayalım. Bu kategoride yabancılar var-gayrıihtiyarî bir kare as: Jardel, Hagi, Nouma, Rapaic. Bu kare as, sezon başı beklentilerini gerçekleştirdi sayılır; "tribünleri ayağa kaldırdılar", heyecan yarattılar, saha dışında da futbol åleminin didişme, dedikodu, magazin ihtiyacının büyük kısmını kendi başlarına temin ettiler. Hagi ve Nouma'nın performansında, ilâveten gerilim ve "kriminal" unsur var. Hagi, sanatının son demlerini göstermeye dönük coşkun arzusu ile, "beni üç kuruşluk adamlarla muhatap etmeyin" nadanlığı (biraz da gücünün sınırları) arasında asabiyete giriyor. Nouma, eski "gezegen santrfor"ların hayalinin erişemeyeceği bir seyyâriyet içinde, olağanüstü bir yararlılık, bir ağırlık, hırs ve "stil" koyuyor ortaya; ama işler kötü gittiğinde kendini tutamıyor, saldırganlaşıyor. Jardel, kendisinden bekleneni fazlasıyla yapıyor, sinir ede ede gol atıyor, "golcü" hâlesiyle geziyor, ama "stili" onca gole rağmen pek heyecansız, pek karizmasız, yalan mı? Bu dörtlünün en gerilimsizi, Rapaic, üstelik de gol tesirli virtüözlük gösterileri sergileyip -Baliç'ten rol çalarak!- Fenerbahçelileri mest etti; Fenerbahçelileri mest etmek de tek başına yıldızlık garantisidir! Yabancılardan konuşurken, çok gösterişli değil ama çok faydalı bir kare as daha yapalım: Fenerbahçe'nin oyun yapısında ihmale uğramasına rağmen Andersson; sinir içinde orta üretmeyi sürdüren Beşiktaşlı Münch; Trabzonspor'un İskandinavyalar'da ararken Palandöken'de bulduğu "dağıtıcı santrfor", Alexander Löbe; Yozgatspor'da mükemmel bir kontratak tatili yapan Preko. Kadri bilinmeyen yıldızlar kategorisinde, Ergün Penbe bu sezonun ilk devresinin kahramanıdır: Devamlılık, daima takım oyununu kollamak, her topu maksatlı kullanma gayreti, zerafet. Yeni kuşağın yıldızları, marifetlerini sergilediler ama "tam olamamalarıyla" dikkat çektiler. Emre Belözoğlu'nun bu sezon iyice parıldaması beklenirdi, pek öyle olmadı. Emre'nin sahada gadre uğrarken kendi de "uygunsuz hareketlere" meyletme gibi bir sorunu var, bir de galiba kişisel stratejisini çizmekle ilgili sorunu var. Nihat Kahveci, çok iyi girdiği sezonda, Beşiktaş'ın onu telef eden oyun sistemi nedeniyle bîtap düştü. Hem "Hakan Şükür tipi" özellikleri hem gol vuruşu yeteneği iki sezondur büyük merhale kaydeden (8 gol 7 asist!) Ümit Karan, -Gençlerbirliği'nin genel sorunu olan konsantrasyon dalgalanmalarına uğruyor. Ligin ilk devresinde, yeni kuşak yıldız adaylarında, Galatasaray'ın "orta saha bücürleri" geleneğinin damgası vardı: Orta sahada tedhiş yaratan ve gaspettikleri topla ne yapacağını da bilen enerjik oyuncular. Bu kategoride Trabzonsporlu Gökdeniz kapladığı alanın genişliği ve asist yeteneğiyle öne çıkıyor. Diğerleri: Samsunsporlu Tümer ve Mehmet Nas (maç eksiği var), cevheri Denizlispor'dan beri belli olan Trabzonlu Tamer, eğrisi düşmesine rağmen Beşiktaşlı İbrahim, aşırı koşu yükü nedeniyle topla oynama yeteneği körelmesine rağmen Gençlerbirliğili Ferdi. Gaziantepsporlu Batista ile, devrenin ortasında gelmekle beraber Rizesporlu genç Kamerunlu Alluci de bu çeşit oyuncular olarak dikkat çektiler. Keza, devrini doldururken kendini yenilemesiyle takdiri hak eden Ogün Temizkanoğlu'nun da verimini bu role borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Tıpkı buzdolabından çıkartılan Johnson gibi, Gençlerbirliği'nin kıymetini bilemediği Ankaragücülü N'gobe gibi. Orta saha personelinden, ön libero niteliği baskın iki kişinin daha hakkını vermek gerek. Denizlisporlu Tolunay, saygıdeğer bir diriliş gerçekleştirdi. Gençlerbirliği'nin Lierse'den aldığı Polonya tabiyetli Thomas Zdebel, top saklama ve terminal işlevi görmedeki meziyetiyle, büyük bir kıymet. Golcüler: Jardel'in gölgesinde, Bursasporlu Okan, Adanasporlu Cenk ve Gaziantepsporlu Fatih... Okan, takımının gollerinin % 62'sini (13/21) atması itibarıyla, en işlevsel golcü. Ama bu muhtaçlığın takıma gizli bir maliyeti de yok mu? (Bu vesileyle soralım: Sezon başında kâh Beşiktaş'ın kâh Fenerbahçe'nin "işini bitirdiği" söylenen Murat Sözkesen "bitti" mi?) Kestirme, kaba ifadesi "bencillik" olan bu şüphe, takımının gollerinin yaklaşık yarısını (12/27) atan Cenk için de geçerli. Dikkat: Fatih Tekke'nin 12 golünün yanında 7 asisti var ki birçok maçı "elinin tersiyle" oynadığını unutmayalım! Kalecilerin prensip olarak yabancı olduğu bu sezonun ilk devresinde, en başarılı iki kaleci de yabancı: Gençlerbirliği'nin pivot fizikli neşeli kalecisi Patrick Nijs ve geçen sezonki düşüşünü telâfi eden İstanbulsporlu Zdravkov. Sakatlanmasaydı, Çaykur Rizesporlu Suleymanou bu ikiliyi üçlüye tamamlardı. Bu mevkide en iyi yerliler, ceza alanı hakimiyetini ve zamanlamasını geliştiren -buna bağlı olarak Rüştüvârî sapmalar da yapan!- Gaziantepsporlu Ömer ve bir süre arkasında beklediği Şevki'nin uzun saç geleneğini sürdüren Yimpaş Yozgatsporlu Gökhan'dı. Farkında mısınız? Parlayan defans oyuncusu akla gelmiyor-yoksa millî takım Trabzonsporlu Osman ve -hâlâ!- Bülent Korkmaz'dan başka seçenekler bulabilirdi herhalde. Gaziantepsporlu Ramazan'la Mert, istikrarını koruyan orta kuşak oyuncular olarak dikkat çekti; Gençlerbirliği'nde de Beyhan-Ömer ikilisi "bu yaşta bu sorumluluk" mansiyonuna lâyık! Son olarak; bu derlemeye, kendini geliştiren iki oyuncuyu daha ekleyelim. Çaykur Rizesporlu Ümit Ozan, serbest oynayan hızlı hücum oyuncusu özelliğine, dolaylı bir oyun kuruculuk meziyeti ekledi. Ankaragücülü Yılmaz, gönülden ama darmadağınık oyununa akıl kattı, bir de basbayağı frikik ustası oldu!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||