![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Maestro'nun fendi mine.saulnier@free.frAynı meslekten insanlar arasında pek yaygın olan kıskançlık, galiba yalnızca gerçek büyüklerin ya da düpedüz dâhilerin vazgeçebildiği bir duygu. Örneğin Stravinski, Liebermann ve Nabokov, üçü de müzisyen, üçü de besteci olmalarına karşı birbirlerini hiç kıskanmamışlar. Tam tersine, iki büyük üçüncü büyüğün, yani Stravinski'nin dehasını kabullenmiş, hayranlık beslemiş. Hem öyle bir hayranlık ki, müzik tarihinin belki de en hoş fıkrası, bu üçlü arasında yaşanmış. Fıkranın baş kahramanı İsviçreli besteci Rolf Liebermann, çağdaşı ve meslektaşı İgor Federoviç Stravinski'ye hayrandır ve 1962 yılında üstadın sekseninci doğum yıldönümünü özel bir biçimde kutlamak için harekete geçer. Liebermann o sıralar, Hamburg Operası'nı yönetmektedir. Dostu ve üstadı Stravinski'yi 80. baharını Hamburg kentinin düzenleyeceği etkinliklerle kutlamaya davet eder. 'Ateş Kuşu', 'Petruşka' ve 'Bahar Ayini' gibi başyapıtlarıyla ünü dünyayı tutan Rus asıllı Amerikalı besteci bayılır öneriye, hemen kabul eder. Rolf Liebermann kolları sıvar, Hamburg kentinin tüm yetkilileriyle görüşür, onaylarını alır, para sağlar, orkestralar ayarlanır, programlar yapılır ve bastırılır, kısacası Alman kenti Stravinski'yi müthiş bir müzik şenliğiyle karşılamaya hazırlanır. Derken, Hamburg'u onurlandırmasına bir ay kala Stravinski'den bir telefon gelir Liebermann'a. Ünlü bestecinin canı sıkkındır, arkadaşına SSCB'nin de onuruna 80. doğum yıldönümü kutlamaları düzenlediğini ve kendisini davet ettiğini anlatır. "Biliyorsun ben Rus'um! Yıllardan beri uzak olduğum ülkeme ilk kez çağırıyorlar. Senin için mahzuru yoksa yaş günümü Moskova'da kutlamak isterdim.." der. Liebermann yıkılmıştır, tüm hazırlıklar tamam, Hamburg topyekûn ayaktadır, ama ne yapsın? "Sen nasıl istersen" diye yanıtlar Stravinski'yi, ustayı rahatlatır ve tatlı tatlı konuşarak kapatır telefonu. Anında ABD'deki diğer büyük dostu ve meslektaşı, yine Rus asıllı besteci Nikolay Nabokov'a açar telefonu. Nikolay Nabokov, hem ünlü bir müzisyen, hem de 'Lolita' romanının yazarı Vladimir'in kardeşidir. Liebermann: "Sen Kennedy'yi tanıyorsun değil mi? Gelecek ay Stravinski 80 yaşına giriyor, Kennedy'yi arayıp üstat için özel bir kutlama yapılmasını önersen gerçekten çok hoş olur," der. Nabokov, İsviçreli meslektaşının dediğini ikiletmez. Stravinski'ye o da hayrandır, doğru koşar Beyaz Saray'a. Bir hafta sonra, Liebermann'ın telefonu çalar; ahizenin öteki ucunda Stravinski vardır ve canı yine pek sıkkındır. "Sorma başıma gelenleri," diye dert yanar. "Hani ben Moskova'ya gidiyordum ya 80. yaş günüm için, meğer Washington da kutlama yapacakmış, Kennedy'den davetiye aldım. Şimdi Rus davetini kabul etsem, bana kucak açan Amerikalılara ayıp olur. Washington'a icabet etsem, benim Ruslara. Acaba bu işi Hamburg'da yapmak için çok mu geç? Eğer Hamburg'a gelirsem, önceden söz verdim deyip, iki tarafı da gücendirmemiş olacağım!" Liebermann, önce vah vah, sonra hay hay çeker. Hayır geç değildir, o her şeyi ayarlayabilir! İçi rahatlayan ve Liebermann'a karşı minnet duygularıyla dolup taşan Stravinski sekseninci yılını, zaten hiçbir hazırlığın iptal edilmediği Hamburg'da kutlar sonunda, sevgili okurlar. Gördüğünüz gibi bazen gerçekler, öykülerden bile güzel olabiliyorlar. Hele birbirini sevip takdir eden insanlar arasında geçerse.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||