Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Ocak 2001

Şu televole meselesi

ismet.berkan@radikal.com.tr
Sabah gazetesi iki gündür memleketi esir alan televole kültürü konusunu işliyor. İyi de ediyor. Konuşmaya gelince herkes televolelerden de magazin kültüründen de şikâyetçi. MİT müsteşarından gazete genel yayın yönetmenine kadar pek çok kişi, televole isminde simgeleşen magazinciliğin insanları kötü yola itebileceğini, 'öteki Türkiye'nin bu programları izleye izleye 'Komünist olabileceğini' vs. düşünüyor, düşündüğü yetmezmiş gibi bir de bu görüşlerini yüksek sesle dile getiriyor.
Peki ama başta Sabah gazetesi olmak üzere madem herkes karşı televolelere, neden bu neşriyat hâlâ devam ediyor.
*   *   *

Cumartesi günü Sabah'ta televole eleştirilerini manşetten okuyunca bir an 'Aa, galiba pazar günü Şamdan'ı vermekten de vazgeçecekler' diye düşündüm. Ama heyhat, dün Şamdan'ın kapağında aynı zamanda bu gazetede mülakat yazarı olarak da görev yapan Deniz Akkaya'yı yine 'dekolte' gördüm. 'Özgür kız' bu kez soru soran değil cevap verendi ve 'Sansürsüz konuşmuş'tu.
Kısacası sanki Sabah gazetesinin manşetini ve iki gündür göbeğindeki iki tam sayfasını hazırlayanlarla bu gazeteyi yayımlayanlar sanki ayrı kişilerdi ve aynı gazete içinde birbirleriyle gizli-açık bir savaş halindeydiler. Aynı yayın grubunun ATV'sinin 'televole'si 'Magazin Forever' (bu isme bayılıyorum) de yayınına devam ediyordu zaten.
Bir örnek vermeye çalışayım: Dünkü Şamdan'ın 6'ncı sayfasında Derya Tuna isimli bir hanımla ilgili bir haber vardı. Haberin üst başlığı aynen şöyleydi: 'Derya Tuna nerede, gazeteciler orada.'
Peki ama zaten tam da o sebeple o hanım 'haber' olmuyor mu? Yani başlığı okuyan, yazıda eleştirel bir şeyler boşuna aramasın. 'Con Ahmet'in Devri Daim Makinası' gibi. 'Biz çalar biz oynarız'ın eski ama yeni bir versiyonu daha. Bir hanımı gazeteciler takip ediyor, sonra da gazetecilerin takibi 'gazetecilik ürünü' olarak karşımıza çıkıyor. Bu arada hanımın resmi de basılıyor.
İşte aynı şey cumartesi ve pazar günkü Sabah gazeteleri için de geçerliydi. Televoleler eleştiriliyordu ama yanı sıra iç gıcıklayıcı televole resimleriyle birlikte.
*   *   *

Merak ettiğim bir şey var: Bir toplumu, ona rağmen ahlaklı ve 'düzeyli' yapmak mümkün mü?
Bu memlekette, başka bütün öteki memleketlerde olduğu gibi bir kısım medya kadın vücudu satarak yaşar. Bunun çeşitli düzeyleri vardır. Bazıları açıkça seks dergisidir, bazıları 'magazin'... Ama hepsi aşağı yukarı aynı şeyi yapar: Seks ticareti.
Bizde son yılların getirdiği önemli fark, en yaygın medyanın bu işe kalkışması. Çok küçük bir azınlığın yaşadığı dar bir hayatın başlıca hayat tarzı olarak tanıtılması bugün meyvelerini veriyor: Cuma cumartesi geceleri Etiler'deki o malum 'Bilmemneli Meyhane'lere 10'ar bin kişi gidiyor.
Yılbaşı gecesi balo salonunda eğlenenler ansızın meydanda elinde bira şişesi ya da ucuz şarapla eğlenenlerin dikkatini çekiyor ve sokaktakiler başlıyorlar balo salonunu taşlamaya. Bu da öteki meyve.
Ama öte yandan en şikâyetçilerimizin bile bu dergileri okumaktan ve bu programları izlemekten büyük zevk aldığını görüyoruz. Zaten adına 'rating' denen ve giderek bu ülkeyi yöneten başlıca güç haline gelen canavar da bu çok seyredilme durumunu doğruluyor.
Sabah gazetesi pazar günleri Şamdan ilavesini vermeye başladığında milyondan fazla satıyordu. Doğal olarak öteki büyük gazeteler de onu izlediler. Bir ara bu ilaveyi veren beş gazetenin pazar satış fazlası 2 milyonu buldu. Yani bu ilaveler sayesinde bu gazeteler 2 milyon fazla sattılar bir dönem. Bugün satış o kadar yüksek değil ama hâlâ göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir fark yaratıyor bu ilaveler. İşte o yüzden dünkü Sabah hâlâ Şamdan'la beraberdi.
*   *   *

Peki ama 'Halk istiyor, biz de veriyoruz' deyip işin içinden çıkmak mümkün mü? Yani, halkı halka rağmen ahlaklı ve 'düzeyli' yapmak mümkün mü?
Hayır bence mümkün değil.
Ama galiba Türkiye'de sorun zaten bu değil.
Türkiye'de halk medyanın ahlakını bozmuyor. Tam tersine medya halkın ahlakını bozuyor. Bu düzeysizlikler bu seviyede değilken halk depresyondan geberiyor değildi ki?
Bir de bu açıdan bakmak lazım galiba.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.